şükela:  tümü | bugün
  • bir john cheever eseri;
    the swimmer, 1968'de filme de çekildi, burt lancaster oynamıştı, hey gidi
  • tum kliselerine ragmen nostaljik yapisiyla sizi sarip sarmalayan filmdir. bir donemin pek begenilen levis 501 reklamina da esin kaynagi olmustur. hani su genc kiz ve delikanlinin havuz havuz yuzdukleri reklam.
  • sea pictures'ın sözleri a. lindsey gordon tarafından yazılmış olan 5. ve sonuncu şarkısı.

    with short, sharp violent lights made vivid,
    to southward far as the sight can roam,
    only the swirl of the surges livid,
    the sees that climb and the surfs that comb.

    only the crag and the cliff to nor'ward,
    and the rocks receding, and reefs flung forward,
    waifs wreck'd seaward and wasted shoreward,
    on shallows sheeted with flaming foam.

    a grim, gray coast and a seaboard ghastly,
    and shores trod seldom by feet of men -
    where the batter'd hull and the broken mast lie,
    they have lain embedded these long years ten.

    love! love! when we wandered here together,
    hand in hand! hand in hand through the sparkling weather,
    from the heights and hollows of fern and heather,

    god surely loved us a little then.

    the skies were fairer and shores were firmer -
    the blue sea over the bright sand roll'd;
    babble and prattle, and ripple and murmur,
    sheen of silver and glamour of gold.
    sheen of silver and glamour of gold.

    so, girl with tempest and wing'd with thunder
    and clad with lightning and shod with sleet,
    and strong winds treading the swift waves under
    the flying rollers with frothy feet.

    one gleam like a bloodshot sword-blade swims on
    the sky line, staining the green gulf crimson,
    a death-stroke fiercely dealt by a dim sun
    that strikes through his stormy winding sheet.

    o brave white horses! you gather and gallop,
    the storm sprite loosens the gusty rains;
    o brave white horses! you gather and gallop,
    the storm sprite loosens the gusty rains;

    now the stoutest ship were the frailest shallop
    in your hollow backs, on your high-arched manes.
    i would ride as never a man has ridden
    in your sleepy, swirling surges hidden;

    i would ride as never a man has ridden
    to gulfs foreshadow'd through strifes forbidden,
    where no light wearies and no love wanes.
    where no love wanes.
  • bamya gibi bir şeydir bu film. ya hastası olursunuz, ya da nefret edersiniz. nefret edenlerin bile boğazını düğümlediği görülmüştür ki bu açıdan mesele mahiyeti ile tahkik edilince, bamyaya yüz basar. önermesi bamya sevmeyenden, benzetmesi sizden.
    (bkz: teşbihte hata olmaz)
  • amerikan bireyselciliği ve toplum yapisi uzerine yapilmiş eleştiridir bu kisa oyku, ayrica baş karakterin yaptiği yolculuk odysesseus'un yaptiği yolculuğun evreleriyle parallellik gosterir, evine donduğunde hiçbirşeyin eskisi gibi olmadiğini anlar karakter, ayrica amerikan ruyasinin harcadiği ailelere de bir gondermedir, kişisel başari destanlarinin aile facilarina donuşmesinin çok değişik bir yapiyla ailelerin havuzlari uzerinden anlatimidir.
  • yönetmen frank perry'nin bir sinema klasiği olan, muhteşem filminin adıdır. burjuvazinin çok etkili bir eleştirisini yapan bu filmde burt lancaster'ın oynadığı yüzücü karakteri, yıllar sonra döndüğü şehrinin zengin mahallesindeki evine ulaşmak için malikanelerin, villaların havuzlarını kullanır. bir bahçeden diğerine, bir havuzdan diğerine yüzerken havuzbaşı partilerinde karşılaştığı eski tanıdıklarının yüzünde kendi yabancılaşmasını ve burjuvazinin anlam yoksulluğunu görür. zengin havuzlarını yüzerek eve dönmek fikri güçlü bir metafor olarak kullanılır.
  • aynı zamanda baywatch dokuzuncu sezon dokuzuncu bölümünün adı.
  • son derece güzel bir fikir üzerine kurulmuş, yaratıcı film. ned karakterinin yüzerek evine yaptığı yolculuk aslında bir nevi zaman yolcuğu gibi. değişen şeyler, daha doğrusu bir nevi eski yaşamının anlamsızlığı yüzüne çarpar. her uğradığı durakta havuzu, bahçesi ve aptal dertleriyle uğraşan arkadaşlarının karşısında gördüğü muamele ile hayal kırıklığına uğrar ve bu bir nevi iç hesaplaşmaya döner.
  • amerika'nın çehov'u olarak adlandırılan john cheever'ın toplu öykülerinin bulunduğu kitaptır. türkçesi everest yayınları tarafından çıkmış olup, tomris uyar tarafından türkçe'ye çevrilmiştir.

    ve aslında tomris uyar kitabın başında "neden mi john cheever?" başlığı altında her şeyi çok iyi özetlemiştir.