şükela:  tümü | bugün
  • filmi de çekilmiştir. hukuk sistemine ve hukukçulara eleştirel bir bakış açısıyla bakmayı başaran bir eserdir.

    filmden bir alıntı:

    "sworn in by a fool and vouched for by a scroundrel, i am a lawyer at last."

    rudy bayler
  • "you know what a rainmaker is, kid? the bucks are going to be falling from the sky"

    deck shifler
  • francis ford coppola'nin yonettigi, tahminen 97-98 yapimi film. basrollerinde matt damon, danny devito ve suyundan da claire daines var. hukuk fakultesini bitirdikten sonra 3 yil boyunca garsonluk yapan rudy bayler * adli arkadasmizinin uc kagitci bir avukatin yaninda ise basladiktan sonraki ilk davasini izliyoruz filmde. film boyunca ask, kan, nefret, ihtiras, memphis masallah hepsi var.

    sonuc: bu dunya islerine elini veren kolunu kaptirir-imis.
  • john grisham romanından uyarlanmış bir filmdir. daha önce de romandır tabi.
  • francis ford coppolanın yönettiği şimdilik son filmidir.avukatların karanlık dünyasına dair bir john grisham romanından uyarlanmıştır. aynı yıl gösterime giren the devil's advocate filminin temelini oluşturan, şeytanın dünyayı kirletmek için işe hukuktan başlamasının nedenini de açıklayan filmdir aynı zamanda. filmdeki bazı quotelar:

    "what's the difference between a lawyer and a hooker? a hooker'll stop screwing you when you're dead."

    "how do you know when a lawyer is lying? his lips are moving."

    "i'm just another lawyer. just another shark in the dirty water."
  • biraz yavaş olmasına rağmen, izleyiciyi sıkmayan, gayet başarılı bir filmdir. danny devito olduğu için, çok hoş sahneler içerir!

    filmde michael douglas'ın da imzası vardır.
  • bakırköy belediye tiyatrosu'nda 'yağmurcu' adıyla sahnelenen oyunun özgün metninin adı.
  • o kadar enfes bir filmdir ki bu film. damakta hani kalın ve hafif pişmiş bir kırmızı etin bıraktığı yağ gibi bir tat bırakır. üstelik köprüdekiler gibi bir filmin üstüne izlenince tam anlamıyla bir yaylı çalgılar dörtlüsü etkisi bırakıyor.

    uzun zaman sonra beni ağlatmış da bir filmdir. ne öykünün anlatımında bir duraklama, ne karakter analizlerinde ne karakterlerde ne de öykü içerisinde sürüklenen karakterlerde bir tutarsızlık bu filmde var. sinema dili dünya kalitesinde kullanılmış, oyuncu yönetimi muhteşem. 2 saat 5 dakika hayatınızda bu denli manalı olmamıştır.
    sağolasın cappola!
  • tıp fakültesi öğrencileri için patch adams nasıl ilham verici idealist-romantik bir filmse, the rainmaker da hukuk fakültesi öğrencileri için öyle olması gereken bir filmdir. ben hukuk öğrencisi olsam bu filmi birkaç kat daha severdim. amerikan sağlık, sigorta ve hukuk sisteminin eleştirildiği filmde gereksiz tek şey matt damon'ın katil edilmesidir. buna ne gerek vardı coppola babacığım. bir de ben de başlığın modasına uyayım filmden bir söz paylaşayım;

    hukuk fakültesinden yeni çıkmış toy rudy baylor (matt damon) kodaman avukat leo drummond'a (michael douglas) great benefit'in merkez binasında (yani onların evlerinde) sorar

    ''i'm just wondering; do you even remember when you first sold out'
  • tek bir sahnesiyle birçok şirketin nasıl kâr elde ettiğini özetleyen filmdir.

    --- spoiler ---

    filmde müşterilerine sağlık sigortası sunan bir şirket var. tanık sandalyesine oturan eski bir şirket çalışanı ifadesinde şirket işleyişini anlatıyor. sağlık sigortası yaptıran müşteri hastalanınca masraflarının karşılanması için şirkete başvuruyor. şirket ise kendisine gelen tüm başvuruları ilk etapta reddediyor. burada şirketin para kazanma yolu "ihtimal" kavramı ile açıklanıyor. yani, müşterilerin bu ret cevabını sineye çekip bir avukata danışmama ihtimali. sene sonunda reddedilmesine rağmen hakkını aramayan müşterilerden kazanılan para şirketi zengin ediyor. acı ama gerçek.

    --- spoiler ---

hesabın var mı? giriş yap