şükela:  tümü | bugün
  • dan gibson'un hazırlamış olduğu bir belgesel. mekke'yi, petra'yı, kabe'yi vs vs anlatıyor.

    din ya da dinler tarihi konularına ilgi duyuyorsanız mutlaka izlenmesini tavsiye ediyorum. öğrenildiği zaman ufku iki katına çıkarması falan hikaye. değil iki, yüz iki katına çıkarıyor.

    yalnız peşinen uyarıyorum; belgesel bittikten sonra insan, kafasına balyoz yemiş gibi hissedip şaşkınlık içinde "ha... hasssiktirr gerçekten bu doğru olabilir mi laan!!! hem de bunca yıldır haa!!!" diye tepki verebilir. izleyen olursa zaten gelip hakkında yazacaklarına eminim. işte öylesine şok edici bir belgesel.

    altyazıyı açıp da izlenebilir. altyazısı videoda mevcut.

    https://www.youtube.com/watch?v=4tiuqhjt4ky&t
  • gerçekten çok ama çok ilginç bir belgesel. sunulan kanıtlar inanılmaz derecede doyurucu. yine de daha derinlemesine bir araştırma yapmak zorunda hissediyorum kendimi. çünkü bu tarz şok edici belgeseller kimi zaman savlarını desteklemek adına karşıt tezin en temel kanıtları görmezden gelebiliyor.
  • gerçekten çok ilginç bir belgesel ve araştırdığım kadarıyla konu ateist ve inananlar arasında tartışılıyor. içinde destekleyici birçok varsayım olmasına rağmen öne sürülen en büyük iddialar şunlar;

    1- islamın ilk yıllarında yapılmış mescidlerin yönü petra'yı gösteriyor(çinde olan bile)
    2- mekke şehrinde ms 600'ler öncesine ait arkeolojik hiç bir yapı olmaması, bulunamaması.

    belgeselde de geçen ve şerefsizim aklıma geldiydi dediğim bir başka durum da mekke'nin bahsedildiği gibi ticaret ve dini bir merkez olamayacak kadar sapa, kel alaka, kervanların rotasında olmayan bir yerde olması.

    iki taraftan bazı linkler;

    https://www.youtube.com/watch?v=lni85ayxyoq
    https://www.ateistforum.org/…den-gelen-hz-muhammed/
    http://19.org/tr/muhammed-nerdeydi/
  • ateist belgeseli ve müslüman kafaları bulandırmak için maksatlı olarak çarpık bir şekilde hazırlanmış. yeterli bilgi ve birikiminiz yok ise ve araştırmayı sevmiyorsanız bir anda emerek kabul edeceğiniz saçmalıklar.
    matematikten haberi olmayan bir toplumda 2x2 sonucunun 4 olduğunu tartışan bireyler daha yaratıcı fikirler sunabilirler.
    kuran ve içeriğini oluşturan ayetler ile islam tarihine azıcık vakıf iseniz bu bahsi geçen petra denen yerin ölü bir şehir olduğunu ve ortaya atılan iddia ve iftiraların safsatalardan oluştuğunu görebilirsiniz.
    şimdi hiç bir şey anlatmadığımı düşünebilirsiz, laf kalabalığı değil mi? evet aynen öyle. her şeyi kabul edeceğinize gidin araştırın doğrusunu öğrenin. petra yı mekke yi kendiniz bulun...
  • kıblenin yönü konusuna girerek inandırıcılığını azaltan belgesel.
    çünkü mekke'den bakınca kudüs ve petra hemen hemen aynı çizgide zaten.
    en fazla 5 derecelik bir fark var.
    7. yüzyıl teknolojisiyle o kadar hata zaten olur diye düşünüyorum.
    hatta bu kadarcık bir hata olmasaydı işte o mucizevi olurdu.
    kaldı ki ispanya ve kuzey afrika'daki camilerin kıblesinin ne petra'ya ne de mekke'ye bakmadığını kendisi de söylüyor.
    neden? çünkü mekke'den uzaklaştıkça yön tayini de zorlaşıyor.

    ama,
    mekke'nin ticaret yolu olmadığı iddiası,
    rivayetlerde aktarılan şehrin petra'ya benzemesi
    mekke'de arkeolojik hiç bir şey olmaması vs. ilginç.

