şükela:  tümü | bugün
  • slavoj zizek'in türkçeye kapağına bakılırsa tarkovski, iç kapağına bakılırsa "tarkovski içsel uzamdan gelen şey" adıyla çevrilmiş, künyesine bakılınca asıl kitap adının the thing from inner space olduğunu anladığımız cep kitabı. türkçede ilk baskı 2014, çevirmen mehmet öznur, üç baskı yapmış, yayıncısı encore yayınları. bilinmeyen bilinenler diye bir serileri içinde.

    "dolayısıyla titanik* bir çift yaratmanın yanı sıra bir kadının tam olarak kendi narsisist imgesini oluşturmasına ilişkin bir filmdir. rose kurtulduktan sonra görevliye kendini jack'in soyadıyla yani "rose dawson" olarak tanıtır. fakat buradaki problem kurtuluşun bir erkeğin ismini almakla tezahür etmesi değil, bu kurtuluşun gerçekleşebilmesi için erkeğin ölmek zorunda olmasıdır."

    "deep impact'taki çift normal değil sahiden ölümcül, ensest bir çifttir. o halde dalga da kıyıyı hafifçe süpüren sakin bir esinti değil devasa ve ve öldürücü bir darbedir."

    "(filmdeki en uç korku sahnesi hayaletvari harey'in solaris'teki ilk intihar denemesinin başarısızlığının ardından yeniden uyanmasını gösteren sahnedir: harey, sıvı oksijeni içtikten sonra donmuş bir halde yerde yatar; sonra birdenbire hareket etmeye başlar, dayanılmaz bir acıya katlanan bedeni, erotik bir güzellik ve acınası bir korkunçluk içinde seğirir - istemediğimiz halde var olmakta hala ısrar eden iğrenç bir balçığa indirgendiğimizde böyle başarısız bir kendini-yok etme sahnesinden daha trajik bir şey olabilir mi?)"

    [öyleyse, solaris-şey için önemli olan salt ötekiliğin aşırı, mutlak bir yakınlıkla çakışmasıdır. solaris-şey doğrudan kendimiz "olan" bir ötekilik olduğundan, varlığımızın "nesnel olarak-öznel" fantazmatik özünü sahneye koyduğundan, bilinçdışından bile daha çok "kendimiz"dir, kendimizin erişilmez çekirdeğidir.]

    "mıntıka**, gündelik gerçeklik anlayışımıza "çok fazla" gelen bazı özellikleri olduğu için yasaklanmamıştır, tam da gündelik gerçekliğe özgü bazı şeyleri sergilediği için yasaklanmıştır. öncelikle bu gerçeğin bir kısmı gündelik gerçekliğimizden biçimsel olarak dışlanır ve bir yasak bölge ilan edilir."

    "bu karşıtlık, dürtü ile arzu arasındaki karşıtlıktır: solaris, yani şey, kör libidonun cisimlenmesi iken mıntıka arzuyu yaşayan boşluktur. (...) stalker'da masum dilek/inanç saf bir düzeyde asla ulaşılamaz, ele geçirilemezken solaris'te fantazilerimiz/hayallerimiz sorudan önce gelen yanıtın psikotik yapısında açığa çıkmaktadır."

    [şaşkına dönen eugenia anneliğin çekiciliğini anlamaktan uzak olduğunu kabul ederek töreni izleyen papaza inançlı biri olmak için ne gerektiğini sorar, papaz şöyle yanıtlar: "diz çökerek başlamalısın" - pascal'ın meşhur "diz çök ki geri zekalı olasın"ına yönelik (sahte entelektüel gururdan mahrum kalırsın) açık bir atıftır bu.]

    "lacan'a göre psikanalizin nihai amacı, özneyi önemli ve gerekli bir fedakarlığı yapacak hale getirmek ("simgesel kastrasyonu kabullenmek", çocuksu narsisist bağları koparmak vs.) değil fedakarlığın korkunç cazibesine direnmektir - elbette bu cazibe süperegonun cazibesinden başka bir şey değildir."

    "buna karşılık tarkovski'nin evreninde tinsel boyuta sadece toprağın nemli ağırlığıyla (ve durgun suyla*) doğrudan yoğun fiziksel temas yoluyla geçeriz. nihai tarkovskici tinsel deneyim, özne yarı yarıya durgun suya batmış şekilde dünyanın yüzeyinde uzanmışken gerçekleşir; tarkovsk'nin kahramanları dizlerinin üstünde, başları yukarıya, göğe dönük dua etmezler; aksine nemli toprağın sessiz kalp atışlarına yoğunlaşıp kulak verirler..."

    (bkz: mary kay letourneau/@ibisile)