şükela:  tümü | bugün
  • the venus project, "the redesign of a culture - bir kültürün yeniden tasarlanması" mottosu ile yola çıkan, mevcut tüm ekonomik ve politik sistemlerin fırsatçılık veya emek karşılığında paraya dayandığı ve para / hizmet / emek karşılığı refahın temel alındığı için yozlaşmış (corrupt) olduğunu düşünen ve buna alternatif getirmeye çalışan, endüstriyel tasarımcı ve sosyal mühendis jacque fresco tarafından ortaya atılmış bir projedir..

    venüs projesi'nin yozlaşmayı getiren "para" olgusunu çevreci enerji ve ileri teknoloji (nano teknoloji, akıllı robotlar vb.) ile ortadan kaldırarak dünyayı ve insanlığı kurtararak çok daha ileri bir seviyeye taşıyacağı düşünülmektedir..

    çok daha fazla bilgi için:

    tıklayınız:
    http://www.thevenusproject.com/

    izleyiniz:
    zeitgeist addendum
  • venus projesinden 'roxanne meadows' soyle diyerek denmesi gerekeni demiştir:

    "there is no human nature. there is human behavior and that's always been changed throughout the history."

    (insan doğası diye bir şey yoktur; insanların davranış şekilleri (davranışları) vardır ve bu davranış şekilleri tarih boyunca sürekli değişmiştir."

    peki bu bilgiyi ne yapabilirsiniz? bu bilgiyi, karşınıza "insan şöyledir, böyledir, o ya da bu şekilde davranması onun doğasında vardır, kadın şöyledir, erkek böyledir, o ya da bu şekilde davranması onun doğasındandır; ki ne yazık ki bizi bunu değiştiremiyoruz. o sebeple de yapacak bir şey yok, doğamız gereği böyle benciliz, böylesine benmerkezciyiz, böylesine açgözlüyüz, birbirimizi bu sebeple üzüyoruz, eziyoruz, öldürüyoruz, tepeliyoruz; karşımızdakini değil hep kendimizi düşünüyoruz, zevk ü sefamıza bakıyoruz. mukadderat işte ne yaparsın?" diye çıkanlara yedirebilirsiniz. bu da sizin insanlık göreviniz olsun (allah aşkına olsun artık ya)
  • korkunc bir ironi. ayni anda saskinlik, korku, gulme arasi bir ifade takindim web sitesini inceleyince. gidin bir 10 saniyeligine bakin, bu ironiyi goremezsiniz entryi okuyun. sonunda oturup neden benimki kadar muthis bir gozlem kabiliyetine sahip olmadiginiza uzuleceksiniz, ben de gozyaslarinizla beslenip daha baska gozlemler yapacagim.

    kim bizi buraya yonlendirdi: zeitgeist addendum sacmaligi. neden sacma oldugunu zeitgeist the movie sacmaliginin basligina yazacagim (onun da neden sacma oldugunu loose change basligina yazacagim. ya da hepsini birlestirir sacmalik basligina yazabilirim). biliyorum hepiniz sempatikosunuz bunlara o yuzden tam da bu nedenle hassasiyetlerinizi dikkate almiyorum.

    neyse, girdik siteye, su yaziyor: "redesign of a culture". biri koca bir kulturu yeniden tasarlamayi teklif ediyorsa o kisiye supheyle yaklasmakta fayda var. hatta hic yaklasmamakta suphesiz daha buyuk fayda var. bunlar genelde megalomanyak oluyorlar ve benim gibi biri bu ithami yapiyorsa bir dogruluk payi vardir. sonra su resme bir bakalim, arkadaslarin ideal gelecekten anladiklari bu:
    http://www.thevenusproject.com/…bs/circularcity.jpg

    hatta adamlar her halti planlamislar, tam linki vereyim:
    http://www.thevenusproject.com/…hink/citythink2.htm

    baba sen manyak misin, her sehrin ortasinda kubbe olacakmis da, en disdaki halkada golf oynayip bisiklete binecekmisiz de, surada eglenip burada calisacakmisiz, sibernetik hukumet olacak, merkezi bir dunya universitesi olacak, vs. boyle micromanagementi ve merkezilesmeyi ben brave new worldden beri gormedim. kitap okumayan stallone hayrani okuzler demolition mandeki sehri dusunsunler, onun basindaki valinin de tipi zaten ayni bu venus projectin basindakine benziyor.

