şükela:  tümü | bugün
  • 5 yıllık uzun bir aradan sonra kevin parker ve orkestrası tame ımpala, the slow rush ile geri döndü. parker’ın artık içine kapanıklığını bir nebze de olsa attığı ve kendi tariflediği “ebedi iyimserliğin” çevresinde albümü değerlendiriyoruz.

    tame ımpala en başından beri solo bir projenin ismi olduğundan dolayı incelemenin geri kalanını kevin parker üzerinden yapacağımızı belirtelim. kevin, bildiğiniz üzere grubun hem söz-şarkı yazarı, hem vokalisti, hem davulcusu… her şeyi.
    dördüncü stüdyo albümü konseptine yakışır şekilde 14 şubat’ta bizlerin huzuruna sunuldu. önceki albümlerinden daha uzak, daha yumuşak bir saykodelik havanın içinde, nabzımız yükselmese bile nereye dokunacağını bilen şarkılar içeriyor slow rush.
    zaten kevin, apple music’e vermiş olduğu röportajda da “abi tame ımpala bozdu ya”cılara kapıyı marlyn manson’un “albümleri eski dinleyicileri tatmin etmek için değil, yenilerini kazanmak için yapıyorum” sözüne atıfta bulunarak kapatıyor.

    current’sın 10’lu yıllara vurduğu damgadan sonra, uzunca süren konserlerin sonunda parker kendini bir arayış içinde bulmuştu. bu arayışın sonu lady gaga, travis scott ve kanye west gibi isimlerle yürütülen ortak çalışmalar ile bitti. kabuğundan fırlamış parker’ı bir anda lady gaga’nın perfect ıllusion klibinde slow rush’ın da temellerini atan bir ışığa dönüştü. parker, içinde bulunduğu bu ortaklıkların özellikle şarkı sözlerine etkisinden bahsediyor. artık içini daha rahat dökebiliyor.

    one more year, ile daha ilk şarkıdan bizi içine alan, takip olarak bir “arc” şeklinde ilerleyecek olan bir albüm the slow rush. “ı think there’s a way, why don't we just say, one year?” derken o ışıklı yola tekrar giriyorsunuz. şarkı asla bitmeyecek olan bir döngünün ufak bir kesiti gibi. parker da böyle tarif ediyor zaten. kimi zaman şarkıyı 20 dakika kadar hiç durmadan çaldığını söylüyor. tam olarak da yaptığı şeyi, geçtiğimiz aylarda miami’den almış olduğu evden bahsettiği ınstant destiny ile albüm enerjisini korurken bahsettiğim ark’ın üstüne doğru tırmanıyoruz. iç gıcıklayıcı bir pop soundu ama tame ımpala tozlarıyla. daha önce single olarak duyduğumuz ve üzerinde hafif vokal, bas değişikleri yapılmış borderline, parker’ın “ebedi iyimserliğinin” sınırını çiziyor adeta. albüm artık duygusal bir noktada ve sınırın ötesinde, bizi albümün en özel işlerinden biri bekliyor: posthumous forgiveness. 2009 yılında kanserden kaybettiği babasına bir ağıt niteliğinde. parker’ın bu şarkıda kelimelerden sonra en büyük silahı ise perküsyon. 6 dakikalık bu şarkının ikinci kısımda ise bir haykırış mevcut: “wanna play you all my songs”.
    70’li yılların funk şarkılarına eşlik eden piano ritimleriyle aklımıza kazanan breathe deeper ise şu anlık albümün en sevilen şarkılarından. tomorrow’s dust ise içe kapanıklığın açıldığı bir başka şarkı. sakin akustik giriş ve kevin parker’a özgü perküsyonlarla şarkı içine alıyor bizi. sonlara doğru eklenen klavyelerle birlikte doruk noktasına ulaşıyor ve bizi oradan albümün en duygusal şarkısı on track’e taşıyor. “hayallere tutunmanın acısıyla beraber her zaman bir mucizenin beklenmesi” parker’a göre ana teması bu şarkının. lost ın yesterday şimdiden her çevreden insanların sevgisini kazanmış gibi görünüyor. konserlerin açılış şarkısı olmaya aday bir eser. ıs ıt true, bir önceki şarkıda aldığımız enerjinin devamını getiriyor. nakaratı bir kez dinlemeyle tüm gün dillerde dolanacak türden. yoğunluk olarak bir arc çizdiğini belirtmiştik albümün, sonlara yaklaşırken ıt might be time sözleriyle, parker’a göre negatif düşüncülerin yüzüme vurması. siren sesleri çalmaya devam ediyor şarkıda ve biz glimmer’a geçiyoruz. konserlerde, kevin parker sahne arkasında nefes alırken bizim de o sırada bekleyişimizi hareketli kılacak olan güzel bir house türden şarkı glimmer. albümün son şarkısına geldiğimizde, artık yolun sonuna geldiğimize fark ettirecek sertlikte gitar riffleri içeren one more hour karşılıyor bizi. 7 dakikalık bir son.
    currents bundan yıllar sonra bir devrimi simgeleyecek hiç şüphesiz. bu tarz albümlerden sonra gelen ilk albüm sanatçıları her zaman strese sokar. kevin parker da bu stresi yaşamış olacak ki 5 yıl gibi uzun bir aranın ardından duyabildik yeni albümü. yoğun, samimi sözlerini, kendi müzikal mükemmeliyetçiliği ile doldurduğu the slow rush 2020 ve sonrasında hepimizin hatırlayacağı bir albüm olarak kalacak kulaklarımızda. kendisine bunun için teşekkür ediyoruz ve en kısa zamanda henüz hiç uğramadığı ülkemize bekliyoruz.
  • the slow rush in an imaginary place: https://youtu.be/ea9urfojgm0
  • benim için (bkz: wuhan virüsü) nedeniyle kötü hatırlanacak albümdür. şöyle ki, her sabah servise bindiğimde bu albümü açıyorum ve wuhan virüsü başlığını okuyorum. dolayısıyla bende bu ikisi bir gibi kodlanmış durumda. (bkz: one more year)'ın başını duyar duymaz, wuhan sokaklarında virüsten kaçıyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum. hiç olmadı bu.

