şükela:  tümü | bugün
  • 2015 yapimi moda (fashion) konulu bir belgesel.

    oyuncular:
    vandana shiva, safia minney, orsola de castro, stella mccartney

    (bkz: ukteydim doldum)
  • izleyicide modern hayata lanet edip mağaraya yerleşme ihtiyacı yaratan filmdir.

    fast fashion'un sebep olduğu trajediler filmin ana konusudur.

    daha fazla kâr için daha fazla satış,
    daha fazla satış için daha ucuz ürünler,
    daha ucuz ürünler için daha düşük maliyetler
    daha düşük maliyetler için daha da ucuz iş gücü ve çevrenin kirletilmesi

    yani firmalar rekabet ederken bize yansıtmadıkları maliyetleri işçiler ve çevreden çıkartmaktalar. bizler de bu sayede ucuza(!) ürün sahibi oluyoruz. bizim ödemediğimiz bu fark modern zamanın ürünlerini üreten insanların düşük maaşlarıyla, büyük emekleriyle, uzun zamanlarıyla yani 'yaşayamadıkları hayatlarıyla' ve çevrenin kirletilmesiyle ödeniyor. bu açıdan da belgeselin ismi çok anlamlıdır diyebiliriz.

    belgeselde pamuk tohumundan, çok ucuz olduğu için kıyafetleri alan ergenlere kadar moda endüstrisinin her alanından bir kesit var. öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler için mutlaka izlenmelidir efenim.
  • 9,90 yazili yuzu isil isil parlayan madalyonun ters tarafini cevirip; pakistan, kambocya, haiti gibi ulkelerdeki tekstil iscilerinin duydugumuz, bildigimizi sandigimiz hayatlarini daha yakin mercekten gosteren belgesel. multimilyon dolar cirolu firmalarin isgucu somurusunu kendiliginden birakmasi ihtimal dahilinde bile olmadigindan, bir tuketicinin bile bilinc duzeyinin artmasinin etkisinden medet umarak izlenmeli derim.
  • --- spoiler ---

    aç gözlülük, korku, güç ve yoksulluğun hikayesini anlatan 2015 yapımı belgesel. modanın önemi inkar edilemez. kim olduğumuzu bir dereceye kadar giyimimizle belirleriz, tarih boyunca da böyle olmuştur. ancak son zamanlarda moda sadece büyük şirketlerin kazandığı şekilde "yeniden keşfedilmiştir." 60'lara kadar abd'de kullanılan giysilerin %95'i abd içinde üretilirken bu oran şimdi %3. geri kalan %97'si gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde üretiliyor. bunun nedeni üretimin maliyetini azaltmak. çünkü yeni üretim düzeni (fast fashion) ürünlerin düşünmeden atılacak kadar ucuz olması üzerine kurulu. bunun tüketim ayağı da olmalı tabi. insanlarda hayati sorunların tüketimle çözüleceği yanılgısı inşa edilmiş. tüketim tatminin önkoşulu olarak kodlanmış. bu inşa sadece firmalar tarafından reklamcılar gibi zeki insanlar aracılığıyla yapılmıyor üstelik. vloggerlar, moda bloggerları gibi bu işten para kazanmayan (ve kafaları çok az çalışan) insanlar tarafından da yapılıyor (para kazanmayan diyorum, belki üç-beş kazanıyordur ancak h&m'in yıllık cirosu 18 milyar dolar. küresel bir imparatorluk haline gelmiş. üstelik, piyasadaki en büyük oyuncu da h&m değil.)

    ham madde üretimi konusunda da farklı bir durum yok. organik tarım bitirilmiş. özellikle monsanto firması (food inc belgeselinde de adı çok geçiyordu, sabıkalılar yani) bu sektörü yönetiyor. üreticilere gdo'lu pamuk tohumu satıyorlar, bu pamuğun yetişmesi için gerekli tarım ilaçlarını da onlar üretip satıyorlar. her ilaçlamada toprak daha da fazla kontamine oluyor, her ilaçlamada verim düşüyor. bir yerden sonra giderlerinin parasını ancak çıkartabiliyorsunuz ve ürününüzü büyük üreticilere düşük fiyatlara satmak zorunda kalıyorsunuz. modern köle düzeni yani. hindistan'da korkunç tahribatlara yol açmış bu düzen. ülkenin en çok pamuk üretilen yeri pencap'te kullanılan ilaçlar dolayısıyla her köyde 70-80 kişi ya kanser, ya fiziksel engelli, ya da şiddetli akıl hastalığından muzdarip. ülkenin deri işlenen başka bir yerinde ise her gün milyonlarca litre atık ganj nehrine dökülüyor. içme suları, şebeke suları kromla karışmış. insanlar türlü deri hastalıkları ve kanser ile boğuşuyor. sistem içeride tuzağa düşmüş işçiler için mükemmel tasarlanmış bir kabus gibi.

