şükela:  tümü | bugün
  • philippa gregory'nin the other boleyn girl'un ardından cıkan romanı..yazar, katolik prenses mary ve protestan prenses elizabeth arasındaki taht kavgasını , ispanya'dan kacıp kimligini saklayarak yasamak zorunda olan, gelecegi görebilen , bu sebeple kralicenin kutsal soytarısı olmak zorunda bırakılan yahudi kızı, hannah'ın gozunden anlatmıs.
  • bir nevi the other boleyn girl'un devam kitabi. philippa gregory kitapta taht kavgalarina tanik oldugumuz kralice mary ve kralice elizabeth'in annelerinin hikayelerini - anne boleyn ve catherine the aragon - the other boleyn girl'de anlatmistir.
  • şukelalık değil de , oeehhlik bir kitap sanki.

    bir kitabın kolay okunabilirliği ile sürükleyici olması ayrı şeyler bence..
    the queen s fool , son derece kolay okunan bir kitap. yazarın kuvvetli bir kalemi ve olayların, karakterlerin insanın gözünün önünde canlanmasını sağlayan harika bir anlatım dili var..ama sürükleyicilik başka bir şey ve bu kitap kesinlikle sürükleyici değil...ilk 400 sayfayı resmen ben kendimi sürükleyerek okudum (sonrası kısmen daha akıcıydı), normalde iki üç günde bitireceğim kitap onbeş gün elimde durdu..

    öncesinde, son zamanlarda okuduğum en güzel tarihi roman olan the other boleyn girl'ü üç günde adeta içerek okumasaydım yine böyle düşünür müydüm bilmiyorum , ama the other boleyn girl'den sonra bu kitap bana son derece yavan geldi..sebebi de olayların hannah'nın ekseninde dönmüş olmasıydı sanırım..
    bir okuyucu olarak , kraliçe olma arzusuyla yanıp tutuşan iki kardeşin hikayesini okumak için bu kitabı aldım ama beklediğim hikayenin , üçüncü bir kadının hikayesinin arasına serpiştirildiğini görüp düşkırıklığı yaşadım.

    bu yüzden ortalamanın ancak bir gıdım üstünde bir tarihi roman bence...
  • prenses elizabeth in, tahta çıkacak kadar hırslı olduğunu bana aktaramamış yazar ya da çevirmen.şımarık yalancı hoppa yeni yetme genç bi kız canlandı gözümde kitabı okuyunca,umarım filmini çekreler ve umarım filmini çektiklerinde elizabeth i oynayacak kişi rolün altından kalkabilecek biri olur,
  • tek kelimeyle hiper kitap. 1 hafta boyunca devamlı tudor kabilesini düşünüp çevremde melekler görmeye çalıştım. elizabeth'in giydiği zümrüt yeşili elbiseden bahsetmiyorum bile!
  • philippa gregory'nin tudor serisinden türkçe'ye çevrilen ikinci kitabı.kirabın türkçe adı : kraliçenin soytarısı

    --- spoiler ---

    hannah green adında ispanyol göçmeni yahudi dönmesi bir kızın erkek kılığına girerek kraliçe mary'e soytarılık yaptığı dönemde yaşadıklarını anlatır.hannah zeki bir kızdır,mary çökerken elizabeth'i kendisine alıştırır ve yeni kraliçe'nin de gözde bir arkadaşı,eğlence kaynağı olur.serinin bence en güzel kitabıdır,o dönemde halkın çektiği sefaleti de görebilmek açısından oldukça gerçekçidir.serinin diğer kitapları gibi soylu kadınların ağzından anlatılmadığı için kimi zaman halk kimi zaman saray ele alınabilmiştir.