    bence belgeselin son 10 dakikası daha önemli.
    yakılan kitaplar, kuran'ın ilk nüshası vs..
  • güzel bir fikir jimnastiği olmuş belgesel, zevkle izledim fakat bazı hususlarda kafamda soru işaretleri var:

    1) mekke'nin ticaret yolları üzerinde olmaması durumu biraz sallantıda. öncelikle, denize medine'den daha yakın olan bir yerin hiç ticaretle ilgisi olmaması abartılı bir yorum olmuş. sonra, ticaret sadece ana hatlar üzerinden giden bir durum değil. antalya yahut muğla da ipek yolu üzerinde olan yerler değiller ama buralarda gayet medeni şehirler kurulmuş. yani, sadece ana damarlara bakarak kan dolaşımını açıklayamayız, kılcal damarlar da önemlidir.

    2) belgeselin hazırlayıcısı buzul çağı'nı hiç görmezden geliyor. bugünkü mekke'de çok ağaç olmaması küresel ısınma'nın bir sonucu da olabilir. (küresel ısınma derken, 8. yüzyıldaki buzul çağının sona ermesini kastediyorum. aynı dönemde viking genişlemesi de var. viking örneğini bilerek veriyorum çünkü aynı döneme rastgeliyor). iklim değişiklikleri tarihi etkiler. mekke yöresindeki bitki örtüsünün değişmesi de bu fenomene bağlı olabilir pekala. ayrıca, basit bir google araması bize mekke yöresinde gayet tarım ve hayvancılık yapıldığını gösteriyor. sanki bu kısımda doğrudan sonuca atlamışlar (mantık hatası).

    3) endülüs emevileri'nin kıbleyi değiştirmeleri hiç de akla yatkın değil. tam tersi olması gerekmez mi? politik olarak rakibin olan ve senin öncülün olan bir ülkeyi yıkan bir rejime karşı geleneği savunursun. iran kıbleyi değiştirse, türkiye de ''aman ali rıza bey, tadımız kaçmasın'' diyerek paralel bir kıble mi uydurur, yoksa eski kıbleyi daha fazla mı vurgular? bence ikincisi.

    4) abbasilerin kıble değiştirmesi de pek akla yatkın değil. zaten bölgeye hakim olmuşsun, niye kıbleyi değiştirip kendini zahmete sokuyorsun? aynı yerden devam et işte. ''kabe yıkılmıştı, o yüzden hazır yıkılmışken yeri değiştirildi'' argümanı da pek tutarlı değil. bir kere inananlar için durum böyle işlemiyor. yoksa israil, kudüs için niye bu kadar inatçı olsun? ikincisi, kabe'nin defalarca yıkılıp aynı yere yeniden yapıldığı zaten bilinen bir şey. hatta peygamberin bizatihi kendisi, kendi hayatında bir defa yenilenmesine şahit oluyor ve aktif rol alıyor.

    5) kıble meselesi ayrıca ilgi istiyor aslında. bugün bile bir çok caminin kıblesi tam değil yaklaşık bir yön belirtir. çok da önemli değildir aslında, önemli olan niyettir. bana sanki, örnek gösterilen camilerde zamanla kıble ayarlaması yapılmış gibi geldi (yani, zamanla kıblenin tam olmadığını farkedip düzeltmeye gitmişler gibi düşünün ki bugün bile olan bir şeydir). bir de kudüs ile petra gayet aynı düzlemde (mekke'den bakınca). e, elimizde medine'deki camiler ve mescitler var. neyi zorluyoruz ki?

    6) tamam belli başlı bir kaç tarihi olayı kerteriz alarak bir hipotez geliştirilmesi ufuk açıcı olmuş ama bir çok tarihi olayın bu anlatıda hiç yeri yok. bedir savaşı, uhud savaşı ve en önemlisi hendek savaşı hiç kendine yer bulamamış. şimdi ''bu savaşlar medine'de olmuş, biz burada mekke ve petra'yı tartışıyoruz'' diyebilirsiniz ama ta ebesinin nikahından medine'ye savaşmaya gelmemişlerdir herhalde. ne güzel müslümanlar çekip gitmişler, niye kurcalıyorsun? ama orijinal yer mekke ise mantıklı; ''bunlar güçlenip bizi tepelemesinler'' diye yılanın başını küçükken ezmek istersin çünkü burnunun dibinde.

