• blue öyster cult'ın en iyi sololarından birine sahip olan şarkısı.
  • 1979 tarihli mirrors albümünde yer alır bu güzide blue öyster cult eseri.

    https://www.youtube.com/watch?v=wg2ejqds2fe

    (bkz: moon crazy)
  • the vigil (ölü nöbeti), keith thomas tarafından yazılan ve yönetilen bir 2019 amerikan doğaüstü korku filmidir.

    vizyon tarihi: 9 ekim 2020
    türkiye dağıtım: birfilm
    şirket: birfilm
    tür: korku
    yapım yılı: 2019
    süre: 89 dakika
    ülke: abd

    filmin konusu:

    “genç bir adam olan yakov ronen’den, eski ortodoks yahudi cemaatinin vefat etmiş bir üyesinin gece boyunca başında durması istenir.

    maddi olarak sıkıntılı bir dönemden geçen yakov, istemese de para kazanmak için teklifi kabul eder.

    ancak nöbet tutmak için geldiğinde bir şeylerin ters gittiğini fark eder.

    yakov, çok geçmeden yaşanan gizemli olayların nedeni ile yüzleşmek zorunda kalır.”

    yönetmen: keith thomas
    oyuncular: dave davis, menashe lustig, malky goldman
    senaryo: keith thomas
    görüntü yönetmeni: zach kuperstein
    müzik: michael yezerski
    kurgu: brett w. bachman

    vizyon tarihi: 9 ekim 2020

    filmin altyazılı fragmanını buradan izlemek mümkün.
  • 2019 yapımı amerikan yapımı korku-gerilim filmi.

    yeni bir yerde yeni bir hayat kurmaya çalışan ve travmalarını atlatmak için ilaç, yeni yerine adapte olmak için uyum terapisi alan yakov adlı bir genç.
    yakov aynı zamanda yahudi cemaatlerinde âdet olduğu üzere cenaze evden alınana kadar, ruhu yalnız bırakmamak için ilk gece şafak sökene kadar cenaze başında beklemektedir. cenazenin yakınlarından gönüllü olarak bunu yapacak kimse bulunmazsa bu işi parayla yapan kişilerdendir.
    yahudilerde böyle bir gelenek olduğunu bilmiyordum bu arada. bizde de cenaze defnedildiği gece mezarı başında yakınlarından sabaha kadar kur'an okuyanlar oluyor. çok yaygın olmasa da. parayla yapılması da ilginçmiş. adam 5 saatine 400 dolar aldı. sıcak evde oturdu ölü karşısında. 400 dolar. 5 saat. iyi iş bence. ben de beklerdim sanırım o paraya.
    bunun bir adı vardı filmde ama unuttum. hatırlayan olursa yazarsa sevinirim.
    cenaze gecesi beklemediği doğaüstü olaylar olur ve geçmiş travmasıyla yüzleşir. 5.8 imdb puanını hak ediyor. ne daha iyi ne daha kötü.
    başrol yakov dizilerden tanıdığımız dave davis çok iyi iş çıkarmış.
    vaktiniz varsa izleyin.
    edit: sizden fayda yok. kendim buldum.
    bahsi geçen iş: shomer
  • efes pilsen özel seri 10'un sunduğu cumartesi korku gecesinde izlenmiş, tevratta felak ve nas surelerinin yokluğunun elim sonuçlarına odaklanan keith thomas'ın yazıp yönettiği, özgünlükten uzak film.

    film, hasidik yahudiler arasında yetişmiş ve bu "ultra-ortodoks" ortamdan kendini soyutlamanın - insanlık için olmasa da - kendisi için en hayırlı yol olacağını kestiren yakov'un ekmek parası uğruna, hasidik bir pratik olan "ölü bekçiliği"ne soyunması ve bundan türeyen dehşetten ibaret.

    hasidik yahudilerin aralarında fransızca mesajlaştıkları, rahipleriyle arada almanca konuştukları, işlerine gelince de ingilizce konuştukları ama bi'l-umum iblislerle ibranice konuşan kapalı ve fakat enternasyonel bir cemaat düzleminde filmin özgünlüğü, perili ev, hayalet ve sâir gibi kısıtlı bir dünyada debelenen hristiyan korku çevresine biraz musevî iblisleri katmaktan öte gitmiyor. elbette türkiye'den çıkan islam-temelli dandik korkuların can verdiği, iblis, cin ve sâir aşiretlerle kıyaslandığında bunun kadük kaldığı çok bâriz.

    evdeki kediye adı verilecek tatlılıkta olacak mazzik adında, insanın elem acılarından beslenen bir iblisle sabah ezanına kadar sürecek bir mücadeleye drama unsuru olarak katılan suçluluk temasının eklenmesiyle film drama çatısını da güçlendirmeye çalışsa da bu bâbda da özgün olmadığı aşikâr.

    bir yandan holokosta bir yandan da hasidik cemaatin günümüzde maruz kaldığı ötekileştirme pratiklerine kenarından değinen, islam-temelli hâlâ temsiliyetten yoksun şekilde yaşamlarını idame ettiren onca iblis, cin ve sair mahlûk yanına bir de yahudi iblislerini katan sıradan bir film.
  • tek mekan tek adam filmi nasıl sakil sinematografik öğelerle çorba edilir bunu gördüm bu filmde. ayrıca prosthetics işini halledenler bok gibi bir iş çıkarmışlar. finalinde karanlığı kullanma şekli de inanılmaz amatörceydi, öğrenci filmi gibi opmuş, blumhouse bu filme nasıl ok demiş inanılır gibi değil.

