şükela:  tümü | bugün
  • raymond briggs tarafından 1978 yılında yazılmış bir çocuk kitabıdır ve ingiliz çocuk edebiyatının çok önemli eserlerinden birisi olarak kabul edilir. daha sonra 1982 yılının noel gecesinde 26 dakikalık, içinde konuşma olmayan bir animasyon halinde channel 4'da yayınlanmış ve fenomen haline gelmiştir. hikayenin başında anlatıcı olarak david bowie gözükür.

    gel gelelim, özellikle yarattığı atmosferle adamı geren bu animasyonu çocukların izlemesine nasıl izin verilmektedir aklım almıyor. hele o fondaki şarkının çocuk şarkısı olduğuna hala inanamıyorum. halen kiliselerde noel korolarında söylenmektedir.
    (bkz: walking in the air)
  • martin scorsese abimiz tarafından sinemaya uyarlanacaktır.
  • çocuklara ölüm / son gerçeğini bir kardan adam üzrinden anlatan şahane bir eserdir.

    her güzel şey'in bir sonu vardır bilincini öğretip kabullendiriyor.

    kardan adam eridi ...

    ama bir sabah uyandığında çok sevdiğin bir yakının da kardan adam gibi bu dünyadan göçüp gitmiş olabilir..

    ayrıca devam filmi için ; (bkz: the snowman and the snowdog)
  • norveççesi snomannen olan ve hala ne hikmetse türkçe'ye çevrilmeyen roman. nesbo'nun en iyi romanı olarak lanse ediliyor ama doğan kitaptan ses seda yok. filmi geliyor a.q okuyamadan filmini izleyeceğiz bu gidişle...
  • filminin çekileceğini öğrendikten sonra kitabını aramış ama çevrilmediğini görmüştüm. neyse ki doğan kitap bizleri fazla bekletmeyerek kitabı piyasaya sürdü. alıp okudum. okuduğum en iyi polisiye roman mı? hayır tabii ki. kanımca kaliteli bir polisiye roman ama en iyilerden değil bence. polisiyenin klişesi olan "okuru ters köşeye yatır"dan bolca nasiplenmiş bir eser. katili tahmin ettiriyor ama sonra ters köşeye yatırmayı başarıyor. gene de polisiyenin ustası olmuş okurlardan bazılarını katilin kimliğinin şaşırtmayabileceğini de söylemeliyim. sonuçta gerçekten sürükleyici, gerilimli bir roman. beklenenleri verebiliyor ve hızla okunuyor. seri cinayetlerin nedeni de fena değildi, seri katil de iyi yazılmış.

    snowman, harry hole'la ilgili 7.kitapmış, benim okuduğum ilk kitap. öncekilerden bağımsız okunabiliyor. mesela michael connelly'nin hanry bosch romanları da bağımsız okunabiliyor ama gene de birbirlerine bağlı romanlardır. bu kitaptaysa öncekiler okunmadığı için bir sıkıntı ortaya çıkmıyor. neyse harry hole'u tanıdıktan sonra diyebilirim ki aynı behzat ç. sıklıkla behzat'ı hatırladım. harry onun gibi yalnız, onun gibi alkolik, onun gibi hayattan bıkmış, yorgun argın, onun gibi ilişkileri istikrarsız, onun gibi işkolik ve işini iyi yapan birisi. bir tavşanı, bir de üstlerine saygısızlığı eksik adamın. hatırlanacağı üzere behzat üstündekileri zerre önemsemez, hepsini aşağılardı. harry ise onlara böyle davranmıyor. bir de bazı yerlerde jo nesbo için "yeni stieg larrson" diye yazılmış. öncelikle sen (abd) ilk defa bu yazarla tanışıyorsun diye niye hemen "yeni" diye niteliyorsun? adam on roman yazdı. "yeni"liği mi kaldı? ikincisi, iki yazarın da tarzı çok farklı. evet, nesbo bu kitabında tıpkı larsson'ın millenium üçlemesindeki gibi kadın cinayetlerine odaklanıyor ama bunu larrson gibi yapmıyor, onun gibi anlatmıyor. spoiler'a girmek istemiyorum, diyeceğim tek şey nesbo, yeni larrson değil.

