şükela:  tümü | bugün
  • david byrne tarafından keşfedilmiş bir ingiliz trio. brechtian blues tabir edilen türe dahil edilmişler. solist martyn jacques, soho'da yaşıyor uzun süredir. grupta aynı zamanda akordiyon çalıyor. fahişeler, uyuşturucu bağımlıları, pezevenkler ve kenarda yaşayanlar hakkında şarkılar söylüyor. vahşi ve suçlu bir sesi var. grup film ve reklam müzikleri yapıyor, tiyatro ile de ilgileniyor. jacques zamanında phelim mcdermott tarafından yönetilen, bir junk opera olan shockheaded peter'in müzikal direktörlüğünü yapmış, grup da müziklerini. davulcu adrian huge, byrne tarafından "james joyce on drums" olarak nitelendiriliyor. kontrbasta adrian stout var. şimdiye kadar yayınlanan albümleri, 'circus songs' , 'bouquet of vegetables the early years', 'bad blood and blasphemey', 'low life lullabies', 'shockheaded peter', 'farmyard filth', 'the brothel to the cemetery', 'ad nauseam', 'birth, marriages and deaths' olarak sıralanabilir. şarkıları bully boys'u hemen biryerlerden bulup dinlemenizi öneririm. bi de... bende eski gözağrım the pale tadı bırakıyor nedense..
  • gördüğüm kadarıyla rahatsız edici her türlü kavram hakkında birer konsept albümü yapmış, nitelemek için bulabildiğim en uygun sıfat "grotesk" olan grup.. ortaya biraz daha kelime sıralarsak: akordeon, kastrato, kabare, sirk, 19. yüzyıl, yeraltı, ara sokaklar, sadizm --ve bütün bunların tuhaf bir şekilde çook eğlenceli olması..
    kenardan köşeden yaklaşmayıp tarihin hangi noktasından ve hangi coğrafyadan fırlama olduklarını tespit ettiğim gün rahatlayacağım.
  • the quickie adlı filmin muziklerinin bi kısmını yapan ve filmin bazı sahnelerinde gördugumuz gruptur da.

    bakınız : http://www.tigerlillies.com/2003/index.php
  • kronos quartet ile calistiklari "the gorey end" albumu 2004 "best classical crossover" grammy sine aday olmus grup
  • pazarda 15 alman markina kirmizi bir sapka satan ruslarin, cenazesi karanlik sularda kaybolmus denizcilerin, evinizin dosemesine kusan kor willy’nin, dovmeli adama asik sakalli kadinin, koyun siken homoseksuel hermafrodit pakistan asilli birmingham’li gunahkarin, albino cuceler, dans eden ayilar, tavuk basi isiran kizlar, bogazlarini yakan atesyiyiciler, salyangoz vucutlu oglanlar, elleri ve gozleri kanayan adamlar ve nicelerinin parcasi oldugu freakshow uyelerinin, pezevenginin dayaklarindan olusan morluklari vucudundaki dovmelerin gizledigi lisa’nin, yasli kadinlari merdivenlerden asagi itip, bebekleri tekmelemekten zevk duyanlarin, cennette joni mitchell gibi sarki soyleyen isa ve son derece ic bayici tanridan sikilanlarin, yuksek bir mevkiiden gelip tertemiz kiyafetler giymesine ragmen hic temiz hissetmeyen soho cocugunun, her turlu normun disina atilmis cingenelerin, herseyi herseyi yakmayi seven kundakcilarin, yasli fahiselerin, hirsizlarin, pezevenklerin, tecavuzculerin, isayi carmiha gererken bang bang bang civi cakanlarin, tirnaklarini yedigi icin parmaklari kesilen cocugun, surekli masturbasyon yuzunden derslerinden geri kalan otuzbirci jimmy’nin, ve daha bir suru kenarda kose kalmis karakterin, huzunlu korkunc vahsi komik grotesk teatral kirmizi mavi sarkilarini soylerler.

    “i'm terrible, terrible, shouldn't be allowed
    to sing my songs of filth to a decent crowd
    i'm terrible, terrible, shouldn't be allowed
    but when i do offend someone it makes me feel so proud”
  • tom waits haklarında " hiç bir albümlerini, amerika kıtasındaki konserlerini kaçırmadığım tek grup" demiş. daha ne isteyebilirler ki?
  • avrupa ve amerika sokaklarında 1800'lü yılların sonunda dönen her türlü teraneyi hayal ettiren müziği yapan adamlar. solistin sesi, çok yaşlanmış, diva olmak isterken kaderin cilvesiyle orospu olmuş bir kartaloz kadının sesine benziyor.
  • bu yaz caz festivalinde* seyredeceğiz onları.
  • cindir bunlar. geceleri odanızın duvarlarına fenerler tutarlar. nooluyo lan diye kalkıp baktığınızda son anda köşeyi dönerken görürsünüz onları. merak eder peşlerinden giderseniz de bütün çıplaklığıyla terkedilmiş diyarların ironi dolu gerçekliği ile karşılaşırsınız. sistemin içinde toplamada 0 olarak gösterilmeye çalışılan kenarda kıyıda kalmış hayatların çarpıcı öykülerini anlatarak sistemi tokatlayan hayalürünü arkadaşlarınız olurlar.