    --- spoiler ---

    tırnak fobisi hakkındaki ufak sahne iyiydi.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    ağızdan saç çıkma fena değildi.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    bolbol kemik kırılma sesi kullanılmış lakin çok yapılınca, meeh etkisi yaratıyor, üstelik ucuza kaçılmış çünkü gösterilen bişey yok.
    --- spoiler ---
  • yahudi mistisizmi üzerine orjinal bir gerilim filmi.

    lakin malzeme fena olmasa da, bu malzemeden esaslı bir film çıkmamış. diyalogların ve bazı durağan sahnelerin gereğinden uzun olması filmin ortalarına doğru yarattığı atmosferi kırıyor, - mazzik tasarım olarak fena olmasa da - kısa ve etkileyici olmaktan uzak finaliyle de bir daha o hissi yakalayamıyor.

    gereksiz ve abartılı çatırtı seslerin kullanıldığı bıktırıcı sahneler var, üstelik yacov'un ellerine ne olduğunu ne görüyor, ne de anlıyoruz.

    oysa film atmosferi çok iyi kuruyor, brooklyn'in hasidik mahallesinde, sonsuz derecede kasvetli, zamanda asılı kalmış, karanlık bir evdeki tekinsizlik hissini vermeyi başarıyor. ta ki bodrumdaki video sahnesine kadar... o sahneden sonra her ne oluyorsa film tökezliyor ve toparlayamıyor.

    alternatifsiz, boş kapanma gecelerinde seyredilebilir.
  • yeni bitirdim. gerçekten korkunç bir filmdi. ben gerildim epey. hayatımda ilk defa yahudi itikadından esinlenilerek yapılmış bir korku filmi izledim. başka örneği var mıdır bilmem. darısı islam itikadının başına. hatta tam olarak bizde bulunan folklorlardan (islam, şaman karışımı) esinlenilerek yapılan ve hollywood kalitesinde olan filmler olsa aliyyülala olur.