    bakalım filmi nasıl olacak. michael fassbender'i harry rolünde izlemek şüphesiz güzel olacaktır. ama rolün zor olmadığını, yetenekli aktörü daha zor rollerde izlemenin daha güzel olduğunu da belirtmeliyim. tabii teklifi reddetmezse rebecca ferguson da filme renk katacak. bakalım seri katil, katledilen kadınlar ve polisleri kimler canlandıracak. çekimlere ocakta başlanacakmış, dolayısıyla yakında tüm cast açıklanır.

    altı çizili satırlar

    --- spoiler ---

    *harry'nin yüzünde bir tebessüm belirdi. şu ana kadar onu sevmişti ama fikri her an değişebilirdi elbette. ne de olsa insanlara kara listeye girmeleri için daima yeni bir şans vermeye istekliydi.

    *birilerinin masum insanların yaşadığı bir şehre atom bombası atmak zorunda olduğunu anlayabiliyorduk; gelin görün ki londra'nın kenar mahallelerine hastalık ve ahlaksızlık yayan fahişeleri kesip biçenleri anlayamıyorduk. o yüzden birine gerçeklik derken ötekine delilik diyorduk.

    *güney kutbu'na gitme yarışını kazanan roald amundsen'di ama norveç dışında tüm dünya robert scott'ı tanır. napolyon'un hiçbir zaferi, waterloo yenilgisi kadar iyi bilinmez. sırbistan'ın milli gururu, 1939'da kosova ovası'nda türklere karşı yaptıkları ve sırpların bozguna uğradığı savaştır. peki ya isa? ölümü yendiği iddia edilen ve insanlığın sembolü kabul edilen bir adam, mezarının dışında kollarını açmış, ayakta dikilirken resmedilmeliydi. ama onun yerine hıristiyanlar zaman içinde onun en güçsüz olduğu, çarmıha gerilmiş ve ölümü beklerkenki halini kullanmayı tercih ettiler. çünkü bizi en çok etkileyen hikayeler daima yenilginin hikayeleri olmuştur.

    *"yine de onunla ilgili anlamadığım bir iki şey var" dedi harry. "tanrım! benim insanlarla ilgili anladığım topu topu bir iki şey var; demek ki sen benden daha iyi bir psikologsun."

    *stale aune iç geçirdi. "söylesene hemşire, hangisi daha kötü? yaşamak isteyen birini öldürmek mi, yoksa ölmek isteyen birini yaşatmak mı?" beate, hemşire ve stale gülerken hiçbirisi harry'nin sandalyesinde kasıldığını fark etmedi.

    --- spoiler ---
  • (bkz: snomannen)
  • jo nesbo en sevdiğim yazarlardan biri. hatta o kategoride tek sevdiğim bile denebilir. her kitabını okurken "kitap filme çekilse kim oynar" diye cast yaparım. harry için michael fassbender çok çok iyi bir seçim. ama bence holivud için iyi bir seçim.
    ben nikolaj lie kaas ya da pal sverre valheim hagen olmasını tercih ederdim. hatta pal sverre hagen madem harry olmayacak o zaman tom waaler karakterini oynar inşallah. nasıl olsa beğenilip devamı çekilir hem pal svarre kötü karakter için de cuk oturur diye buraya not düşüyorum.

    yönetmen iyi, oyuncular iyi zaten hikaye çok iyi. her ne kadar norveç ahalisi yerine holivud ahalisinden cast oluşturmuş olsalar da köy çeşmesi gibi akar bu film.

    edit: yazıııklarr olsun :) bir hikayenin içine bu kadar sıçılabilir. hadi benim yukarıda dediğim adamların ing.leri ve tanınırlıkları az diye oynatmıyorsun en azından nikolaj coster waldau oynataydın harry diye. en azından harry'i okumuş biri oynardı.
  • ilk fragmanı düşmüş.

    https://www.youtube.com/watch?v=yvvbdtwxguq

    edit: poster
  • heyecanlandırandır. sinemada izlemek büyük keyif olacak gibi.
  • let the right one in (lat den ratte komma in) ve tinker tailor soldier spy filmlerinden tanıdığımız tomas alfredson'un yeni gerilim filmi.

    fragman, poster, kadro ve konusuyla ilgili detaylı ön inceleme için:
    http://obicimsinema.com/the-snowman-fragman/