şükela:  tümü | bugün
  • vardlığından yeni haberdar olduğum, mükemmel bir konsepte sahip sinema filmi. pürüssüz. muhteşem. izleme listeme aldım bile.

    https://www.youtube.com/watch?v=jppwkpfogyo
  • ailesini kaybeden bir rahibin, çine gidip dinazora dönüşmeyi öğrenmesi ve bu kazandığı güçlerle kötülüğe karşı savaşmasını anlatıyor (ayrıca ninjalarla da savaşıyor).

    ot çekip izlencek filmler listesi olsa başı çeker
  • entirinin şarkısı

    cody ko'nun the best bad movie i've ever seen başlıklı videosunda denk geldikten sonra izlediğim şahane film. isme bak, afişe bak, nasıl sevmeyeyim. ninja var, skolastik düşünce var, çin var, dinozor var, uğraşılmayan efektler var (ya da yok)...

    filmin yönetmeni, bir gün telefonunun klavyesiyle velociraptor yazmaya çalışırken telefon, otomotik düzeltmeyle kelimeyi "velocipastor"e çeviriyor, filmin adı ve fikri de böyle çıkıyor. ben de cody aşkımın yaptığı gibi filmi, baştan sona anlatacağım:

    --- spoiler ---

    bobby berk gelip el atsa dahi iflah olmayacak bir kilisede papazlık görevini icra eden doug, içeride bir allah'ın kulu olmamasına rağmen saçma sapan vaazlar vermektedir. "hayali" cemaati müslimin ile aminleştikten sonra dışarı çıkar ve anne-babasını görür. yamuk yumuk rahip yakasıyla ailesine, "lan oğlum bari siz beni dinlemeye gelseydiniz, iki adım ötede duruyormuşsunuz yazık be" diye carlamak yerine el sallamayı tercih ettikten sonra, ailesinin gözleri önünde ölmesine şahit olur. ikinci tutorial'dan öteye gidilmediği için after effects ile herhangi bir patlama efekti verilmekten kaçınılmıştır. bunun yerine, "abov nasıl patladı araba:d" yazısı geçilerek, her canlının bir gün ölümü tadacağı şeklinde bilgilendirme yapılır.

    ebeveynlerini aniden kaybeden doug, kilisenin rahibine ağlarken rahipten gelen ilk teskin cümlesini duyarız: "anne babalar bizden önce ölürler, çok da şeeyapmamak lazım" tabii canım, neden olmasın? neyse, ben bu peder-papaz-rahip üçgeninden çıkamıyorum. doug, peder/rahip/papaz emice'ye "allah'ım ya neden benim başıma geldi bu? keşke başkasının başına gelseydi" deyu mesnetsiz şeyler söyleyip allah'a şirk koşarken bizim emice demesin mi, "al biraz şarap iç". doug durur mu, komünyon şarabını diker kafaya. sonra ekran bölünür, emice, doug'a "anan-baban öldü ya burada kafamızı skmek dışında bi zke yaramazsın artık. sen bi gap year olaylarına gir istersen" der:

    + vallaha mı lan? nereye gideyim?
    - allah'ın siktir ettiği yere...

    o ara, doug'ın kaşları çatık halde araba sürdüğünü görürüz. drive filminin yandan yemişi gibi gelişir her şey. "ayyy gız nereye gitti acaba, allah'ım senin siktir ettiğin yer neresi?" diye düşüneduralım ekranda "çin" yazısı belirir. adam, amerika'dan çin'e arabayla gitmiş meğer. 60 level priest, teleport olmuş herhalde. hiçbir ayırt ediciliği olmayan, sıradan bir ormanın içinde mutlulukla yürüyen doug, "çin..." deyip gülümser. işte sinema sanatının güçlerinden biri. otur kendi evini çek, alta üste bi yerlere "çin" yazısını yapıştır, orası sana çin olsun. aynı saçma sapan orman bizim burada da var, ben de orada kısa film çekip alta "honduras" yazacağım.

    kör göze parmak ninjanın, çinli bir kızı ok ile vurmasından sonra rüyasından uyanan doug, tribe giriyor. rüyasında, dişe benzeyen bir şeyle kesilen eli, meğersem gerçekte de mi kesilmiş, n'olmuş. hayır, saçma diyeceğim olmayacak. daha ne kadar saçma olabilir. "saçma" tabiri, bu filmin sınırlarını aşıyor.

