şükela:  tümü | bugün
  • ucan kusa borcu olan genc bir kari kocanin evinin kapisini takim elbiseli bir adam calar. elinde bir fanus vardir.
    adami iceri alirlar ve adam anlatmaya baslar. cantasindan bir fanus cikarir:
    "bu fanusun icinde kirmizi bir dugme var. bu dugmeye basmanizi istiyoruz. dugmeye bastiginiz takdirde, hic tanimadiginiz biri olecek, ve size $200,000 vericez. yarin tam bu saatte tekrar gelicem, ne olursa olsun dugmeyi sizden geri alicam."
    adam sozlerini bitirir ve evden cikar.
    kadin kocasini bekler ve olayi anlatir. adam cok sinirlenir ve buyuk bir kavga cikar. sakinlestikten sonra fanusu acarlar ve dugmeyi seyrederler butun gece.
    "bassak mi basmasak mi" belirsizliklerinden sonra en sonunda kadin dugmeye basar.
    takim elbiseli adam, soyledigi saatte gelir:
    "dugmeye bastiniz"
    "nerden anladiniz?"
    "anlamiycagimizi mi sandiniz? dugmeye bastiniz, ve hic tanimadiginiz biri oldu. buyrun size $200,000."
    fanusu kapatir ve alip kapiya dogru ilerler.
    kapida kadin "nereye goturuyorsunuz dugmeyi?" der meraktan.
    "hic tanimadiginiz birine."
  • bir de kavram karma$ası ya$anan bölüm vardı, çok süperdi.

    (adam bir gün uyanır i$e gitmek üzere tra$ olur giyinir, alt kata iner)
    - hayatııım!!
    - günaydın robert! dinazorunu yedin mi?
    - ?????!! neyimi yedim mi???
    - dinazorunu?? hayatım noldu bi garipsin??
    - ne dinazoru ya ne diyorsun sen? dinazor minazor yemedim ben!
    - sevgilim sakin ol! ne oldu sana? niye kızgınsın? ben naptım sana? (kahvaltıyı i$aret eder) bak senin için yapmı$tım...(üzülür)
    - ?? kahvaltı yemedim evet. ama dinazor yenmez ki!
    - robert sen iyi misin?
    - noldu ki?
    - önce dinazorunu yemeği reddediyorsun , sonra da kahvaltıyı yemekten bahsediyorsun.. kahvaltı yenecek bir$ey değildir.. bir pancara gidelim..
    - ... pancar mı? doktor demek istiyosun herhalde...
    - hayır hayatım, doktorunu dün ütüledim, onla bi alakası yok. pancara gitmemiz gerek...
    - lisaaa!!!! (kızı sarsar) söyle bana "kahvaltı" ne demek???!!
    - hayat..
    - cevap ver!!!
    - (kızda dumur olmuş bi ifade vardır) b.. bi.. bir renk...
    - renk mi? ne rengi? (kız kırmızı bir kupayı gösterir)
    - hayırrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr!!!!!!!!!!!
    (bütün kavramların değiştiği bir sabah uyanmı$tır adamımız)

    hatırladığım tek bölümüydü. çok ba$arılıydı, yeniden verirlerse mutlu olunacak bir dizi.
  • daha sonra bu diziden arak bir cok basarili film yapildi. the truman show da bunlardan biridir. ve de en guzel bolumlerinden birsiydi. adam uyanip tiras olmak icin ayna karsisina gectiginde ayna dusuyordu ve o an arkasinda bir kamera oldugunu goren adam henuz dumur asamasındayken iceriye elinde matkapla bir adam dalip aynayi tamir ediyor ve banyoyu terk ediyordu. adamimiz israrci davranip agzindan lafi kaptiginda hayatindaki her şeyin bir dizinin parcasi oldugunu ogreniyordu. ona devam etmek isteyip istemedigi soruldugunda ise hayir diye cevapliyordu. yuklu bir cek alip evine dondugunde ne karisi ne de arkadasi kalmamisti. cunku tanidigi herkes dizinin kadrolu calisanlariydi. daha sonra ise matkapli adam evdeki kameralari toplamaya geliyordu ve bir sure konustuktan sonra adamimiz "tam da alismistim" diyordu. matkapli adamin cevabi ise kisik sesle "sen gene de pek emin olma" seklindeydi.
  • morgan freeman'ı ilk burda görmüştüm. bir bölümünde adam hapishaneden kaçmak için morgdaki görevliden yardım istiyor. kendisi de hapishanede ölenleri morg'a taşıyor. bir ölüm oluğunda görevli onu tabuta koyacak. cesetle birlikte gömülecek, herkes gittikten sonra da görevli mezarı kazıp adamı kurtaracak. (yalnız görevli miydi morgan freeman diğeri mi şimdi hatırlayamadım) adamımız tabuta giriyor. insanlar gelip tabutu götürüyor ve gömüyor. sonra da adam tabutun içinde bir kibrit yakıyor. yanına dönüp bakıyor ve onu ordan çıkaracak görevlinin tabutta olduğunu görüyor. çığlıklarla kamera yukarı kayıyor, toprağın üstüne, kadrdaki hapishaneye zoom esnasında çığlıklar giderek uzaklaşıyor. ve son...
  • dizinin 1985 ve 2002 tarihli farklı versiyonları da vardır ancak benim gözümde 1959'dan 1964'e kadar sürmüş olan orijinal serisi en güzelidir. ancak bu serinin ilk sezonunun bırakın türkçeyi, ingilizce altyazısı bile bulunmuyor. ilk yedi bölümünü dinleyerek elimden geldiğince çevirmeye çalıştım. ne zaman olacağını bilmemekle beraber, sezonu tamamlamak niyetindeyim. izlemek isteyip de altyazısı olmadığı için izleyemeyen varsa buyursun:

