şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: der vorleser)
  • stephen daldry'nin bernhard schlink - der vorleser uyarlaması. the hours'dan 6 sene sonra yeni bir uyarlama ile karşımıza çıkıyor. nicole kidman'la anlaşılmış başta ama sonra kate winslet onun yerini almış ve sahneler baştan çekilmiş. kate winslet'ın yanında ralph fiennes ve bruno ganz da var. savaş sonrası almanya'da genç bir adamın daha yaşlı bir kadına duyduğu saplantılı aşkı ve o aşkın onu savaş suçları mahkemesine ve korkunç bir gerçeğe savuruşunu anlatıyor.
  • müziklerini alberto iglesias'in yaptığı, stephen daldry filmi.
  • jean-honoré fragonard'in 1776 yilinda bitirdigi yagliboya tablosu. adi cogunlukla a young girl reading olarak gecer.
  • bernhard schlink in romanindan uyarlanan film. senaryo david hare'e ait. film cekildigi sirada filmin oyuncularindan david kross'un 18 yasini henuz dolsurmamis olmasi bazi sahnelerde* sıkıntı yarattigindan oyuncunun dogumgunune dek cekimlere ara verilmis. (kaynak: imdb)
  • ilk 50 dakikası ağır geçiyor filmin. hikayenin temeli atılıyor bu ilk kısımda. kalan bölüm ise sağlam atılmış temel üzerine inşa edilmiş. sonuçta ortaya çıkan dantel gibi işlenmiş, duygusal, etkileyici bir yapıt. münich filminden sonra en başarılı atmosfer yaratma başarısına da imza atmış film. 1950'li, 60'lı, 70'li, 80'li ve 90'lı yılların atmosferi mükemmel yansıtılmış. binalar, giysiler, saatler, otomobiller, kasetçalarlar...

    ve tabii kate winslet olağanüstü başarılı. altın küre alırken çok antipatik gelmişti ama uzun zamandır izlediğim en iyi bayan sanatçı.
  • ender rastlanabilecek kalitede duygusal motivasyonlara sahip romantik drama. fakir edebiyatı, acındırma veya frapan romantizm gibi saçmalıklara bulaşmadan da bir filmin duygusal olabileceğinin son örneği.

    --- spoiler ---

    hukuk öğrencisi michael yaşadığı ilişkiyi açıklamaktan utandığı için hanna(kate winslet) hakkındaki kararı etkileyecek bilgiyi mahkemeyle paylaşmıyor. michael tanıklık yapmayarak nazi rejimi altındaki hanna'nın ve birçok alman'ın yaptığı şeyin benzerini yapıyor; göz yumuyor. kendisini düşünerek susuyor. michael da tanıklık yapmayışının suçluluğuyla kendisini hanna'nın savaştan sonraki yalnız hayatına benzer izole bir yaşama mahkum ediyor. burada filmin yönü sıradan bir soykırım yapıtı olmaktan çıkıyor ve farklı bir bakış açısına kavuşuyor. michael'ın hanna'dan daha masum olmadığı bir noktaya geliniyor.

    benzer koşullarda, savaş suçları ve topluluk psikolojisi gibi şartlarda yaşamamış olan bizler nazi rejimi altında farklı davranacağımıza inanarak acaba doğru mu düşünüyoruz? ii. dünya savaşı alman neslinin, her nasılsa, psikolojik olarak zayıf ve ahlaki yönden sorunlu olduğuna fakat daha genç nesillerin asla öyle hareket etmeyeceğine dair dile getirilmemiş bir inanış var. alman michael'ın verdiği karar ise sadece ahlaki yönden zayıf bir alman neslinin suçluluğunu değil, bütün bir insanlığın o durumda olsalar ne yapacaklarına dair soru işareti düşüyor. hanna'nın mahkemede hakime sorduğu gibi: "yerimde olsaydınız siz ne yapardınız?"

    michael, abd'de yahudi kadınla olan görüşmesinde sadece hanna için değil kendi adına da bir bağışlanma arıyor. çünkü kendisinin de benzer bir günah işlediğini ve temelde hanna'dan o kadar da farklı olmadığını biliyor. michael karakterini canlandıran ralph fiennes'in paranın yahudi bir edebiyat derneğine bağışlanmasını istediği andaki göz yaşları ve oyunculuğu ise her izleyenin yüreğine dokunacak cinsten. kate winslet bence revulotionary road'da daha iyi bir oyunculuk çıkartmış olsa da oscar'a bu film ile aday olabildi ve yine ödülü sonuna kadar hak ediyor. film soykırım kamplarına girip melankoliye bulaşmasa daha iyi olacaktı. ama buna da şükür.

    how far would you go to protect a secret? ise filmin çok yüzeysel okumalarına hitap eden bir tagline olmuş.