    --- spoiler ---

    filme gelecek olursak;
    bence filmi iki türlü okumak mümkün. birisi fantastik bakış açısıyla. diğeri ise psikolojik bakış açısıyla. fantastik bakış açısında filmdeki her şeyi olduğu gibi kabul edebiliriz. vefat eden adama hakkaten mazzik adındaki bir iblis musallat olmuş ve adam ömrünü bu iblisle geçirmiş, onu araştırmış ve ondan kurtulma yolunu bulmuştur. ama bu yolu kendisinde kullanamayacak kadar geç kalmıştır. e tabi ki de bu yaratığın itikadi yahut mitolojik bir altyapısı olabilir ama benim bu konu hakkında bilgim yok.
    şimdi gelelim psikolojik bakış açısına. açıkçası bu bakış açısı benim itibar ettiğim bakış açısı. vefat eden amca gençlik yıllarında epey zorluklar yaşamış, almanlar'ın yaptığı soykırımı sonuna kadar yaşamış bir insan. (yanlış anlamadıysam) bir alman askeri tarafından ormanda kendi ailesinden birini (muhtemelen kız kardeşini) vurmaya zorlanmış. ve bu olayı atlatamamış. zaten kendisi, geçmişte kaydettiği bir videoda bu iblis'in ormandan çıktığını ve kendisine ormanda musallat olduğunu söylüyor. aslında mazzik denilen şey, amcamızın travması, acısı. ve onu atlatamamış ömrü boyunca. yani o geriye bakmakla lanetlenmiş ve başı ters duran yaratık amcamızın geçmişi unutamamış olmasını temsil ediyor. çünkü sürekli geçmişe bakmak lanettir dostlarım. akıl sağlığımızı korumak için sürekli geriye bakmamamız gerekir. bunun bir çırpıda söylenmesi kolay biliyorum. yapması ise çok zor biliyorum. ama bu hakikati değiştirmiyor. sürekli olarak geçmişe bakmak lanet gibidir. amcamızın eşi olan yaşlı teyzemiz ise eşinin bu sorunu yüzünden çocuklarını dahi evden uzaklaştırmış. bence adam gündelik hayatında sorunlu bir adam olabilir. yani çocukları uzaklaştırma sebebi bu olabilir.
    gelelim baş karaktere. baş karakterimiz bazı psikolojik sorunlara sahip birisi. küçük erkek kardeşi gözleri önünde zorbalığa uğramış (sırf yahudi olduğu için) ve bu zorbalıktan kaçmaya çalışırken bir arabanın altında kalarak can vermiş. abisi ise küçük çocuk zorbalığa uğrarken hiçbir şey yapamamış. korkmuş ve kaskatı kesilmiş çünkü. yani her türlü zor bir durum yaşamış baş karakter. önceden dindar bir yahudi gibi takılan karakter bu olaydan sonra cemaatten uzaklaşmış (sonrasında da bir süre hastanede yatmış anladığım). belki de küçük kardeşi ve kendi dindar bir yahudi olmasaydı başlarına bunlar hiç gelmeyecekti. yani karakter bu düşüncede olup cemaatten uzaklaşmış olabilir.
    aslında müteveffa amcamız ve nöbetçi karakterimiz bu yönüyle birbirlerine çok benziyorlar. ikisinin de kardeşi zorba insanlar yüzünden can veriyor. sadece yahudi oldukları için. üstelik masumlarken. hiçbir suçları olmadığı halde. ve bu iki karakterde kardeşlerinin ölümünden kendilerini sorumlu tutuyor. geçmişten kurtulamıyorlar. geçmişin soğukluğu, korkunçluğu ve travması hep peşlerinden geliyor.
    filmin sonlarına doğru nöbetçi oğlan amcanın da tavsiyesine uyarak mazzik denilen iblis'in yüzünü yakmaya üst kata çıkıyor. teyzemiz ise bölüm sonu canavarıyla karşılaşmadan evvel uğranılan silah dükkanı gibi oğlana çeşitli dini eşyalar veriyor. genç adam zırh kuşanır gibi giyiniyor dini kıyafetleri. ve koridorun sonundaki odaya giriyor. ve yüzleşiyor. mazzik denilen iblisle yüzleşiyor. ama karşılaştığı yüz hiçte yabancı değil. bizatihi kendisi. ama karar vermiş bir kere, yakacak iblisin yüzünü. yakıyor da. hemen de yanıyor (bence ibliste kendi yüzünü görmesi tesadüf değil. orada kendiyle yüzleşiyor nöbetçi. kendi travmaları ile. ve onları yakıyor. yani olay yüzün ne kadar hızlı yandığı değil. irade. adam kendisi ile yüzleşecek ve travmalarını tahakküm altına alacak iradeyi buluyor orada. irade çok çok önemli dostlar). neyse kurtuldum sanıp aşağı kata iniyor. yattığı yerde sürekli kasılan amcamıza karşı olan son görevini de yerine getiriyor. başına oturuyor, ona dualar ediyor ve rahatlatmaya çalışıyor. işte bu kısımda amcamızda kendi travması ile yüzleşiyor. o yaratık, kız kardeşini vurduktan sonra ele geçirmiş onu. ama nöbetçi diyor ki amcaya "bırak onu gitsin". en sonunda amcamız bırakıyor yaratığı. geçmişinden sıyrılıyor ve rahata eriyor. sonrasında ise cenazesini almaya geliyorlar zaten.
    elinde kalan son ilacını alma gereği duymayan nöbetçimiz ise kapıdan çıkıyor. zorlu gecenin ardından geçmişinden arınmış gibi yürüyor. ama filmin sonunda o evden çıkan ve kendisiyle aynı yolu takip eden tek kişi o değil. bir gölge geliyor ardından. mazzik mi, yoksa nöbetçimizin travması mı bilinmez. bana sorarsanız o gölge şunu temsil ediyor: ne yaparsanız yapın travmalarınızdan kurtulamazsınız. onlar hep sizinledir. ama onların gündelik hayatınızı etkilemesine müsaade etmeyebilirsiniz. onlarla yaşamayı öğrenebilirsiniz. bu mümkün. bence nöbetçimizin son kalan ilacını almaması bunun bir göstergesi. yani o artık travmaları ile yaşamayı öğrenmiş biri oldu o geceden sonra. travmaları onunla yaşayacak ama onun gündelik yaşamını etkilemeyecek.

    --- spoiler ---

    edit: ufak eklemeler.
  • --- spoiler ---

    “o son nöbeti tutmayacaktık”
    --- spoiler ---
  • ne sinir bozucu bir filmdi ya allahın cezası

    filmi sinir bozucu yapan şey korku ögelerinden ziyade, azap dediğimiz şeyin verdiği kasvetli ambiyanstı. bazı sahneler hakikaten ruhumu daralttı, resmen berbat hissettirdi.

    bilmiyorum filmin vermeye çalıştığı olay bu muydu ama izlemesem de olurmuş

    onun dışında çıtır çerez bir korku filmi işte, çok bi esprisi yok, ki zaten konusu tek başına yeterli olmuş filme
hesabın var mı? giriş yap