şükela:  tümü | bugün
  • cyberpunk akımının öncülerinden sayılan john brunner'ın 1974 yılı itibariyle yayınlandığı bilimkurgu romanıdır. türkçe olarak şok dalgası süvarisi adıyla metis bilimkurgu serisinde kendisine yer bulmuştur.

    yazıldığı yıla bakarak yazarın internet ve veri ağı hakkında yaptığı gelecek öngörüsü bir yana gerçeklik ve cyperpunk temalarının işlenişini en az pkd kitapları kadar başarılı buldum, taktir ettim, saygı gösterdim(öyle böyle değil). sanırım unutulmuş, kenarda köşede kalmış, keşfedilmeyi bekleyen kitaplar kategorisinde.
  • shockwave truck adıyla havacılık şovlarında boy gösteren 3 jetli dev kamyonun sürücüsüne verilen isim olur herhalde kendileri
  • cyberpunk demisken, oyle "oturayim klavyenin basina da hek yapayim ahey ahey" diye dolanan karakterlerle dolu bi kitap degil ha (bkz: sana hack yaptim), yanlis olmasin. egitici ogretici yanlari da var vesselam; mesela ben ne zaman "dur hepsini kendim yapayim, kimseye muhtac olmayayim" diye manyaklassam hemen bu kitaptan "insanin baskasindan yardim almaktan utanmasi yanlistir yigen cunku.." diyen babayigit cumleler geliyor aklima, rahatliyorum arkadaslarimi ariyorum. yine ne zaman "dur ya her sey yalan, x'e vereyim kendimi ben" diye fagositoz yapsam, "profesyonellik yalan is evlat. nasi $ak veyv raydir'sin sen?" diye kendime geliyorum, hucre duvarlarim aciliyor (aslinda bitkiyim). oyle de etkileyici bi kitapmis, yillar gecti hala nasipleniyorum. buyuksun john.
  • cevirisinden mi kaynaklaniyor bilmiyorum, ama okumasi biraz zor bir kitap.
    bu yüzden kitabin basinda (sikilip degil ama) usanip okumayi birakmak isteyebilirsiniz... sakin kendinizi koyverip bu arzuya yenik düsmeyin. keza biraz ilerledikten sonra sizi sarmalayarak icine alacak, bitirmeden elinizden birakamayacaksiniz.

    düsünsel altyapisi da gercekten saglamdir. bu nedenle kitabi bitirdiginizde okudugunuz hic bir sayfa icin pismanlik duymayacaksiniz. siber uzayin evrimine dair saglam öngörüler iceriyor olmasi da dikkatinizi cekecek yazim tarihini düsünürseniz.

    videodrome sinemada neyse, shockwave rider da edebiyatta odur kanimca.
  • kitabının başında bir teşekkür yazısı var:

    "hepimizin ister istemez azledildiği o yabancı ülkenin, yani geleceğin çeşitli yönlerini kurgusal terimlerle tanımlamaya çalışan benim gibi insanlar, tahminlerimizi bir boşlukta yürütmeyiz. hepimiz çoğunlukla -ve bu örnekte ben özellikle- yarının sınırsız olasılıklarını daha işlevsel bir amaçla araştıranlara çok şey borçluyuzdur... bu amaçlardan biri de, çocuklarımıza bir gün bizimkinden daha fazla hayal gücü ve öngörüyle dolu bir dünya kalması gibi zayıf fakat güzel bir umut mesela.
    şok dalgası süvarisi'nin "senaryosu" (yeni moda bir klişe kullanayım) alvin toffler'in tahrik edici çalışması gelecek şokundan* esinlenmiştir, dolayısıyla ona teşekkür borçluyum."

    kitaba gelince, önce bize bir dünya tasvir ediyor: bu dünyada hemen hemen her şey tuşlamalı yaşam tarzı adı verilen bir sisteme göre işliyor. size ait bi kod numarası var ve bu kod numarası aracılığıyla belirli ayrıcalıklara sahip oluyorsunuz. nicholas kenton haflinger adlı kahramanımız tarnover adlı (deha merkezi!?) gizli bir devlet projesinin bir parçası iken biraz sorgulayarak buradan kaçan bir kaçak. tarnover'ın amacı ise en iyi beyinlerin hükümet hizmetine sokulmasını garantilemek. toplumsal sorunlara teşhis koymak ve sonrasında bunları çözebilecek kişiyi yaratmak.

    devlet ve mafya iç içe geçmiş bir sistem, o kadar ki zararlı olabilecek kimyasal maddelerle dolu ürünler (kozmetik, yiyecek, içecek vs.) uygun bir yolu bulunarak halka sunulabiliyor.

    kitabın en güzel bölümü distopyanın ütopyaya dönüştüğü anlardı. "uçurum..." bir kasaba, burayı tuşlamalı hayat tarzına ayak uyduranlar son derece sıkıcı buluyor. oysa doğa ile dengeli ve uyumlu bir yaşam alanı burası. insanların birden fazla ilgi alanı ve uğraşı var. binalar, yerleşim, mimari tamamen bir sanat eseri. kendi kendine yetebilen bir alan. bir de genetiği değiştirilmiş organizmalar var uçurumda son derece zeki ve iletişim kurabilen köpekler.

    haflinger'in dönüşümü ve sistem ile mücadelesinde uçurum kasabası ve insanları da etkileniyor.

    kitaptan bir alıntı yapayım belki birilerine ya da bir yerlere dair çağrışımlar yaratabilir:

    "hükümetler ayakta kalabilmek için tehdit ve travmaya güvenirler. yönetmesi en kolay nüfus zayıf, fakir, batıl inançlı, yarının ne getireceğinden korkan ve sokaktaki adama, üstleri yanından geçme teveccühünü gösterirken kaldırıma çıkması gerektiği devamlı hatırlatılan nüfustur."
  • bilim kurgu ve distopya kategorilerine ait olan kitap . karakterleri , yaratılan evren ve konu işlenişi bakımından oldukça etkileyici bir roman . aynı zamanda kitapta yaratılan evrende internetin yeri , gözetim sistemlerinin geldiği nokta , şirketlerin kar marjlarını arttırma adına neleri gözden çıkardığı , hızlı gelişen teknolojiye ayak uyduramayan insanların yaşadığı psikolojik sorunlar ile günümüz dünyasında aynı kavramlarda gelinen noktanın kitaptaki evrenle bu kadar benzemesi ; kitabın takdire değer bir başka yanı . en sevdiğim kitaplardan biri olduğu için taraflı bakıyor olabilirim ama bu kitabın başlığı bence daha fazla entryi hakediyor .