    "elime noldu laaan:((" diye sokaklarda koşan terli papaz-rahip, bir ara kayboluyor. akşam, seks işçisi bir kadının sigara içtiği parkta saldırıya uğradığı esnada, velociraptor'a dönmüş haliyle karşımıza çıkıyor. art arda cut'larda adamı parçalayan velociraptor; yani pastor; yani the velocipastor, kurtardığı kadının evinde uyanıyor. kadın, göd loblarını belli eden bir elbiseyle, adamın yattığı odaya geliyor. pastor, kadına ne dese beğenirsiniz? "merhaba çocuğum" lşkdklasşdlaf. kadın, "dün gece inanılmazdı:)))" derken bizim papaz-rahip "seks mi yaptık acb" diye aklından geçirip bunun onun için ilk olduğunu söylüyor. fakat kadın, adamın velociraptor'a dönüşüp ona saldıran kişiyi yediğinden bahsediyor. bizim papazımsı rahip bi hışımla ayağa kalkıp "nasıl yani sigi$ yok muydu" diye bi delleniyor. tabii, dini inancından mütevellit dünyanın iki yaşında olduğunu düşündüğü için "dinozorlar hiç var olmadı, yalançı seni" deyu kadına yükleniyor, pu. kadın, "başlatma laga lugana, gel cesedi göstereyim inanmıyorsan" deyince hep birlikte ormana gidiyorlar. dönüşüm esnasında bizim elemanın kıyafetleri yırtıldığı için kadının verdiği turuncu elbiseyi giymek zorunda kalıyor. dayının toşbiller meydanda, sarkıyor aşşaya.

    papaz, cesedi görünce delirip kadına bağırıyor, kadının neden polise gitmediğini soruyor. kadın da "leaaooğlem ben bi fayişeyim, polise gidemezdim elbette, benden bilirlerdi" diyor. bizim papaz, gerek bakışları, gerekse söylemleriyle kadına slut shaming'in allah'ını yapıyor. sen bi kere dinozora dönüşüp adamı yemişsin. vay efendim kadın günahkarmış, pis elleriyle ona dokunmuş, siktirsin gitsinmiş. zaten sonra yediği boku fark edince kafayı kırıp kilisesine koşuyor. papaz, günah çıkarsınlar diye kabininde beklerken papazın ailesini öldürdüğünü itiraf eden pezevenk çıkageliyor. bizim adam, ailesinin öldüğünü değil; öldürüldüğünü öğrenince allah kitap demeden velociraptor'e dönüşüyor yine. frankie mermaid'i kesip biçiyor tanrının yerinde. adamın kesik boğazı, ahududu reçeline benziyor. makyaj mökemmel. onun öncesinde, frankie "çok daha kötü adamlar var" diyor. hehhhh dananın kuyruğunun koptuğu yer. bizim dino, intikam yemini ediyor. slut shaming yaptığı kadının yanına gidiyor ilk iş. papaz olmuş, dinozor dahi olmuş ama adam olamamış. bu arada kadın, patronu frankie'nin, papaz tarafından öldürüldüğünü öğrendiğinde mutlu oluyor, oh çekiyor. bizim dinozor papaz, iyicene gaza gelip "sabahları papaz, akşamları dinozor olayım ben en iyisi" diyor. çok mantıklı çünkü, neden olmasın? pratik yapa yapa saitama'ya bağlıyor. bi anda spor yaptığı, diğer yanda kadınla aşk yaşadığı görüntüler akıp giderken arka planda punk munk şarkılar çalıyor. ne bileyim bi squat, bi ip atlama, bi seksomantis hareketler göstermişler. kas-mas bi şeyler var işte. ayy sıcak oldu burası.