    7) mancınık meselesi hikayeye oturmuyor. sonuçta mancınık kullanımı dönem içerisinde epey yaygın ve gayet de eski bir usul. çin olsun, hindistan olsun mancınık nedir, neye yarar biliyorlar. petra da roma ve iran hakimiyetleri arasında gidip gelen bir yer. her iki medeniyetin de mancınık kullandığını biliyoruz. acaba araştırmacı kendi teorisini ispatlamaya çalışırken bambaşka bir olayın kalıntılarını mı yakaladı? bilim tarihinde olmayan iş değil.

    8) becca- mecca meselesine çok takılmış araştırmacılar. peygamberin kendi adı sadece 4 (dört) defa geçiyor kuran-ı kerim'de. yani bu hiçbir şeyi ispatlamaz. ayrıca ibadethaneler genel olarak müminlerin ağladıkları (dikkat müslüman demedim, herhangi bir dine inanan müminlerin) ya da en azından ağlamaya meyyal oldukları yerlerdir. yani, mekke denilen bir yerde bir çeşit ibadethane (kabe?) varmış ve insanlar burada ağlıyorlarmış. gayet olası, çekip çekiştirmeye, ''yok aslında orasının asıl adı 'becca' idi sonra bir harf değiştirip 'mecca' yaptılar'' demek biraz zorlama oluyor (bizim islamcılar çok sever böyle şeyleri, nedense onu hatırlattı bana).

    daha bir çok mesele var ama en çok gözüme çarpan hususlar bunlar. kişisel kanaatim, araştırmacı abimiz kendi tezine aşık olmuş ve ayrıntıları görmezden gelmiş ya da karşılaştığı kanıtları kendi tezi lehine yorumlamış. bu her zaman bilinçli olmayabiliyor. bilim tarihine biraz aşina olanlar bileceklerdir ki bazen çok güzel bir tesbit yaptığınızı düşünürsünüz ve bu tesbitiniz sizi esir alır. ispatlamak için farkında olmadan kanıtlarınızı farklı yorumlama eğilimi geliştirirsiniz. bu abimiz de bu tuzağa düşüyor gibi geldi bana (bir art niyet aramıyorum, çok doğal bir şeydir esasında. herkesin başına gelebilir).

    ''e, kardeşim bu kadar çok eleştirin varsa nesini beğendin'' diye soracak olursanız, değişik bir bakış açısına sahip olması, ezber bozmaya çalışması ve tezini gayet anlaşılır bir biçimde lafı dolandırmadan anlatması çok güzel olmuş. bir müslüman olarak ilgiyle ve zevkle izledim. süresi de gayet uygun, bir çırpıda izleniyor (iftara yakın bir zamanda açmıştım, güzel vakit geçirtiyor. bir an ''orucu bozsam mı acaba?'' diye de düşündürttü).*

    müslüman izleyiciye bir not: gerek videonun altında gerekse başka yerlerde hemen komplo teorileri almış yürümüş. gerek yok, adam gayet temiz iş çıkarmış. dine saldırdığı falan da yok. bu bir beyin fırtınasıdır. bak ne güzel ben de kendi karşı argümanlarımı sıralıyorum. bir de kabul edelim adam oturmuş araştırmış ve muhtemelen islam tarihi bilgisi hepimize beş basar.

    imdb notu 8.2 (gerçi sadece 18 kişi oylamış, sayılmaz*) benim notum 6.5. şimdilik bu kadar, aklıma geldikçe düzenleme yaparım. iyi seyirler...
  • benim de kafamı kurcalayan bir soru vardı.

    islamın erken yıllarında, 4 halife döneminde, sıffin savaşında, muaviye ve yezid dönemlerinde olay neden şam-ırak arasında geçiyor? yani 7. yy da daha yeni yayılmaya başlamış bir dinde, aralarında 1600 km mesafe olan mekke ve şam-ırak bölgelerinin bu kadar sık ilişkiler içinde olması normal gelmiyordu bana.

    eğer mekke yerine petrayı koyarsanız bu sefer olay çok daha küçük ve makul boyutlara iniyor. bekke’nin de ufak bir kalem oynatma ile mekke’ye dönmesi ise ciddi anlamda bir şok. merak edenler için söyleyeyim aynen öyle ufacık bir kalem oynatmak arapça b yi m yapar.

    izlenmesi gereken bir belgesel. benim çok soruma cevap oldu.