    (bkz: breathe deeper) çok güzel ama. o henüz moralimi bozmadı.
  • 14 şubatta çıkacak olan albüm için şimdiden yerimi almak istedim.

    mükemmel bir albüm olacağı şimdiye kadar yayınladıkları 4 şarkının 3ünden belli oluyor.

    evet tarih 14 şubat 2020'yi gösteriyor. albümdeki şarkıların tamamından anladığım kadarıyla kevin'in zamanla alakalı bir alıp veremediği var. yakında kendimce bu albümün tamamı hakkında hissettiklerimi yazacağım.
  • 2020 de çıkacak olan tame impala albümü.
    teaser burada .

    edit: albüm 12 şarkıdan oluşacak borderline yer alırken patience olmayacak.
    tam çıkış tarihi ise 14 şubat 2020.
    ilk parçayı saldı bile

    edit: çıktı. breathe deeper tanrı katında bir eser.
    kevin parker dinleyicilerini mutlu ettiği seviyeyi kendisi aştığı için önceki çıtalarda kalanların beğenmesinin zor olacağı bir albüm gibi duruyor.
  • çok seksi olmuş arkadaşlar, ilk başta yadırgayacaksınız ama dinledikçe keyifle dans etmeye başlıyorsunuz. çok güzel bir iş çıkarmış kevin ve arkadaşları. önceki albümlerle kıyaslayıp keyif kaçırmaya gerek yok.
  • şuana kadar net favorim breathe deeper oldu.transition çok iyi,alternatif müzikten beklentim tam olarak bu tarz şarkılar diyebilirim.
  • dinleyip, geldim. önce genel bilgi verelim ve dinlemek isteyenler için şuraya albümü bırakalım.

    albümün ayak sesleri patience'ın yayınlanmasıyla geçtiğimiz yıl içinde kendini duyurmuştu. bu şarkıyı albümdeki halinden farklı bir şekilde yayınlanan borderline daha sonra zamanın geçtiğini hatırlatanit might be time, kevin parker'ın çocukluğuna ve babasıyla ilişkisine indiğimiz posthumous forgiveness ve klip ile yayınlanan, disko impala şarkısılost in yesterday izledi. bu single serisinden yola çıktığımızda az çok, posthumous forgiveness hariç, karşımıza ne çıkacağını biliyorduk sanıyorum: önceki albümlere kıyasla oldukça fazla perküsyon, pop bir sound fakat imza tame ımpala synth'leri, patience, borderline ve diğerlerinde gördüğümüz gibi akor ile yürüyen ana ritimler. currents, ama popo sallatan.

    albüm bugün yayınlandı. single serisinden patience hariç tüm şarkılar bu albümde yerini korudu. borderline da biraz değişerek albüme girdi. 12 şarkılık albümde şarkıların sıralaması şu şekilde:

    1-one more year

    2-instant destiny

    3-borderline

    4-posthumous forgiveness

    5-breathe deeper

    6-tomorrow's dust

    7-on track

    8-lost in yesterday

    9-is it true

    10-it might be time

    11-glimmer

    12-one more hour

    müzikal anlamda beklenenden farklı bir albümle karşılaşmadığımızı söylersek yanlış bir şey söylemiş olmayız herhalde. sözlere baktığımızdaysa, eşine seslendiği one more year, sun's coming up'da en azından benim gözlerimi doldurarak adını andığı babasına seslendiği posthumous forgiveness ve zaman temasını ağırlıkla işlediği one mour hour ,lost in yesterday, it might be time, tomorrow's dust. söz yazarlığı işinde zaten yeterince iyi olduğunu düşünüyordum kevin parker'ın. bu albüm ile tekrar bunu hatırladım.

    özetle, kevin parker, geçen zamanda geride bıraktıklarını, önünde duranları ve yaşadıklarını gerektiğinde bizi üzerek, gerektiğinde dans ettirerek kendi üslubuyla ortaya koyarak bir albümü daha başarıyla bitiriyor. currents sonrası gelen inanılmaz ün ve fan kitlesinin , bu albüme vereceği tepkiler de albümün başarısında önemli olacaktır tabii ki. bakalım, bir yıl daha tame impala dinlemek ile geçecek mi ?
  • dinliyoruz bahalim
  • çıktı.

    haliyle son singlelar gibi, tatlı, güzel albüm. eski tarzına da uygun zaten, hatta enstrüman yoğunluğu daha fazla geldi bana.