şükela:  tümü | bugün
  • audrey nifennegger'in romanı - iki çocuklu arkadaşları aşık oluyor ve evleniyor ancak henry’in özelliği var, zamanda yolculuk yapabiliyor. hatta istemeyerek da zaman tünelini cekiliyor.
  • yazarını roman yazma tekniğinden dolayı tebrik etmek istediğim roman.sürekli geçmişe, geleceğe hareket eden bir adam ve onu orada burada bekleyen bir kadın söz konusudur. yapı itibariyle değişik bulduğum roman.
  • gus van sant'ın yeni projesi bu romanı filme uyarlamakmış.

    http://www.movieweb.com/news/news.php?id=8487
  • bittiğinde salya sümük ağladığım roman
  • seker portakalindan sonra aglaya zirlaya okudugum ilk roman, yaklasik 20 sene gecmis aradan, "time is nothing"... son 50 sayfa sendromunu gozyaslarina bogan duygu somurusu ayni zamanda, ama bu turk filmi seyrederken aglamaktan uslanmayan biri icin ciddi bir iltifat.

    --- spoiler ---
    henry icin butun bir hayat hikayesi bu. dogumuyla baslamayip olumuyle bitmeyen bir hikaye. canli oldugu donemle bitmiyor diyecegim ama derken farkedecegim ki can, hayat, yasam her nasil adlandirirsak adlandiralim zamanla sinirlandirmadigimiz surece tanimlanamiyor. clare icin ise bir ask hikayesi bu. 35 sene boyunca ve 82 yasindayken bir anligina belki sevdigiyle beraber oldugu. kalan hayatiysa, tum aciya ragmen, ondan gelip ona gitmenin verdigi komforlu bir yolculuk olmali. ne de olsa "time is nothing".
    --- spoiler ---

    boyle romantik bir entrymi asagida yazacaklarimla kirletmeyi istemezdim. onun icin romanin verdigi garip sicakliktan kurtulamamis olanlar lutfen devamini okumasin.

    --- spoiler ---
    merak ettigim konu su, eger zamanda yolculuk yaparken yanimiza hicbirsek alamiyorsak mide ve bagirsaklarmizdakilere ne oluyor? clare henrynin ardindan kiyafetlerini topluyor mesela ama hicbir yerde diskisini temizlemiyor. zaten clare gibi ipeksi bir hanimfendiye yakismazdi degil mi? romanin estetigini bozardi. ya da gercekciligini mi arttirirdi? yoksa dump and dumber modunda espriler mi serpistirirdi yazar saga sola. evet evet, romanin estetik kalmasi cok daha iyi ama bazen soru sormak cevap almaktan daha onemlidir.

    bu meraki nereden edindigim ise daha onemli bir soru ve tabi ki tartismak haddime dusmemis ama gene de soracagim. clare 6 dusuk yapiyor cunku bebek zamanda yolculuk yapiyor. peki bu bebek ne zamana kadar annenin bir hucresi sadece ve ne zaman ruh sahibi oluyor. cunku bu varsayimla teknik acidan bakarsak kitaba gore bu genetik bir durum oldugundan yumurta spremle birlestikten sonra, yani zigot durumundayken zamanda yolculuk yapabiliriz. dolayisiyla ta o en basindan beri bir ruhumuz var midir? evet, vardir. ve kurtaj cinayet midir? evet oyledir. (bkz: boyundan buyuk entry girmek)

    burada belirtmeliyim ki bu soruyu sorarken zamanda yolculuk yapmanin sadece insanlarin yaptigi bir eylem oldugunu cani gonulden varsaymisim. oysa birazdan uzerine egildim masanin yok olup, bahcede belirmeyecegini kim soyledi? (bkz: kendi kendini curutmek) (bkz: oh be)
    --- spoiler ---
  • böyle aşk olur mu dedirten kitap...
  • gus van sant'in sinemaya uyarlayacagi roman. 2006'da bekleniyor.

    edit: artik 2008'e. yonetmen de degisti, flight plan ve tattoo'nun yonetmeni robert schwentke. henry'yi eric bana, clare'i rachel mcadams oynayacak.
    yine edit: ne sacma is bu hala bekliyoruz. 2009 sonlari deniyor...
  • benim bile yer yer gözlerimin dolmasına sebep olmuş kitap. yazarın ilk kitabı ve son derece başarılı. kurgu sağlam ve sürükleyici. şiddetle tavsiye edilir, basit bir aşk romanı değildir...
  • amerika'da yayinlanan paperbackinin kapaginda "a soaring celebration of the victory of love over time" yazmis gerizekalilara aldirmayin, guzel bir romandir.
  • henry de tamble, yakışıklı bir kütüphanecidir.” chrono displacement disorder” hastalığından muzdariptir. iradesi dışında, tetikleyici hiç bir sebep olmadan ortadan kaybolur ve zamanda yolculuk yapar; geçmişine ve geleceğine gider. hayatının ayarsızlığı yüzünden ilişkileri de ayar tutmaz. hastalığı bir yana, annesini küçük yaşta kaybetmiştir bir kazada. babası, kazadan sonra kendini alkole vermiş oğlundan uzaklaşmıştır. henry, ev özlemi ve güvenlik arayışı içinde olan fevri bir karakter.

    claire, güzel bir heykeltıraş.anlayışlı, sabırlı, nazik ve tatlı.

    tanıştıklarında claire 6, henry 36 yaşındadır. ikisi gerçek zamanlarında tekrar karşılaşıncaya kadar henry, claire’i küçük bir çocuk, delikanlı ve yaşlı bir adam olarak ziyaret eder. o’nun koruyucusu, sırdaşı, arkadaşı, sevgilisi ve sonunda kocası olur.

    kitap, henry ve claire’in anlattığı bölümlerden oluşuyor. her bölümün başında kaç yaşında oldukları belirtiliyor. evlendikleri ana kadar geçen sürede eğlenceli, heyecanlı, şaşırtıcı, romantizmi abartanlar için öykünülecek bir hikaye anlatılır. ilk buluşma, aile ile tanışma, düğün töreni ile ilgili bölümler bittikten sonra, gerçekten aslında ikisinin neyle karşı karşıya olduğunun farkına varırız. hikaye acılaşır, acımasızlaşır. sonun ne olduğu apaçık bellidir. ama bunun ne zaman olacağının belirsizliği derin bir umutsuzluk yaratır. henry geçmiş ve gelecek arasında gelip giderken claire için zaman durur sanki.

    sorgulamadan okursanız son derece başarılı ve orjinal bir roman. sorgulasanız da pişman olmazsınız. claire neden aşık olmuştur henry’e, güzeltatlınazik olmasının dışında claire kimdir, mesleki kaygıları yok mudur. bunların cevabı yok kitapta. kadın adama aşık işte o kadar. bunun baştan kabul edilmesi gerekiyor. henry, gelecekteki karısını çocukken görüyor, annesini, kendisi daha çok küçükken gidip izliyor. kazayı yaşıyor. peki tüm bunlar bu adamı nasıl etkiliyor? yani tüm bunlara şahit olmamızın nedeni ne? işte orası da belli değil. o kadar kusur kadı kızında da olur diyelim. benim fikrim, kitap -2 sene önce çıkmasına rağmen- bu senenin en orjinal kitaplarından biri olduğudur.