    http://divxplanet.com/…14187/the-twilight-zone.html
  • bir bölümünde de ilkokul çağındaki bir çocuğun yatağının altından siyahlara bürünmüş bir adam peydah olup "ben yatakaltı canavarıyım. sahibime dokunmam. sen benim sahibimsin. sana dokunmam..." repliği ardından dışarıya uzar. çocuk ise okulda ertesi gün birilerinin başına siyah giysili bir adam tarafından kötü şeyler geldiğine dair bir sürü hikaye duyar. olaylar bir, iki vs. devam ettikten sonra asıl çocuğumuz kendisini sürekli tehdit eden bir grup çocuğa gecenin bir vakti parkta buluşup meseleyi halletmeyi önerir. gecenin bir vakti bizimki parkta sakin sakin beklerken diğer çocuklar korkarak gelirler ama çocugun arkasında bir şey görüp kaçarlar. çocuk arkasını döndüğünde siyahlı adamımızı görür ve gülümser. adam ise çocuğu yakasından kaldırır ve çocuğun "ama, ama.."sına karşılık şöyle konuşur: "ben yatakaltı canavarıyım. ama başka bir yatağın..."
  • beynimin başka bir köşesinde bir kaç ayrıntısını bulduğum başka bir bölümünde ise yine korku öğesi olarak bir araknid kullanılmıştır:

    iki tane kardeş yıllar sonra babalarının gizli deneyler yaptığı laboratuvarını keşfeder. laboratuvarda inanılmaz boyutlarda sebzeler ve meyveler bulunmaktadır. kendi boylarında hıyarları gören kardeşler önceleri şaşırırlar "lan bizim başka kardeşimiz varmış" diye (hah hah latife yaptım). kocaman pırasaların, domateslerin arasından geçen kardeşler babalarının notları ve günlüğünü bulurlar. günlük, babalarının "bu gün böcekler üzerinde yaptığım deneyin sonuçlarını kontrol edeceğim" notu ile bitmektedir. meraklarına doyamayan kardeşler laboratuvarı biraz daha incelerler ve böceklerin olduğu kısıma gelirler. etrafta hiç bir böceğe rastlayamayan kardeşler tam oradan ayrılmaya karar vermişlerdir ki, karanlık bir köşeye yuva yapmış dev bir örümcek kardeşlerden birini kapıverir. bu bölüm de diğer kardeşin altına doldura doldura kaçması ile sonlanır.
  • bu enfes dizinin bir bölümünde saç dökülmesinden muzdarip olan kahramanımız, saç ektirmeye karar verir. saç ektirme şirketine gider, ektirebileceği en uzun, en güzel saçları ektirir. sabah kalktığında bi bakar ki upuzun saçları çıkmış, şahane karizma olmuş. yeni saçlarından aldığı gaz ile hemen kız arkadaşlarından birini baştan çıkarır elemanımız.
    adam ertesi sabah kalktığında ise daha bi fazla saçlandığını görür ; yanağından, burnunun üstünden, dişetlerinden saçlar çıkmaya başlamıştır. öndişlerinin arasından çıkan bir saç telini kesip büyüteç altında incelediğinde, saç telinin aslında minik bir yılan olduğunun farkına varır esas eleman.
    derhal saç eken şirkete hesap sormaya giden adamımız acı gerçekle karşılaşır:
    o şirket aslında uzaylıların insanlardan beyin sıvısı almak için kurdukları bir kuruluştur. adamımızın bir "sağma" odasına nakledilmesi ile biter bölüm.
  • türk televizyon kanalları sayesinde çocukken izlediğim dizi. farkında bile değiller belki ama bir jenerasyonun hayal gücü bu dizi sayesinde gelişti. çok şey kattı insanlara.

    ayrıca çok beğenilen black mirror bu dizinin düşük kaliteli imitasyonu gibidir.
  • o çok beğenilen, yere göğe sığdırılamayan black mirror'dan çok daha orijinal fikirleri (üstelik her bölümünde farklı farklı) 60 sene önce izleyiciye sunan şahane dizi.