şükela:  tümü | bugün
  • tam da sinemada artık yeni bir hikaye anlatılamaz, yeni bir şey bulunamaz dediğimiz anda m.night shyamalan diye bi hintli geliyor ve yepyeni fikirlerle dolu yepyeni bi şeyi önünüze koyuyor, biz de böyle ağzımız açık bakıyoruz.

    sinema izleyicisi artık çok değişti. filmi film olarak değerlendirmektense film dışındaki herşeyle bağlantılı bir şekilde eleştiriyorlar.

    fragmanı korkunçtu, film değildi. e bu çok normal değil mi? fragman fragmandır, film filmdir.

    twist'i tahmin ettik. e bravo. bu bir m.night shyamalan filmi. ama aynı zamanda bir film. sinema deneyimi, ne zaman filmin büyüsüne kapılıp perdenin içine girdğimiz sihirli bi maceradan çıkıp, bir sonraki sahneyi tahmin etmek, finali tahmin etmek üzerine gerzek bir egzersize dönüştü?

    ben 2 saat boyunca o köyde yaşadım. tek planlarla dolu, inanılmaz oyunculuklarla, müthiş çizilmiş karakterlerle ve diyaloglarla dolu, çok küçük bir meseleden tüm dünyayı ilgilendiren bir meseleye bağlanan "hayat değiştirici" bir film izledim.

    bence sixth sense ve unbreakable kadar iyidir ve kesin bir başyapıttır.
  • okunması gereken film. doğa mı daha tehlikeli, şehir mi, evin içerisinde mi daha güvendeyiz, dışarısında mı, ormana, bilincimizin karanlık tarafına, korkularımıza arkamızı dönebilir miyiz, kör olsak, tüm korkularımızı bir kutuya kitlesek onlardan kurtulur muyuz, ama en büyük düşmanımız kendimiz, kendimizi mahzene kapatsak, gene de her şey inandığımız gibi devam eder mi?

    kamera açısından haraketine, senaryosunun başından sonuna beklenmedik iniş çıkışlarına kadar her şeyi okunmalı bu filmin. aksi halde, korkmadık, gerilmedik bile, çok sıkıldık diyenlere yanlış filmi izlemişsiniz derim.

    ormanın sonunda ormandan çok daha korkunç bir yer var. geri dönmek istedim, gördüklerimi unutmak ve tamamen ormana ait olmak istedim.
  • vizyona girdikten seneler sonra izleme şerefine eriştiğim, hem kafamı duvarlara vurduğum hem de izlemiş olmaktan mutluluk duyduğum film. çok şeyler anlatan film. shyamalan'ın her filminde olduğu gibi, izledikten sonra gene bir kafa toplama süresi geçirmem gerekti. filmin o masalsı atmosferinde kaybolmak yine harika bir tecrübeydi. film bittiğinde başka neler anlatmış olabilieceğini irdelemek te öyle.

    filmdeki aşkın sessiz ve derinden anlatımı mükemmeldi. sadece bir elin bir başka eli tutmasının bu kadar güçlü bir etki yarattığı başka film de hatırlayamadım vallahi. lucius'un elinin, ivy'nin elini yakaladığı o sahneler, bir de james newton howard'ın müzikleriyle birleşince ortaya çıkan şeyi anlatmaya kelimeler yetmedi şimdi...

    shyamalan her filmiyle gözümdeki yerini daha da yüceltiyor. the sixth sense ve signs haricinde her filmini çok geç izledim ama yarattıkları etkiler hiç değişmedi, her film önce "bu neydi be?" tepkisi ile karşılandı tarafımdan, sonrasında düşünüp durdukça çok sevdiğimi farkettim.

    --- spoiler ---

    lucius: why can you not stop saying what is in yours? why must you lead, when i want to lead? if i want to dance, i will ask you to dance. if i want to speak, i will open my mouth and speak. everyone is forever plaguing me to speak further. why? what... good is it to tell you you are in my every thought from the time i wake? what good can come from my saying i-- i sometimes cannot think clearly, or- or do my work properly? what gain can rise from my telling you... the only time i feel fear as others do, is when i think of you in harm? that is why i am on this porch, ivy walker. i fear for your safety above all others. and yes... i will dance with you on our wedding night...

    --- spoiler ---
  • film gibi film her türlü yere çekip yorumlayabilirsin.
    ister içindeki aşka tutun romantizmin dibine vur, ister eleştirilerine odaklan vay anasını de. sonunu saymıyorum bile.
    çok sevdiğim ve ancak ne yazık ki pek sevene rastlamadığım bence en çok hakkı yenen filmlerden.
  • seyir defterimdeki en sevdiğim filmlerdendir. kiminle konuşsam, kiminle görüşsem benim kadar seven birisine rastlamadım. fazla anlam yüklediğimi düşündüğüm zamanlar oldu. insanlar burun kıvırdı çokca. onlar burun kıvırdıkça ben daha da çok sevdim oysa. rahatsızlık mıydı bu? "ilk film" olarak bile bu filmi seçmiş birisiyim ben. bildiğim en gerçek aşk bu filmdeydi çünkü.
  • içe kapanışın hikayesi.

