şükela:  tümü | bugün
  • douglas sirk'in yönetmenliğini yaptığı 1957 yapımı amerikan filmi. başrollerde rock hudson, robert stack, dorothy malone ve jack carson oynamaktadır.
    gözü uçaklardan ve uçup yarışmaktan başka bir şey görmeyen bir adam, şuh ve seksi karısı ve zavallı oğlu new orleans'ta düzenlenen yarışlarda diğer takım elemanları ile zor şartlarda mücadele etmektedirler. diğer yanda kendisinden siyasi haberler bekleyen patronuna atarlanan ve bu yarışları manşete almaya çalışan duyarlı gazeteci burke devlin (dönemin pseudo-jönü rock hudson) bu yarışları ve özelinde bu aileyi yakından takibe almıştır ve hatta onlara daha filmin başında kol kanat germiştir. yarışlar gitgide alevli hale gelmeye başladıkça aile içi sıkıntılar dertler de artmaya başlar, gazeteci de kendi büyük derdini geride bırakıp fedakarlık çeşmesinden yudumlamaya karar verir, olaylar geliştikçe gelişir. finale dek heyecanla ve merakla olacakları filmden gözümüzü alamadan izlemeye başlarız.
    açıkçası bu filmi izlemeye başladığımda epey boğucu, bol laf salatalı bir dönem filmi bekliyordum ancak sonuç tam bir sürpriz oldu, özellikle o dönemde roman ve tiyatro eserlerinden beslenen dramatik ve psikolojik yanları ağır basan filmlerden birisi olduğunu hiç tahmin edemiştim öncesinde. william faulkner'ın bir romanından uyarlanmış bu film öylesine akıcı ki saniye olsun sıkılmadan izletiyor kendini. ara ara karşımıza çıkan çok heyecanlı yarış sahneleri çoğunlukla dış ve gerçek çekimler. günümüz filmlerinde pek görmediğimiz türde kaza sahneleri son derece inandırıcıydı, nasıl çektiklerini çok merak ettiğimi söylemeliyim. (henüz cgi'ın c'sinin olmadığı zamanlardan bahsediyorum). rock hudson rolünde hiç sırıtmamış, çoğunlukla romantik filmlerin jönü olarak görmeye alıştığımız oyuncu bu filmde gazeteci rolüyle tam anlamıyla döktürüyor. hiç tanımadığım aktrist dorothy malone ise son derece şuh bir profil çizerken aynı zamanda yaşadığı dramları ve acıları da gayet güzel kotarıyor (neden öne çıkan bir oyuncu olmamış adını duymamışız bilemiyorum). hayatını tutkularına adamış insanlar, sevgi uğruna önemli fedakarlıklar yapanlar ve vazıyetten yararlanmak isteyen fırsatçılar sarmalında ilerleyen bu tipik hikayemiz her halükarda başarılı bir seyirlik. klasik filmlerle aranız iyiyse ve siyah-beyaza alerjiniz yoksa film biletinizi hemen keselim yoksa sizi aksiyon salonuna alalım, pasific rim var, taze geldi kanka.

    edit 1: filmin zamanında ülkemizde "şafak bekçileri /şafak devriyesi" ismiyle sinemalarda oynadığını da notlarımıza ekleyelim.
    edit 2: bu filmdeki en başta saydığımız üçlünün bu filmden bir sene önce written on the wind (aşk rüzgarları) isimli filmde de birlikte oynamış olduğu bilgisini verelim. holivud sinemasında bir zamanlar zaman zaman rastlanılan bir şeydi bu. şimdinin seri filmlerinden farkı aynı filmin devamı değil bambaşka filmlerde devam niteliği taşıyordu.