    --- spoiler ---
  • dün gece baygınlıklar geçirerek izlediğim film.

    --- spoiler ---

    yaşlandırma efektleri berbattı, bazı sahnelerde kate winslet 67 yaşında görünürken 3 gün sonraki mahkemeye 42 yaşında gibi görünerek geliyordu, son sahnelerde 60 falan görüntüsündeyken sesi 32 yaşındaydı, insan yaşlanınca sesi de değişir ben mi yanlış biliyorum?
    filmin ilk 45-50 dakikasındaki sevişme sahneleri son derece gereksizdi, notes on a scandal'da cate blanchett'i gencecik çocukla sevişirken görmek yeterince zorken bir de çok sevdiğim kate'i aynı durumda izlemek beni çok yordu, kate'in sürekli atatürk gibi "naber çocuk" "hadi gel çocuk" "tut şunu çocuk" diye konuşması da sinir etti, ne güzel ralph fiennes görürüz diye izlemeye koyulduk ama kendisi fazla oynamamış. bir de konu gerçek bir hikayeden mi alıntı nedir bilmiyorum ama neden almanya'da geçiyor fakat herkes ingilizce konuşuyor, üstelik aksanlı ingilizce, gayet kraliyet ingilizcesi, sinir oldum, konu ingiltere'de de geçebilirdi ve kate winslet başka bir suçtan içeri girebilirdi ve gene okuma yazma bilmediğini saklaması gereken bir ayrıntı bulunabilirdi, yahut daha da güzeli konu illa almanya'da geçmek zorundaysa ve nazilerle ilgili illa ki o mevzulara değinilecekse kate dahil herkes almanca konuşurdu, film daha fazla ses getirirdi.

    --- spoiler ---

    neyse

    olumlu taraflarına gelince, gerek çocuğun gerekse ralph'cığımın okuma sahneleri gerçekten çok başarılıydı, kate winslet sevişme sahnelerini çıkartsak bile yine iyi oynamış, zaten o sahnelerin hiçbirine gerek de yoktu

    iyi şeyleri yazarken yine filme bok atmaya başladığıma göre demek ki cidden sevmemişim, iyi günler.
  • beklediğim kadar iyi çıkmadı bu film. kate winslet'i çıplak göstericez die senaryoyu kırpmışlar gibi adeta. kardeşim ne diye heryere gereksiz sevişme sahnesi sokuşturdunuz? ne luzum vardı ki?? kate winslet tek bi sahnede bile çıplak gözükmeseydi gene de güzel bir film olurdu zira oyunculuklar süperdi. kate winslet ve ralph fiennes'in oyunculukları zaten ortada ama genç michael'ı oynayan david kross da gerçekten iyi bi iş çıkarmıştı. filmdeki başka bir falsoda filmin ingilizce olmasıydı. film almanya'da geçiyo ve kate winslet'in karakteri ss mensubu bir gardiyan. eeee o zaman bu kadın niye oxford ingilizcesi konuşuyo??? yabancı ülkeyle ilgili film çekilecekse o ülkenin dilinde çekilmeli aksi takdirde cidden çok sırıtıyo. kate winslet'in en iyi kadın oyuncu oscarını kazanması dışında bu filmden başka oscar çıkmaz diye düşünüyorum. bunun dışında kitap okuma sahneleri, flashbackler falan güzeldi hakkını yemeyelim, zaten hiç beğenmedim demiyorum sadece beklediğim kadar süper çıkmadı o kadar. film, iyi- kötü kavramının ne kadar göreceli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor ve anlıyoruz ki iyi veya kötü diye birşey yok sadece durumlar ve onlara verilen tepkiler var, bunu gayet iyi yansıtıyo film. fazla bir şey beklemeden izlerseniz memnun kalabilirsiniz, sadece oyunculuklar için bile izlenir yani.

    * schindler' s list'de amon goeth gibi bir karakteri oynayan ralph fiennesin bu filmde nazi karşıtı olması da hoş bir ironi olmuş.