    oyle uc tane futuristik dizaynla gaza gelen hiyarlari alip hakkaten boyle birseye tikacaksin, iki nesil sonra birbirinin aynisi bir suru klon depresyondan toplu intiharlara baslayacak.

    isin ironik tarafi da, o zeitgeist'in filan sistem karsitligindan, anarsist havasindan, ozgurluk mesajlarindan (hukumet kafaniza cip takacak, sizi kontrol edecek, bohuhuhu) boyle bir gelecek vizyonuna fade-in etmesi. kolpaliklari orada anlasiliyor zaten. ahlakli ve objektif bir insanin bu dunya gorusundeki celiskileri farkettigi anda karadelige donusup implode etmesi gerekirdi.

    ama ben bunla yetinmedim, okudum hepsini. aerodinamik-kozmik ev/araba/sehir dizaynlarinin resimlerinden kafa kaldirip bakinca, her seyin "resource based economy" diye bir kavramin etrafinda dondugu belli oluyor. bu kavramin da tek guzel tarafi ismi. yoksa olayin kendisi su: dunyada kaynaklar cok fazla, teknolojiyle bunlari daha verimli bicimde insanligin hizmetine sunabiliriz, paraya filan gerek yok, bak havayi parayla satan biri var mi, yok cunku bol, biz de her kaynagi bol yapip bedavaya getirecegiz, bunun sonucunda sinirlar kalkacak, dunya birlesecek, we are the worllllld we are the futuuuure..

    oofff. bezdiriyorlar insani hayattan. hava bol evet, su da bol, ama satin aliyoruz. niye? birilerinin o suyu doldurup, siselemesi gerekiyor. birilerinin o tesisleri kurmasi, dagitimi yapmasi gerekiyor. gotunden uydurdugun inanilmaz teknolojilerle butun bu masraflari sifira yaklastirsan bile her kaynak sinirsiz degil ki, petrolu var, uranyumu var, platinyumu var. hadi bunu da gectin, bu ekonominin yuzde 80i hizmet sektorunden olusuyor, ne kaynagi?

    inanilmaz inciler var, mesela bu hizmet ekonomisiyle ilgili su denmis:
    "as we outgrow the need for professions based on the monetary system, for instance lawyers, bankers, insurance agents, marketing.."
    ulan teknolojiyle hukukun ne alakasi var, insanlarin anlasmazliklari olmayacak mi? bankere gerek yokmus; resource allocationi parayla degil barter hesabi yapman birilerinin o hesaplari tutmasi, o kaynaklari isletmesinden sorumlu olmasi zorunlulugunu yoketmiyor. sigortaya gerek yok? bok yok, deprem oldu, ne olacak? benim masrafim havadan mi karsilaniyor, ya herkesi vergilendirerek devlet bunu ustlenecek ya da o isi daha verimli yapacak sigorta sirketleri. pazarlama? ben sanatciyim, bir sergi acacagim, insanlari nasil davet edeyim, kendi urunlerimi nasil milletin begenisine sunayim.

    insanlarin binbir turlu ihtiyaclari var, herseyi de karsilamak icin teknolojiyle alakasiz sektorler olusmus durumda. bir din adaminin yemesi icmesi elbisesi arabasi eglencesi nasil finanse edilecek? bir psikologun maliyetini nasil dusureceksin, adamin zamanini harciyorsun. allah belanizi versin. ulan burokrasi var, yoneticiler var, bunlar fuluto enerjisiyle mi besleniyorlar da hicbir ihtiyaclari olmadiklari icin bedavaya yapacaklar? boyle bir sistem ancak insanlarin hicbirinin ozel bir zevki olmadigi, yiyip icip sictiklari bir duzende, o da ancak bir ihtimal mumkun.

    suna bak:
    "at the beginning of world war ii the us had a mere 600 or so first-class fighting aircraft. we rapidly overcame this short supply by turning out more than 90,000 planes a year. the question at the start of world war ii was: do we have enough funds to produce the required implements of war? the answer was no, we did not have enough money, nor did we have enough gold; but we did have more than enough resources."

    abi sen aptal misin yahu? borclandin. ucagin celigi, bombanin funyesi topraktan o haliyle kendiliginden cikmiyor, butun bu uretimlerin karsiligini da kolaylik olsun diye -inanilmaz ama- para ile oduyorsun. paran yoksa ve o parana arka cikacak altin rezervin yoksa, o zaman da bir kagit basiyorsun, diyorsun ki bu borc senedi.

    bu arada yonetim yapisi hakkinda (teknokratik oligarsi, merkezi demokrasi, federasyon, vs) birseyin olmamasi da komik degil mi, isin o kismi birsekilde hallolur ya.