    --- spoiler ---

    yakınlarından birini bir cinayet ve vahşet sonucunda kaybetmiş insanların, bu vedanın akabinde bir psikolojik terapi merkezinde yolları kesişmektedir. kırmızıdan yani kan renginden arınmış bir dünya hedefi vardır önlerinde. ki gerçek dünya ikibinli yıllardayken, bin sekiz yüzlü yılları tercih ederler, medeniyetten ve bilhassa silahlardan arınmış ortamlarında.

    film; bir gerilim hikayesini, bir köy halkının korktukları hayaletleri ` :konuşmadıklarımız` anlatmaktan ziyade, kansız ve masum bir hayatı seçmiş bir avuç insanın` :yaşlılar` oluşturmuş oldukları toplumu ileriki yıllarda "korku" eşliğinde nasıl yönettiklerini anlatmak üzerine kurulu. trajik hadiseleri atlatan insanların, bambaşka bir hayat kurmak için hayli büyük bir arazide kurdukları bir köy ve masumiyetin yitirilip zalimliğe dönüşmesi süreci.

    --- spoiler ---

    bu hikayenin bir yerden tanıdık geldiğini söylemeye bilmem lüzum var mı.. köy; seçkinlerin oligarşisinin bir millete dayattığı fikirdir. dört tarafı düşmanlarla çevrili(!) bir ülkeyle ikiz gibiler adeta.

    lakin, köy kabuğunu kırmıştır. gürültü patırtı olmasın demek abestir. dalgalanmadan durulur mu bir millet ?
  • bu film her ne kadar gişede büyük başarı elde etse de zamanında gerizekalı eleştirmenler ve seyirciler yüzünden epey hakkı yenen bir film olmuştu. tabi ki bunda filmin yanlış pazarlanıp farklı beklentiler oluşturmasının da sebebi var ancak bana kalırsa ön yargısız seyredildiği takdirde kesinlikle hayran kalınacak bir film.
  • m night shyamalan'ın bu film için şirinler'den ilham aldığı ve esinlendiği çok açıktır.
  • seyircinin disaridan, ormanin disindan izledigi film. ve o icerideki dunyayi yaratan da, koruyan da (filmin icinde, bizzat) shyamalan'in kendisi. ve belki de ormanin disindan, bize tuhaf gelen bir seyi izledigimiz icin, ve filmin sonunda aslinda 'simdi ve burada' oldugumuzu anladigimiz icin, aramizdan bazilarinin kotuleyebilecegi film. ama unutmayin, bazen yapmak istedigimiz anlasilmasin diye, bazi seyleri yapmayiz, bu filmi sevmek gibi. shyamalan'in trier'e cevabidir bu ve en az dogville kadar iyi bir filmdir. spoiler falan yok, boyle bir film izleyip sadece spoiler/twist dusunuyosa insanlar, biz zaten spoil olmusuz.
  • --- spoiler ---
    bana kalırsa ihtiyar heyeti thomas hobbes'un görüşünde ütopik bir köy yaratırken hobbes'un homo homini lupus deyimini göz ardı ederek insan evladından çok fazla şey bekliyor. her ne kadar korunaklı bir yaşam biçimi kurup, türlü simulacra ile (ormandaki yaratıklar, bu yaratıklarla yapılan anlaşma, uyulması gereken kurallar, kötü/uğursuz renkler vb) insanları korkutarak insanların ellerinden özgür iradeleri ile seçme haklarını alarak köye haspetseler de işin içinde insan girince hiçbir şeyin garantisi yok. kaldı ki köylülerin ormandaki yaratıklara karşı korkusunu pekiştirmek için bizzat ihtiyar heyetinden birinin köydeki hayvanların derilerini yüzmesi insan doğasının karanlık yanını yansıtıyor. bunu yapabilen bir insanın "koruma" adı altında diğerlerinin adına karar verip seçim yapması ise insanı dehşete düşürüyor. korkuyla değil sevgiyle motive edilenin ormanı geç(ebil)mesi de ayrıca ihtiyar heyetinin yüzüne tokat gibi iniyor.

    dahası adrian brody'nin karakteri hobbes'un karşıt görüşünü savunan rousseau'yu da haksız çıkarıyor. adrian brody sakin durmadığından asla eğitilememiş, kuralları umursamıyor. dolayısıyla insan topluma girip toplum tarafından eğitilmeden önce masumsa adrian brody'nin de köydeki en ve belki de tek masum kişi olması gerekirken sözümona kusursuz köylerinde ilk suçu o işliyor. üzerinde yaratık kostümü ile çukura düşerek ölen adrian brody de ihtiyar heyetine insanın içindeki vahşi hayvanı göstermiş olacak ki filmin sonundaki oylamada ayağa kalkarak bu saçmalığa son vermeye karar veriyorlar. en azından ben bu yönde fikirbirliğine vardıklarına inanmak istiyorum.

    hmm ya da helpless'in* dediği gibi brody'i ormandaki yaratıkların öldürdüğünü söyleyip bu yaşam formunu devam ettirmeyi oyluyorlar. o zaman brody'nin iki kişiyi öldürmeye kalkışmasına ve sonunda kendisinin ölmesine sebep olduklarını kabul edip vicdan azabı çekmek yerine onun ölümünü kahramanlaştırarak, bunu mevcut düzeni devam ettirebilmek için kullanıyorlar. halbuki gerekli tıbbi ve psikolojik yardımla brody daha az saldırgan ve huzurlu bir yaşam sürdürebilirdi... özetle, sevdiklerinin başına kötü birşey gelmesinden endişe ederek korku dolu bir yaşam sürmemek için sevdiklerine korku dolu ama sözümona korunaklı ve güvenli bir yaşam sunuyorlar.
    --- spoiler ---