şükela:  tümü | bugün
  • 1985 yeni zellanda yapımı, güzel ve ilginç bir post apocalyptic film.

    kahramanımız bir otel odasında çırılçıplak uyanır ve etrafında kimseyi bulamaz, kelimenin gerçek anlamında.
  • ters giden bir deney dunyada yalniz kalmaniza sebep olsaydi ne olurdu sorusunu cevaplayan guzel bir bilim-kurgu filmi.
    klasik senaryo anlayisina bir yenilik getirmemekte, karakterler fazla derinlemesine islenmemekte, ama film gene de guzel ve hizli ilerlemekte.
    resident evil, 28 days later ve i am legendin ucubesiz versiyonu.

    ayrica sonuyla da
    (bkz: happiness of being hopeless)
  • craig harrison'ın aynı adlı romanından uyarlanmış 1985 yapımı bir geoff murphy filmi.

    --- spoiler ---
    zac hobson, atomlarındaki nötronların yapılarını değiştirerek maddelerin özünü değiştirmeyi hedefleyen bir deneyi denetlemektedir. kendisinden bazı gerçeklerin saklandığından şüphelenir. bu deneyi belirsiz ve haliyle tehlikeli bulduğunu ve durdurulması gerektiğini rapor edecektir. zac, şimdiye kadar "çoğunluğun iyiliği" adına yaptığı tüm bilimsel kötülüklerin doğurduğu vicdan azabıyla, hap içerek intihara kalkıştığı gecenin sabahında, tam 6:12'de, uyanır. kendisi gibi tam nötronların değişim anında ölüm tecrübesi yaşayan, (saç kurutma makinesi yüzünden kendisine elektrik çarpan) joanne ve (nehirde boğularak öldürülen) api dışında herkes yok olmuştur. (muhtemelen "etki" sonrası trafik kazasında öldüklerini düşündükleri iki de ceset bulurlar.) zac kendisinin de sorumlu olduğu bu durumu düzeltmek için çok az zamanı olduğunun farkındadır ve gereğini yapar; 2'47''lik bir güneş doğması sahnesiyle başlayan film, doğudan satürnün doğmasıyla biter. zac'e bunu seyretmek nasip olur.

    zac'in koca dünyada yapayalnız kaldığını düşünüp "it is time for me to move up in life" diyerek bir başkasının malikanesini işgal etmesi ve şampanyayla kahvaltı yapması, derken kendini dünyanın başkanı hatta tanrı ilan etmesi de sosyal yaptırımlar ya da otokontrol ile dizginlenmeyen insan doğasının nelere kadir olduğuna işaret eder. bu durum zac'in çarşaftan bir toga ile balkona çıkıp, bahçeye dizdiği karton insan figürlerine nutuk atmasıyla zirveye ulaşır. bu arada, zac şiddetten bahsederken tam da şiddet kelimesini sarfetmesi üzerine kameranın yan yana duran ronald reagan ve adolf hitler karton figürlerine yönelmesi ve bu dehşetengiz ikilinin arka planında ise alfred hitchcock'un karton figürünün bulunması elbette bir tesadüf değildir.
    --- spoiler ---
  • geoff murphy adlı, daşağını yidiğimin bir rejisörün elinden çıkma "dünyanın sonu" temalı güzide bir bilim kurgu filmi.

    ömür hayatımda en çok aradığım film. (aha işte itiraf com)
    daha çocuk yaştayken almanya'da vhs kasedini kiralayıp izlemiş ve amı götü dağıtmıştım. aradan uzun uzun yıllar geçti ve nasıl oldu ise durduk yerde o film gene aklıma geldi ve adını da çoktan unuttuğum için ara babam ara bir türlü bulamadıydım.
    sonra nasıl becerdiysem artık internet kazan ben kepçe bir şekilde adını öğrendim ve emule sayesinde kendisiyle yeniden kucaklaştım. (bkz: aramaya inanmak)
    demek istediğim şudur ki, bu film sinema sanatına bir şekilde gönül vermiş olan her insan evladının arşivinde olması gereken, mutlaka izlenmesi gereken gerçek bir kült filmdir.