    "future by design" hareketiymis. bunlardan korkulur. zeitgeisti yapanlarin da dunyadan haberi yok. ben hakliyim.
  • -babacım, proje mi kalmadı?
    -kimsiniz? ne film dönüyo burda???
    -tufan olm sen misin!!
  • projenin dayandığı fikir aslen prof. dr. haydar baş'a aittir. hocamız yıllardır ne diyor: "kaynaklar sınırsızdır, sınırlı olan insanoğlunun ihtiyaçlarıdır."

    al oku: (bkz: #11064143)
    baş hocamızı beğenmezsin, elin gavuru hocamızın fikirlerini çalıp resimli mesimli anlatınca peşinden koşarsın! halbuki, iş aş haydar baş!
  • sadece rüyalarda rastlanabilecek bir geleceğin projesidir. hemen hemen herşeyin düşünüldüğü sadece insanoğlunun değil tüm tabiatın çıkarının korunması amaçlandığı bir projedir ama cümlenin başında belirttiğim gibi sadece rüyalarda görülebilir cinstendir. insanlar kendilerini bir geleceğe hazırlamak istiyorlarsa bu büyük ihtimalle mad max ya da fallout dünyası olmalıdır.

    kısaca ya onlar çok fantastik ya da ben.
  • insanlığın burnu sürtülmeden*, yapılması gerekenleri anlatan proje...
    haa başarıya ulaşırmı derseniz, bunu zaman gösterecek. çünkü dunyanın yuvarlaklığının kabulü ya da leonardo da vinci'nin bazı tasarımları için de zaman gerekmişti...
  • bu sistemin faydalarini ve mevcut sistemle arasindaki farki anlatirken, dikkatimizi en ust seviyede tutacak ve hayalini dahi kurmakla vakit kaybetmeyecegimiz bir yasam tarzini, "en dogal hakkimiz" olarak lanse ederken kullandigi "anarsist" uslubu, tamamen kapitalist bir temele oturtulmus yapisiyla celisen bir organizasyondur.

    lakin, bir an icin bu fikrin hayata gecirilebilme ihtimali oldugunu dusunursek, bunun yegane yolunun yine mevcut sistemi kullanmakla mumkun olacagini anlariz. aksi halde henuz %0 islevselligi olan bir yapinin kendi kendini yaratmasini beklemenin, tanri'ya ibadet etmekle zerre kadar farki yoktur. demokrasiyi dusunelim ornek olarak; demokrasi kendi kendini yok edecek bir yapiya sahip olmasina ragmen, kendi kendini yaratacak guce sahip degildir. demokrasiyi ancak feodalizm, diktatorluk gibi sistemler dogurabilir. bu da sadece, soz konusu bu sistemlerin zamanla islevselligini yitirmesine mutakip ortaya cikan bir "ihtiyaci" karsilayabilmesiyle mumkun olur.

    dolayisiyla, the venus project'in, icinde bulundugumuz globalizmin bir sonucu olarak, zaman icerisinde ortaya cikacak yeni bir sistem modeli olduguna inanmakta, herhangi bir sakinca ve mantik hatasi gormuyorum. lakin, aynen bugun ongoruldugu ve vaad edildigi sekilde yapilandirilacagina inanacak kadar da saf degilim. hayal gucume dayanarak soyluyorum ki; bu sistemin ileriki yuzyillarda hayata gecirilmesi, cok ama cok daha az bir nufuza sahip dunya populasyonu ve standartlari hayli yukseltilmis yeni bir merkezi kolelik sistemi demektir. aksi halde yeryuzundeki her bireyi esit kilan bir sistemi benimseyecek derecede evrim gecirecegimizi zannetmiyorum.

    tabi tum bunlar demek degil ki, zeitgeist izlemeye deger bir belgesel degildir. mutlaka izlenmeli ve icinde yasadigimiz dunya hakkinda bazi sirlara taniklik edilmeli.
  • gerçekleşmesi imkansız olan düşünce.
    (bkz: utopya)