şükela:  tümü | bugün
  • e. nesbit'in bir cocuk romanidir.
    babalarini kaybettikten sonra anneleri ile demiryolu yaninda bir barakaya siginan, ve fakirllikle mucadele eden bir grup cocugun hikayesidir. sonunu hatirlamiyorum. karamsar bir kitapti.
  • roberta* en büyük çocuk olarak olgunlaşma yolundaydı, kavrayışı güçlü, araştırmacı bir kişiliğe sahipti.
    peter, baba gittikten sonra ailenin tek erkeği olarak hafiften maçoluk taslasa da evin kadınları tarafından bastırılıyordu.
    phyllis* ise sakar velet ve kavgacı işlevini görmekteydi.
    çocuklar yoksulluğa düşünce zenginken yapamadıkları bir sürü yaramazlık konusunda özgürlüğe kavuşuyorlardı rayların üzerinde yürümek, canının istediği yere gitmek gibi.
    bir de el salladıkları yaşlı adam* vardı habire trenle seyahat eden.
  • en ilginc saptamalardan biri artik fakir olduklari icin ekmege hem yag hem recel surememeleriydi. cok icime oturmustu, cok....
    (bkz: yazarlarin fakirlik tasvirleri)
    (bkz: sozluk sayesinde farkina varilan obsesyon)
    (bkz: obsesyon)
  • kemalettin tuğcu kitaplarına taş çıkarabilecek bir vakadır.
  • kitabın çocuk kahramanlarının isimleri roberta, peter ve phyllis'tir. ortanca erkektir. üç küçük çocuğun yaşadıkları zorluklar içerisinde (aslında hayatın da anlamı olan) meşguliyetin getirdiği mutluluğu nasıl bulduklarını anlatır.

    çeviri anlamında ilk göz ağrısı olur benim için.
  • lionel jeffries'in (1926 - ), edith nesbit'in (1858 - 1924) aynı adlı romanından senaryolaştırdığı ve yönetmenliğini yaptığı 1970 ingiliz yapımı film. türkiye'deki gösterimi ocak 1974'tür. 1971 yılında anthony asquith film müzikleri ödülüne aday gösterilen filmin müziklerini johnny douglas (1920 - 2003) yapmıştır. bernard cribbins'in (1928 - ) "albert perks" rolüyle en iyi yardımcı aktör ve sally thomsett'in (1950 - ) phyllis waterbury rolüyle en ümit vaadeden yeni başrol oyuncusu dallarında bafta film ödülü adaylıkları vardır.
  • yıllar sonra çok alakasız bir şekilde hatırladığım pek bir güzel çocuk romanı. ecnebi işi kemalettin tuğucu kitabı diyebiliriz, o kesif arabesk tadı daha bir törpülenmiş, batı jargonuna oturtulmuş falan. adamın içine oturuyordu, bir de doğru hatırlıyorsam çocuklar devekuşu yarışı mı ne, öyle bir aktivite yapmışlardı kitabın bir yerinde. çok şaşırmıştım. ah, 15 yıl oldu galiba okuyalı, günler ne de tez geçiyor mirim!
  • şu sıralar anadolu lisesi hazırlık sınıflarında yeni yeni okututulmakta olan hikaye kitabı.
  • okuduktan sonra günlerce düşündüğüm şeylerden biri de kahramanlarımızın trene kırmızı ceket sallamak suretiyle, makiniste tehlike var mesajı verip treni durdurmalarıydı. o kadar fakir o kadar zeki miyim acaba diye düşünüp durmuştum. ben olsam akıl edemezdim heralde diye üzülmüştüm. bu ve bunun gibi birçok sembol vardı kitapta ve her ne kadar depresif bir olay örgüsü olsa da sembolleri algılama ve yorumlama konusunda zihnimde çığır açmış bir kitaptır.