    ikinci kısımda, gülme pratiği yapan amerikalı wannabe ninja ve onun çinli patronu karşımıza çıkıyor. geri zekalı gibi kahkaha atıp duruyorlar, kötü adamlar ya ahı ahı. en başta yazdığım emice, bizim papazla yeni manitası carol'ı dikizleyip duruyor. sonra, doug'ın yanına gidip "iffetlilik yeminine noldu?" diye soruyor. "bi şey olduğu yok, 7/24 blue balls geziyorum" diyo adam da napsın klajsdf. "sen benim yeminimi bırak, içimdeki zehri zıkkım yüzünden adam öldürüp duruyorum" diyor doug. bizim emice; su üzerinde yürüme-tempolu koşma-postacı yürüyüşü, ölüleri diriltme, bakire olunduğu halde hamile kalma, beşikteyken konuşma gibi mucizelere (?) inanan bir dinin üyesi olmasına rağmen, adamın dinozorluğunu sorguluyor. bizim doug durur mu, incil'den örnekler veriyor. matthew 1234:567 "isayım ben-ben isa, tamam" cizıs 57:89 "dinozorlar vardır" gibi ayetleri okuyarak kanıtları fırlatı fırlatıveriyor. converse pabuçlarıyla peder stewart'ı ikna edemiyor elbette.

    gülücükler eşliğinde geçen flashback'lerden sonra doug, ışıklı mışıklı anıları içinde kayboluyor. anasını babasını özlüyor oturduğu yerden. flashback üzerine flashback gösteriyorlar. bu sefer de şarapçı peder stewart'ın savaş anılarını görüyoruz. pederin önce asker arkadaşı ölüyor, daha sonra aynı ormanda (?) ona doğru koşan manitası mayına basıp patlıyor. bizim peder'in üstü başı, carrie oluyor.

    bi tane yandan yemiş dave navarro var filmde. peder (emice) stewart, doug'ı alıp buna götürüyor, iki okusun büyü yapsın deyu. navarro'nun yaptığı büyüler ve baktığı çakma tarotun işe yaramasıyla birlikte doug tekrar velocipastor şemalini alıyor. stewart'ı oradıkça deşiyor, yolda giderken de ninjalara sallıyor. ulan, yolda yürürken insanın karşısına ninja mı çıkar? lkjasdaf. "gelirken ninjaların saldırısına uğradım" ne?!!! yine carol'ın yanına giden doug, en sonunda blue balls halinden çıkıyor. sevişme sahneler, qotsa'nın in my head klibi gibiydi aynı. sabah, "oh be seks yaptık biz" mutluluğuyla uyurlarken evin pencerelerinden içeri ninjalar giriyor. bu iki gerzo, sütyen mütyen, don, dal daşşak demeden ninja abilerimizin ağzını kırıyor. sonra, adrenalinin etkisiyle öbüşüp çog afedersiniz yalaşıyorlar.

    meğerse peder stewart ölmemiş, ninjacı başı yakalamış bunu. filmin villain'ı ninjacı başı'nın planı, sokaklarda koko satıp herkesi bağımlı yaptıktan sonra dağıtımı kesip insanları kilisenin yardım gruplarına göndererek inanç ordusu yaratmakmış. bi bok anlamadım valla, öyle diyo ne bileyim. stewart, "gerçek hıristiyanlık bu değil" dedikten sonra orijinal ninja tarafından öldürülüyor. e madem öldürecektiniz neden kaçırdınız, neyse. yukarıda bahsettiğim "wannabe ninja" da meğersem bizim doug'ın yıllarca piç muamelesi gören kardeşiymiş hahahaha. flashback'lerin kenarlarından fışkırdı köşede sümük gibi ekmek peynir yerken. plot twiste bak be.

    doug, kardeşini öldürürken ninjalar, carol'ı ağır biçimde yaralıyor. sonra doug, kafayı kırıp son kez velocipastor'e bağlıyor. dinozor dediğimizin de boyu 1.75 falan. üstüne, skolyozu da var galiba. bizim velo, vanslı, konversli ninjaları atı atıveriyor sağa sola, parçalıyor hepsini. orijinal ninja'nın ken bebekten farksız kafasını, polyester pençeleriyle koparıyor. film, gandhi'nin sözleriyle biter gibi olurken ben de imdb'deki bir kullanıcı yorumu aktarmak isterim:

    "this movie cured my cancer and my acne, my asthma is gone and i don't need my glasses anymore"

    this is spinal tap misali, filme puanım 10 üzerinden 11.
    --- spoiler ---