    --- spoiler ---
  • son kitapları henüz okumadım ama ilk 5 kitap arasında en güzel kitaptır..
    boleyn kızı'nı bile bu kadar heyecanla merakla okumamıştım, sadece taht olaylarıyla, kraliçeyle, prensesle kalmayıp hannah'nın hayatına da girilmesi benim için apayrı keyif verici bir durum.. öyle ki bakirenin aşığı kitabında bile adını okuyunca heyecanlanmıştım..

    ayrıca seriyi okumaya henüz başlamayanlara tavsiyem kronolojik sırayla okumaları..

    kronolojik sırası:
    1- the constant princess (mahkum prenses)
    2- the other boleyn girl (boleyn kızı)
    3- the boleyn inheritance (boleyn mirası)
    4- the queen's fool (kraliçenin soytarısı)
    5- the virgin's lover (bakirenin aşığı)

    çıkış sırası:
    1- the other boleyn girl (boleyn kızı)
    2- the queen's fool (kraliçenin soytarısı)
    3- the virgin's lover (bakirenin aşığı)
    4- the constant princess (mahkum prenses)
    5- the boleyn inheritance (boleyn mirası)
    6- the other queen (öteki kraliçe)
    7- the white queen (beyaz kraliçe)
    8- the red queen (kızıl kraliçe)
  • çağdaş ingiliz yazarlarından philippa gregory'nin 2003'te yayımlanan romanının adı.

    bu roman, gregory'nin beş kitaplık tudor serisi içinde en öne çıkanı değil ancak en çok tartışmaya açık olanı. bahsi geçen serinin filme uyarlanmış kitabı the other boleyn girl'ün gölgesinde kalmış olmasına rağmen ondan daha iyi yazılmış bir roman.

    ingiliz tarihine farklı bakış açıları getirmesiyle tanınan gregory, bu romanda ingiliz halkı tarafından pek sevilmeyen bir karakteri bambaşka yönleriyle ele almış ve onu "anlaşılabilir" yapmaya çalışmış.

    tarihte "kanlı mary" (bloody mary) olarak bilinen ve "ingilitere'ye ispanyol engizisyonunu getiren kraliçe" olan tanınan mary tudor, kendi ülkesinde engizisyon mahkemeleri kurdurarak protestan ve yahudilerin yakılmasına neden olduğu için ingiliz tarihinde sevilmeyen bir figür iken kardeşi birinci elizabeth farklı mezheplerin bir arada huzur içinde yaşamasına olanak sağladığı için bile fazlasıyla sevilen bir kraliçedir. işte gregory sevilmeyen kraliçe mary'yi "merhametli, doğru olanı yapmaya çalışan ve çaresiz" bir karakter olarak yansıtırken, elizabeth'i "flörtöz, çıkarları için her şeyi yapan ve güvenilmez" biri olarak resmediyor.

    yazarın kendi dilinden, "kraliçenin ona öğüt verecek bir annesi yok, onu seven bir kocası ya da kafasını dağıtacak bir çocuğu yok. doğru olanı yapmak istiyor ve etrafındaki herkes ona bu ülkeyi dize getirmenin en iyi yolunun zaten sonunda cehenneme gidecek olan birkaç sıradan insanı yakmak olduğunu söylüyor. kalbi bu insanlara burkuluyor olabilir ama diğerlerini kurtarabilmek için onları feda edecektir, tıpkı kendi ölümsüz ruhunu kendi için feda edeceği gibi."

    mary ve elizabeth'in kişiliklerinin yanı sıra taht kavgalarını da ele alan romanın bir diğer özelliği ise ortaçağ ingilteresi'nde bir yahudi'nin hangi şartlar altında yaşadığını göstermesi.

    kitap yayınlandığında gregory iyi yorumların yanı sıra "tarihi çarpıttığına" dair ciddi eleştiriler almış, ancak yine de böyle bir roman yayınladığı için memnunum. herkesin yaptığını yapıp iyiye iyi, kötüye kötü deseydi bugün olduğu yerde olamazdı.

    --- spoiler ---

    olay kurgusunda en şaşırtıcı olan feministliğiyle tanınan gregory'nin, mary ve hannah'nın hikayesinde bunu gözardı etmesi olmuş. ne hannah ne de kraliçe mary gerçek bir duruş sergileyebiliyorlar. gregory'nin kişisel olarak sevmediği ve fazlasıyla eleştirdiği elizabeth ise hannah'nın birkaç kez dile getirdiği gibi hikayenin en güçlü figürü. gregory her ne karakterini eleştirse de neden başarılı bir kraliçe olacağını göstermekten geri kalmamış.

    --- spoiler ---