    gözden kaçması pek muhtemeldir; (izleyene kadar benim aklımın ucundan bile geçmedi) moda günümüzde petrolden sonra en çok kirlilik yaratan ikinci iş koluymuş. bununla ilgili kimse hiçbir şey yapmaya yanaşmıyor. sorun o kadar kompleks değil aslında. üretimin çevreye etkileri azaltılacak, hatta üretim azaltılacak, çalışma koşulları iyileştirilecek... ancak her gün için farklı bir tarzda giyinmek istiyorsanız bu imkansız. tüketimin de azalması lazım. görünenin aksine (global olarak) zenginleşmiyoruz, fakirleşiyoruz. doğanın kredisini tüketiyoruz. çevreyi mahvederek kazanç sağlanamaz. kısa vadede kazanç olarak görünse de uzun vadede etkileri felaket olacaktır. çevre için en büyük tehdit sürekli büyümesi gereken sermayedir. istismar edilmekte olan ve yavaşça ölen bir gezegende yaşıyoruz. daha önce yazıldığı gibi, buna üreticiden çözüm beklemek hayalcilik. tüketiciden (müşteri daha doğru aslında, tüketici suçlu hissettiriyor insana) beklemek lazım. üreticiler "önceki çeyreğe göre daha iyiyiz" türküsünü çok sevmişler. hiçbir şey yapmaya niyetleri yok.

    gerçek bedel suyu kirletmeyi, emeği, göçen fabrikanın altında kalan binlerce işçiyi, geçimini pamuk üretimiyle sağlamaya çalışan üçüncü dünya ülkelerindeki sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimi olmayan insanları da içerir.

    not: kickstarter aracılığıyla hayata geçmiş bu proje. gerçekten inanılmaz. türkiye'de isengard anadolu'da muhafazakar talan ve bilanço için fon bulunamadı.
    --- spoiler ---
  • tam önümüzde duran gerçekleri alıp izleyicisini sağlı sollu tokatlayan belgesel. bir tarafta sefil hindistan bir tarafta bencil amerika gibi görünse de taraflar aslında göründüğünden oldukça kalabalık. bir tarafta günlüğü 2dolara çalışan insanlar diğer tarafta 20dolara aldığı t-shirt'ü kullanıp atan insanlar. işin sadece tarım ve çevre boyutundan bile bir bu kadar 8 belgesel çıkardı diye düşünüyorum. anlatığı sorunla kıyaslandığında oldukça konsantre ve kısa olmuş.
  • bugun cesaretimi toplayip izledim. okullarda gosterilmesi gereken bir belgesel. eksizsozluk gibi bir yerde hakkinda bu kadar az entry girilmesine sasirdim.

    hepimizin bildigi, gormezden geldigi insanlik suclari isleniyor, birileri daha cok milyarder olsun diye aylik 20 dolara calistirilan insanlar var bu dunyada.

    hicbir gelismis ulke de hayir senin kole gibi calistirdigin insanlarin, fabrikalarda urettigi kiyafetleri ulkemizde satmana izin veremeyiz, once calisanlarin sartlarini iyilestir, sonra konusalim diyemiyor. bunun sonu ne? ne zaman doyacaklar?

    kambocya'da, banglades'den, vietnam'da haklari yenen milyonlarca insan.

    daha ucuza aldigimiz kiyafetlerin hem omurleri az, hem de globalitesinde baktigimizda daha pahalilar. dogayi katlediyoruz, insanlari katlediyoruz, esyalara bagli, ici bos insanlara donustuk.

    fast fashion'in ezdigi isci haklarini, dogaya verdigi zararlari daha ne kadar gormezden gelecegiz bilmiyorum.

    h&m 'den, zara'dan, mango'dan, pull and bear'dan ( ve ismini tek tek yazamadigim nice markadan) o cok severek aldigimiz kiyafetlerin hepsinde karsiligi odenmeyen alin teri var.

    bu carki dondurmeme karari aldim. zaten deliler gibi alisveris yapan biri olmadim hic, biraz daha arastirarak, belki biraz daha pahaliya ama insanlari ve dogayi katletmeden uretilen giyisiler edinecegim kendime.