şükela:  tümü | bugün soru sor
  • jamiroquai'nin '95 senesinde cikartmis bulundugu soul, funk ve acid jazz harmani enfes album.
    parca siralamasi ise soyledir :

    1. space cowboy
    2. stillness in time
    3. half the man
    4. light years
    5. manifest destiny
    6. the kids
    7. mr moon
    8. scam
    9. journey to arnhemland
    10. morning glory
    11. just another story
    12. light years (live)
  • acid jazz ve funk'a yapılmış en büyük hizmettir bu albüm. jamiroquai nasıl ki 92 sonunda müzik dünyası için when you gonna learn ve ardından emergency on planet earth ile claymorelarını serpiştirdiyse, 94'teki the return of the space cowboy'la bunu perçinlemiş; kanımca jamiroquai'ı jamiroquai yapan albümü çıkarmıştır. albüm kadrosu yine bildik beşliden oluşmakta: kariyerinin en aktif dönemindeki jay kay, bestelerin neredeyse yarısında emeği geçen klavyeci toby smith, bir yandan milla jovovich bir yanda jenna jameson ilişkiden ilişkiye koşan henüz yirmi yaşındaki stuart zender, usul usul didgeridoo çalan wallis buchanan ve her ne kadar arka planda kalıyor gibi görünse de, çok başarılı bir baterist olduğu su götürmeyecek derrick mc kenzie.

    bir önceki albümdeki toplumsal mesaj kaygısının bu kez kendini salt acid jazz/funk'a bıraktığından mıdır, yoksa jay kay'in artık tam anlamıyla bir genç adam olduğundan mıdır bilinmez ancak bir albümün şarkıları bu denli farklı ve bir o kadar da başarılı olabilir. seksenlerin sonuna, artık uzun paltolu ve purolu dedektiflerin beyaz da olabileceğini kanıtlayan b tipi filmlerin soundtrack'i olmaya bir hayli uyumlu just another story'nin ardından karayip tatillerinde geçmişin güzel günlerini şimdi o sonbaharda tattıryor stilness in time. peşine half the man geliyor, moodunuz birdenbire şaşkına dönerken light years ile irkiliyor, manifest destiny ile hüzünleniyorsunuz. elinizde değil, bunun için yapmış adamlar bu efsanevi albümü. scam'in son 2 dakikasında broadway tadı almayan, journey to arnhemland'de balta girmemiş ortamlarda yalnızlığı seçmeyen,mr. moon'daki* jazz bass kullanan stuart zender'a boyun eğmemek mümkün mü? sanmıyorum.

    kapanışa gelince, konserlerde "when we'll legalize marijuana in england?" diyerek düşüncesini açıkça belli eden jay kay'in bu konudaki en güzel görüşlerini dinliyoruz bir başka anlamda.

    "at the speed of cheeba
    you and i go deeper
    maybe i'm gonna have to get high
    just to get by."

    eh, uzay kovboyu olmak kolay değil pek tabii. ancak şu bir gerçek, doksanların en iyi albümlerinden biridir the return of the space cowboy. acid jazz ve funk'a sunulan bir övgüdür, bambaşkadır.