şükela:  tümü | bugün
  • porcupine tree'nin 1995 tarihli fusion ve progressive rock arası çift cd albümü, parçaların sırası şöyle:

    cd1-1. the sky moves sideways phase 1
    cd1-2. dislocated day
    cd1-3. the moon touches your shoulder
    cd1-4. prepare yourself
    cd1-5. the sky moves sideways phase 2

    cd2-1. the sky moves sideways (alternate version)
    cd2-2. stars die
    cd2-3. moonloop (improvisation)
    cd2-4. moonloop (coda)
  • we lost the skyline
    we stepped right off the map
    drifted in to blank space
    and let the clocks relapse
    we laughed the rain down
    slow burn on the lawn
    ghosts across the lawn
    swallowed up the storm
    sometimes i feel like a fist
    sometimes i am the colour of air
    sometimes it's only afterwards
    i find that i'm not there
    in the dream dusk
    we walked beside the lake
    we watched the sky move sideways
    and heard the evening break
    sometimes i feel like a fist
    sometimes i am the colour of air
    sometimes it's only afterwards
    i find that i'm not there

    en mukemmel porcupine tree sarkilarindan.
  • alternate versiyonunun 11:04-11:20 arasına dikkat edin. erkan oğuru göreceksiniz, şaşırmayın.
  • içinde steven'ın kendi solo çalışmalarından veneno para las hadas'ı, no-man'in heaven taste'ini barındıran -ya da heaven taste'in kendisini ve light mass prayers'ı da barındırdığı- en bir güzel porcupine tree şarkılarından biridir.
    nasıl cümle kuracağımı bilemedim, öyle iç içeler işte. öyle de güzeller.
    kimileri huzur verir bu şarkı demişse de heaven taste'le benzettiğim kısımları bana ölümü çağrıştırıyor (zamanın nazi kampını ziyaret etmeye giderken dinleyip durmamın da bunda etkisi var, ama oraya gitmeden önce de hali hazırda bu çağrışımı yapıyordum, bir de şimdi hayal et). tam da bu nedenle heaven taste'i çok dinleyemiyorum, ama bunu dinlerim, çünkü anlattığı zirilyon tane şey daha var...

    tüm bunlardan ayrı olarak, ne kadar severseniz sevin porcupine tree'yi ilk kez tanıştıracağınız kişilere dinletirken bununla (daha doğrusu bu albümle) başlamayın diye tavsiye ediyorum. zira yıllar önce kendine bu albüm gösterildiğinde grubu beğenmeyenler belli bir zaman sonra in absentia dinleyip grubun aşığı olmuşlardır. ilginç gibi gelebilir ama iki kişi üzerinde görüldü en azından.
    ha bir de fuse the sky da var sanki bir yerlerde... yıldızlar ve ölüm...
  • adının hakkını veren bir şarkı.
  • porcupine tree'nin, psychedelic müziğin pink floyd'dan sonraki temsilcisi olduğunu tescilleyen albüm/şarkı. dinlediğim en kendine özgü albümlerden birisi.
  • gündüz başka, gece bambaşka kafa yaşatan porcupine tree şarkısı.
  • alternate versionda bildiğin klarnet taksimi olan kaçık pt parçası. şarkı gerçekten kaçık tamam da abi o klarnet taksimi ne be? ben böyle güzel bişey dinlemedim.

    ps: e-bow diyenler olmuş, birkaç kere dinledim e-bow olma ihtimali de var ancak sound bildiğiniz efekte boğulmuş klarnet. arada çıkıyor o derinliğin içinden net klarnet sesi duyulabiliyor ona dayanarak konuşuyorum.
  • porcupine tree'nin 1995 çıkışlı, şaheser albümü. 65 dakikalık huzur.

    albümün büyük bir kısmını steven wilson tek başına kaydetmiş, grup üyeleriyle tanışması albümü kaydettiği zamanlara denk gelince "bir işe yarayın bari amk" diyerekten chris maitland'a davulda birkaç hi-hat vuruşu yaptırmış, colin edwin'e bazı şarkıların baslarını tekrardan kaydettirmiştir. albümün remasterlanmış 2004 versiyonundaysa davulların bir kısmını gavin harrison kaydetmiş, bir kısmındaysa maitland'in eski kayıtları kullanılmıştır.

    albüme adını veren 18 dakika 32 saniyelik the sky moves sideways'in ilk kısmıyla başlayan albümde bolca psychedelic rock esintisi bulunmaktadır. grubun henüz "tarzını aradığı" zamanlar olduğundan albümde bolca pink floyd, tangerine dream, hatta yer yer disco (steven, annesinin etkisiyle büyük bir pop ve disco müzik "hayrandır". ) esintileri vardır. - örneğin tipik bir progressive rock şarkısı gibi başlayan tsms'in 8.30'da bir anda elektronikleştiği kısım- bu parçadaki klarnet solosuysa albümün bir başka sürprizidir.
    stars die, belki de yazılmış en "erotik" isimli parçalardan the moon touches your shoulder, dislocated day, moonloop gibi harika, ecnebilerin "trippy" dediği tarzda şarkılar barındırır. tam bir uzun yol/doğada yürüyüş albümüdür.
  • muhteşem bir albüm olmasının yanı sıra, parça olarak da inanılmaz bir parça olan bir porcupine tree şaheseri.

    son 6 aydır kafamda çalıyordu, ancak bir türlü ismini hatırlayamıyordum parçanın. bas yürüyüşünü en ince notasına kadar hatırlıyordum, ancak ismini hatırlayamıyordum. bu gece, artık canıma tak etti bu durum. canlıda inanılmaz güzel çaldıkları bir bas yürüyüşü vardı bilgisiyle, daldım youtube'a. sonuç? steven wilson'ın kadife sesiyle başlayan ve sonradan ortalığı dağıtan parçayı bulmam.

    daha da överdim de, şu an sadece birkaç kere daha dinleyip tadını çıkarmak istiyorum.