    imdb: http://us.imdb.com/title/tt0089869/
    trailer: http://www.youtube.com/watch?v=qdhoytbzdx0
    afiş: http://www.movieposterdb.com/poster/aa6a503f
  • psikopat bir filmdir. güzeldir.
  • bu kadar başarılı olup, bu kadar az adı duyulmuş/anılmış bir film az bulunur..
  • buram buram 80'ler kokan bir felaket sonrası filmi. seneler içerisinde bu konuları irdeleyen, bütçesi 100 kat faha fazla olan birçok film izlediği için sinemasever, sene 2011 de önüne bunu korsan beğenmez tabi. ama o imkanlar ile umutsuzluğu ve yalnızlığı çok iyi hissettirir izleyiciye. az bilinen bir film olmakla beraber, türünün öncülerindendir.
  • felaket sonrası dünya* filmleri sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken mükemmel film. içerisinde psikolojik olarak çok ince detaylar barındırır. bu tarz filmleri sevenlerin kesinlikle arşivlerinde bulundurması gerekir bu filmi, türünün öncülerindendir. yıllar önce henüz çocukken izlemişim ben bu filmi, aklımda da yarım yamalak kalmış zaten. yeniden izledikten sonra final sahnesini görünce beni yıllar öncesine götürmüştü. ilk izlediğimde o kadar küçükmüşüm ki o sahneyi görünce bu filmi izlediğimi hatırladım. demek ki etkili bir final sahnesiymiş. kendisi şurada.

    --- spoiler ---

    ayrıca hatunların efendi adam yerine piç tercihi konvoy sahnesinde ve sonrasında açıkça görülebilir.

    --- spoiler ---
  • başrolünde oynayan oyuncuların hiç biri doğru düzgün tanınmış kişiler değil. dönemine göre değerlendirince farklı bir şekilde dünyanın sonunu ele almış bir bilim-kurgu filmi. muhtemelen düşük bütçesinden ötürü kaynaklanan bir çok sıkıntıyla başedilip çekilmiştir diye düşünüyorum. türlü türlü ve bol efektli kıyamet senaryosu görmüş insanların önüne koysanız ciddi anlamda yavan gelebilir ama türe ilgi duyanların ilgiyle izleyeceğine eminim.

    ayrıca zac hobson karakterini canlandıran bruno lawrence, 10 haziran 1995'te ölmüş. göğsündeki ağrılardan yakınan lawrance'a ameliyat edilemeyecek düzeyde bir akciğer kanseri teşhisi konmuş. bu teşhisten bir kaç ay sonra da ölmüş. ayrıca kendisi bir çok jazz grubunda da çalmış bir davulcuymuş.
  • the omega man'in oglu i am legend'in babasi. ama bana gore iki filmden de daha etkileyici ve daha sarsicidir. aslinda basta konular benzer gidiyor, kotu giden birseyler sonucunda insanlar ortadan kalkar biri yalniz basina kalir, daha sonra yalniz olmadigini anlar falan filan. bu falan filandan sonra ayriliyor film, spoiler ile ayriliyor. o yuzden isinizi savsaklamayip hemen basliktan ayrilmanizi reesen talep ediyorum.

    20 yil sonra yapilan bir filmden (bos dunya temali) cok daha kaliteli cekimler ve atmosfer yakalamayi basarmis olmasi takdire sayan. ama asil konu basroldeki herifin (oha anlatima bak) deliligi cok daha basarili yansitmasi, sokaklarda kadin kiyafetiyle dolasip kendine dokunmasi (cok azmis) bugun hollywood filmlerinde gorulebilecek sahnelerden degil tabii.

    daha da ilginci filmin konusuyla alakali. simdi filmi seyrettiyseniz biliyorsunuzdur, insanligi silip supuren deney gerceklestigi anda olenler ters etki sayesinde hayata donuyor ve deney sirasinda hayatta olanlar rahmetli oluyor. filmin sonunda ise dunyayi kurtarmak icin tira patlayici yukleyip sistemi patlatmaya calisan herif (niye herif diyorum buna?) aslinda basarisiz oluyor ve deneyin yeni asamasinda tek olen kendisi oldugu icin tekrar yasama donuyor. o yuzden sahilde gezegenleri gordugunde basarisiz oldugunu anliyor. zamaninda seyrettigimde ben de anlamayip cennete gitti falan sanmistim ama olayi sonradan anladim.

    daha da kotusu bu pis herif (bak yine) deney geri donussuz bir sureci tetikledigi icin ve surekli devam ettigi icin yeni dunyada da geberip tekrar dirilecek, gezegen kaybolup gittiginde de uzayda canlanip aninda olecek (uzay boslugunda oldugu icin) ve bu boyle devam edecek.

    o yuzden filmin bir yerinde soyledigi "yasamaya lanetlendim" cumlesi aslinda gorundugunden cok daha manali. kepaze herif (lan niye taktim ben bu adama anlamadim) sonsuza kadar bir olup bir dirilecek ve surekli daha da kisalacak bu olup dirilme sureci, nanosaniyelere kadar. bahtsiz herif, lanet herif.

hesabın var mı? giriş yap