şükela:  tümü | bugün
  • bugün sevgili ekibimle beraber izlediğim muhteşem kısa film. yirmi dakika çok az geldi ama o yirmi dakikanın içine neler sığmış neler.. işaret dilinin önemi daha ne kadar anlatılabilirdi bilemiyorum.
  • 2017 yapımı, libby isimli duyma engelli bir kızın, ona işaret dili öğreten sosyal hizmetler görevlisi bir genç kız ile, anne babası ile kurduğundan bile daha güçlü bir ilişki kurmasını anlatan, kalbe dokunan, izleyeni ağlatan bir kısa film.

    ayrıca engelli çocukların anne ve babalarının, çocuklarının "normal" olması gerektiği kompleksi ile onlara her zaman iyilik yapmadığını acı şekilde yüze çarpar.
  • 20 dk'lık kısa film best short film (live action) dalında oscar ödülünü kazanmıştır.

    işitme engelli çocukların toplumla uyumlanabilmesi için işaret dilinin ve uzman desteğinin önemini vurguluyor. 10 işitme engelli çocuktan 9unun duyabilen ailelerde doğduğu ve %78inin normal okullarda eğitim gördüğü verisi ise çok çarpıcı.

    bizdeki verileri inceledim. 2019 yılındaki verilere bakılırsa ki bunlar engelli durumunun beyanını esas aldığı icin toplam sayıyı göstermese de bir fikir veriyor.

    görsel
    görsel

    egitim yaşındaki nüfusla, egitim gören ögrenci sayısının yakın olması beni sevindirdi. daha vahim bir tablo bekliyordum. tabii ki başta belirttigim gibi kayda gecmeyen cocuklar buna dahil degil. hoş kayda gecirilmemis cocuklar ailelerinden yana da şanssızlar. egitimden daha büyük dertleri var, bu kısa filmdeki kücük kız gibi.

    verilere dönersem, tabloda "kaynaştırma egitimi" olarak geçen egitimler, normal okullarda egitim goren cocuklar ve oran toplam sayiya göre %74. yani veriler bizde de benzer diyebiliriz.

    kaynaştırma egitiminin faydalarının oldugu bircok kaynak okudum. yani tam olarak kötüdür diyemeyiz. burada asıl farkı yaratan ozel egitim ihtiyacı olan cocukları destekleyen özelleşmiş ögretmenler diye düsünüyorum.

    filmi izledikten sonra, çocukken sokağımızda işitme engelli bir baba ve duyabilen anne ve kardeşleri olan çocuğu aklıma geldi.
    çocuk ve babası her zaman çok öfkeliydi. sürekli kaşlarının çatık olduğunu ve işaret diliyle konuşurken bile sürekli bağırarak ses çıkardıklarını hatırlıyorum. anlaşılamamak, dertlerini anlatamamaktan ileri gelen bir öfkeleri vardı sürekli. genel olarak öfkenin temel sebebi de bu sanırım, derdini anlatamamak.

    filmden sonra bu cocukların uzaktan egitimde yasadıgı deneyimi düsündüm. biz algıları tam cocuklarımızla, uzaktan egitimden sikayet ediyoruz. özel egitim ihtiyacı olan cocukların son bir senesi kim bilir ne kadar zordu.

    neyse filme geri dönersem şuradaki yorumu, özellikle isitme engelli biri tarafından yazıldığı icin, cok begendim. kısa filmi begenenlere öneririm.

    filmle ilgili güzel bir değerlendirme
hesabın var mı? giriş yap