şükela:  tümü | bugün
  • harold pinter'ın 1957 tarihli ilk oyunu.
  • extreme measures filminde geçer. yeraltındadır.
  • shibuya'da saglam muzik yapilan kucukce bir club...
  • otisabi'nin "mutlaka izlemelisin cok guzel" demesiyle "herhalde cok kaliteli bir yapim" diyerek basladigimiz macerayi, "noluyo lan nasi film bu" ve nihayetinde "ahahahahhrggghhhhh" efektleriyle aglayarak bitirdik.

    bence grup terapi seanslari yapilmali ve insanlar filmde neleri garipsedigini yazmali ki kulturel etkilesim olussun:

    - bir heavy metal grubunda muhasebeci olarak calisan basrol oyuncusu.

    - denny'nin yataga atlayip "sizi seyretmek istiyorum" diye gelmesi? fakat sonra ciftlerin yalniz kalmak istediklerine ikna olmasi.

    - insani sevismekten sogutan sevisme sahneleri. ne ise yaradigi merak edilen ve surekli yataga getirilen bir gul dali. yengec gibi yan sevisen erkekler.

    - bir diyalogu en az 10 kere oturup kalkmadan bitiremeyen insanlar.

    - evin bir kapisindan girip obur kapisindan cikan transit anne. kanserli ama pek onemsemiyor.

    - dugunde dahi elinde rugby topuyla dolasan denny. sozde johnny'nin destegiyle burslu okula gidiyor ama butun gun evde?

    - birbirine top firlatmak istemeyenlerin korkak olarak anilmasi ve bunlara yapilan kus sesi efekti.

    - johnny'nin bu efekti gercek bir kavgada da "motherfucker" dedikten sonra kullanmasi.

    - denny'yi silahli saldiridan kurtarma sahnesi herkesin catiya teleport olmasi. 2 saniye once onla tanisan annenin denny'nin hayatini sahiplenmesi.

    - gotik makyajli psikolog arkadas.

    - herkese hicbir geregi yokken yalan soyleyen manyak kari. bunu da "you gotta live live live!" diye sakip sabanci felsefesine dayandirmasi.

    - johnny'nin 6 aydir surekli kaydeden teybi

    - yerdeki az once tabancayla olen adama bakıp sarfedilen "o simdi daha iyi bi yerde" repligi. herkesin cesedi seyretmesi "vay be ölüye bak" diye.
  • öncelikle şunu söyleyeyim: otis bir şınav çekilmiş, izlemen lazım dese tereddütsüz izlerim, sinema konusundaki zevklerimiz o derece uyuşuyor. önerdiği hiçbir filmden/diziden hayal kırıklığıyla döndüğüm olmadı (tommy'le beni tanıştırdığı için de kendisine çok teşekkürler). o sebeple de peşinden çok koştuğum bir film bu, her bir yerlerde aradım. halbuki ne salakmışım, rapidshare'den premium hesapla yarım saatte indiriverdim. aynı zamanda da gözlerim fal taşı, çene kemiğim komple aşağıda izledim. filmin tamamını 'o ne yaa', 'bu ne yaaa', 'nassı yaaa' 'aha aha aha yaaa' çığlıklarıyla izledim. bana eşlik eden arkadaşımla gözlerimiz yuvalarından fırlamış, gördüğüne inanamamış bakışlar atarken bulduk kendimizi bolca. birbirimize attığımız bakışlar daha çok 'benim gördüğümü sen de gördün di mi? kafayı yemedim yani' dercesine akıl sağlığımızı teyit etme amaçlıydı. filmin sonunda tommy'e dönüşmekten hayatım boyunca kendisi gibi 'aha aha aha' diye gülecek olmaktan filan ürktüm. o derece absürd, gerçek olamayacak enfeslikte kötü. tommy wayso gelsin, benim hayat hikayemi çeksin, hatta beni oynasın isterim. aha aha aha. ay don vanna tolk ebaud it.
  • filmi ikinci izleyisimde sok yasadim. ben 70'lerde cekilmis deneysel bir film zannetmistim niyeyse, boyle bir ekonomik krizden, o donemin b-film furyasindan cikma bir sey. bu resmen 2003'te 6 milyon dolar butceyle cekilmis. inanilmaz.

    hakkini vererek izlemek icin fanlari bir rehber hazirlamislar:

    http://www.avclub.com/…ers-guide-to-the-room,25721/
  • new york uluslararası film festivali'nde ödül almış 2003 yapımı tommy wiseau filmi. yapılabilecek en kötü filmi nasıl yaparım mantığıyla filme yaklaşılmış ve bu başarmış. film, halen bazı sinemalarda vizyona girmekte ve seyirci toplamaktadır.
  • her ay los angeles'taki laemmle's sunset 5 sinema salonunda tommy wiseau'nun şahsen katılımıyla hıncahınç dolu bir salona oynanan film. neredeyse hababam sınıfı tatilde filmi kadar çok izlediğim bu film hakkında yazacak o kadar çok şey birikti ki, oturup yazmaya kalksam harcayacağım zamana acıyor ve haliyle yazmaya kıyamıyorum.
  • buyuk auteur tommy wiseau'nun vizyonu sayesinde vucuda gelebilmis film. filmin kendisinden daha tuhaf olabilen bir sey varsa o da tommy'nin bu film icin 6-7 melyon dolarlik finansman bulmus ve tum film ekibinin bu kadar absurd bir produksiyonu neticelendirmesini saglamis olmasidir herhalde. roportajlarindan, vs. anladigim kadariyla reel hayatta da johnny karakterinde bir insan olarak bunu basarmasi her acidan takdire sayan. umuyorum ki kendisinin "aha aha aha" seklindeki gulusunu ve tanimlanamaz aksanini daha nice filmlerde duyar, android kirmasi vucudunu fazla gostermemesi kaydiyla surreel oyunculuk anlayisina daha nice yapimlarda tanik oluruz.

    "oh, hi mark."