şükela:  tümü | bugün
  • "higly evolved" adlı debut single'ları nme tarafından haftanın single'ı seçilmiş(artık bu ne kadar önemliyse) avustralyalı grup, büyük ölçüde nirvana etkisi taşıyo sözkonusu şarkı, lakin biraz daha "poppy", ses getireceğe benzer*.
  • fastfood tutkusu, ve odadan çıkma özrü gibi iki adet birbiriyle çelişen takıntıya sahip bi solisti olan grup, bi de bunların amerikadaki plak şirketleri oralardaki müzik basınına "craig her an intihar edebilir, röportaj falan yapıcaksanız elinizi çabuk tutun" demiş, ne ayıp
  • grubun adının okunuşunun "divines" gibi olduğu dikkat çeken harf oyunlu cin isimli grup.
  • dün gece mtv video music awards'daki canlı performanslarında gördüğüm üzre sahnede kendisini parçalayan, güzelim yüzünü şekilden şekile sokan bi soliste sahip grup.
  • ofisyal siteleri:
    http://www.thevines.mu/
  • avustralya'dan çıkan bir grup, 2002 senesine damgasını vurdu ve özellikle cobain/thom karışımı vokalisti craig nicholls ile bir hayli zihinlerimizi meşgul etti, etmeye de devam ediyor.
  • daha meshur olmadan once ciktiklari sydney konserini avustralya'da populer kultur ikonu vazifesi goren meshur cani mark brandon chopper read'e ithaf eden ve hemen ertesinde olu yiyici birthday party fan'lari tarafindan sevilesi oksanilasi yeni nesil muzisyenler arasina konan grup. sex pistols, sonic youth ve nirvana ile ayni deger yargilarini paylastiklarini mutlaka belli edecekler, meshur olacaklar, yeni dunya duzeni kurulurken onlara da fikirleri sorulacak. aslinda sonu mechul dunyamizin yarattigi frontman craig nicholls'in tek derdi cigara olacak. muhtemel ingiliz istilasi fikrinden tedirgin amerikalilar onlara kucak acacak ve sivilceli oglanlardan buyuk rock starlar yaratmayi beceri haline getirmis ingilizler onlara arka cikacak. rolling stone'a, nme'ye kapak olacaklar ve gazeteciler arasinda bir efsane alip yuruyecek: "benden bir siringalik eroin istedi". kendilerini alisilageldigi uzere "eger bir grup kurmasaydik metroda yasayan evsizler olurduk, en iyi ihtimalle tuvalet temizliyor olurduk" seklinde aciklayacaklar.
    ve muzik arada kaynayip gidecek.
  • rock müziğinde kullanılan ingilizce’nin amerika dışına ait olmasının, yani ağır bir aksan taşımasının cezbedici bir tarafı var. doğru kelime hangisi: gizemli, çekici, ilginç, ağır? hayır, hayır. düpedüz ‘seksi’ bir tarafı var ingiltere (oasis), iskoçya (coldplay), irlanda (u2), galler (manic street preachers) ve tabii ki avustralya aksanlarının. bir zamanlar birleşik krallık suçlularının sürüldüğü avustralya adasından, müzik dünyasının yönünü değiştirmeye aday bir grup çıktı: the vines bugünlerde kendi memleketlerinden amerika kıtasına sıçramış, ortalığı birbirine katıyorlar.

    the vines’ın ilk albümleri “highly evolved” adını taşıyor. albümden çıkan ilk single ve açılış parçası aynı zamanda. asıl patlamayı da bu şarkının nme dergisince “haftanın şarkısı” seçilmesiyle yaptılar. rolling stone bu yaz onları izlenmesi gereken on gruptan biri seçip, ertesi hafta da kapağa taşıyınca “dikkat edilmesi zorunlu” bir müzikal olgu halini aldılar. gençlik isyanları, mutsuzluk, umutsuzluk, çaresizlik gibi 2000’li yıllar depresif kişilikleri arasında yer aldıkları fotoğraflarından belli. bu yönleri yüzünden dünya basını onlara şimdilik pek erken görünen “yeni nirvana” payesini biçmeye çalışıyor; hatta grubun solisti craig nicholls’ın her an intihar edebileceği, röportaj yapmak isteyenlerin elini çabuk tutmaları da bizzat şirketleri tarafından söylenmiş. nicholls, yeni kurt cobain olmak için şimdilik pek naif ve genç görünse vokal üstünlüğü ve şarkı yazarlığında yarattığı parıltılarla öne çıkıyor. nicholls aynı zamanda ortalama bir grafik sanatçısına da benziyor: the vines’ın albüm kapağı ve cd kitapçığının –basit– tasarımı ona ait. uyuşturucuya da aşina olduğunu elbette gizlemiyor nicholls, yer yer türlü otları üflettiği borusuyla poz vermesinden belli.

    “benim günlerim çözülemeyecek bir bilmece,” diyorlar albümün 95 saniyelik açılış şarkısında, hemen ardından gelen şarkıda da günlerce uyuyabileceklerini, delirmenin eşiğinde olduğunu anlatıyorlar. “homesick” evinden ayrılan ve nereye gideceğini bilmeyen bir gencin hikayesi; metaforik anlamda bakarsak 2000 gençliğine birebir uyan sözler sanki. yine “country yard”da da “hasta ve bir işe yaramaz olmaktan sıkıldım” diyor; adeta cobain’in “kendimi aptal ve bulaşıcı hissediyorum*” isyanının bir devamı. şarkıların bazılarında ağır ve depresif hava olsa da, albümün tamamı punk–rock izleri taşıyor. şarkı sürelerinin kısalığı da buna örnek. ara ara “factory” gibi neşeli melodilere sahip bir–iki parça da yer alıyor.

    her ne kadar şimdilik bir cobain olmasa da, grubun merkezinde şüphesiz craig nicholls’ın becerisi yatıyor. albümdeki 12 şarkının 11’ini nicholls tek başına yazmış, “1969”da da david olliffe’yle çalışmış. vokallerde de tekbaşına ve hayli etkin. dahası, henüz 21 yaşında.

    the vines, bugünlerde yeniden bildiğimiz, alıştığımız, sevdiğimiz rock müziğini canlandırmak için önemli bir mihenk taşını oluşturuyor; the strokes, the white stripes ve the hives gibi gruplarla birlikte. nicholls aynı performansını koruduğunda, şu anda piyasadaki (u2 dahil) bütün grupların daha tepesine çıkacakları konuşuluyor. içine çeken ve bırakmayan, bir tek parçası bile ‘filler’ yani süre doldurmak için konmamış, baştan sona takdirle dinlenen “highly evolved” bir ilk adım sadece. çok iyi bir adım tabii ki.
  • amerikada pek tuttu bu yeni dalga 77 style punk + post grunge melezliği; sorun şu ki muhteviyatı itibariyle ciddiye almak pek de mümkün gözükmüyor. white stripes ve hafiften(hafif?!!) joy division izleri taşıyan interpolün hakkını yememek gerekse de, the vines hakikaten bir miktar lüzumsuz bir grup gibi geliyor bana. özellikle bugün gördüğüm all american rejects hakikaten hayal kırıklıklarımı ve sıkıntılarımı üst noktaya taşımayı becerdi..ne diyeyim aferin işte.
    ve bugünlerde iyiden iyiye baymış olanlara birazcık eski ama taze kan
    (bkz: x ray spex)
    (bkz: television)
    (bkz: crass)
  • videolarında yeri göğü yıkan gereksiz grup