şükela:  tümü | bugün
  • 2015 yapımı the witch filminin asıl adıdır. sözlükte bu filmle ilgili bilgilerin yanlış yere yazılmış olmasına şaşırmadım zira rottentomatoes bile vvitch olarak değil witch olarak girmiş ismi.
  • (bkz: bravo)
  • geriyor mu? genellikle hayır. sıradan bi film izler gibi izliyorsunuz. bütün film boyunca 3-4 yerde hassiktir dedirtiyor o kadar.

    akıcı mı? evet. kesinlikle filmdeki hikaye, karakterler, atmosfer sizi içine çekiyor ve sıkmıyor.

    ne için izlenmeli? bunu da gördüm diyebilmek için izlenebilir. dediğim gibi film pek germiyor. genel tonu çok rahatsız edici, izlerken koltukta rahatsız hissediyosunuz hepsi bu kadar. buna rağmen içine çekmeyi başarıyor. bu da bu tarz bi filme göre başarı. bi izlenmesi gerekir.

    bi de cadı filmi fanteziniz varsa kaçırmayın. en temizlerinden.
  • (bkz: #66679185)

    yalnızca rottentomatoes değil, imdb'nin android uygulaması da filmi the witch adıyla uygulamaya gömmüş, web sitesi orijinal adı ile göstermekte, criticker da the witch hatasını yapan saygın film sitelerinden. bir bizim filimadamı doğrudan filmi gerçek adıyla kaydetmiş, hatta filimadamı'nda filmi the witch adıyla aratıp da bulamayınca duruma ayıldım, imdb'nin mobil uygulamasına güvenmiştim, güvendiğim dağlara kar yağdı. resmen yerli malımız dünya çapındaki sitelere fark atmış, brava.
  • korku filmlerinden pek hazzetmeyen biri olarak sıfır beklentiyle başladığım ama bitince tadı damağımda kalan güzel bir yapım. ama keşke o final öyle olmasaydı.

    --- finalle alakalı spoiler ---
    thomasin'in annesini öldürdüğü sahnede bitseydi iyiydi.
    --- spoiler ---
  • yeni çağda ingiltere'den amerika'ya göç eden dindar bir ailenin, bir ormanın yanına inşaa ettikleri ev ve yakınında gelişen olayları anlatan korku filmi. korku dozu düşük olsa da başarılı ve rahatsız edici atmosferiyle ve de ne olacak merakıyla kendini izletmeyi başarıyor. farklı ve durağan filmleri seven, dini ögelerden rahatsız olmayanlar göz atabilirler.
  • filmdeki ortam ve sessizlik insanı geriyor. bu konuda bana göre çok başarılı. ani ses efektleriyle korkutma olayına hiç girmemişler. film de pek korku filmi değil zaten. bu tarz yavaş ilerleyen gerilim filmlerini sevmeyen sıkılır, filmin 20. dakikasında uyuyan arkadaşımdan biliyorum.*

    izleyip izlememe konusunda tavsiye vermiyorum. korku filmi sanıp izlemeyin yeter.
  • korku filmlerinin de diğer herşey gibi kolay tüketim ağına dahil olduğu, yaratıcılığın, hikaye anlatımının ve fantazinin terkedilip tamamıyla blood-gore ve scare-jump üzerine kurulu bir endüstrinin kurulduğu bu dönemde ilkel korkuya, geleneksel hikayelere ve efsanelere sadık kalarak üretilmiş böyle filmler görmek beni çok mutlu ediyor.

    filmin güzelliği ne görsel efektlerinde, ne ansızın yüksek desibelli bir sesle karşınıza çıkan yaratıklarda, ne de kesilen uzuvlar ve etrafa sıçrayan litrelerce kanlarda. şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki sinema tarihinde yaratılmış en iyi atmosfere sahip filmlerden biri the vvitch. oyunculuklar şahane, reji şahane, hikaye şahane.

    filmde, son zamanların modası olan twist unsuruna dair bir şey yok. konu gayet lineal bir şekilde akıyor. bunun nedeni ise filmin konusunun geleneksel halk efsanelerinden yola çıkıyor oluşu ve hikayenin kendisinin farklı bir anlatım yoluna ihtiyaç duymadan ayakta duruyor olması. o yüzden filmi izlerken 1630'lardan bir hikayeye ya da halk inanışına dayanan bir efsaneye tanıklık ettiğimizi aklımızın bir ucunda tutmamız gerekir; zaten filmin başında bizi yakalayan gergin atmosfer, ıssız ormanlar ve yabanın ortasında bir anda kendini buluvermişliğin getirdiği umutsuzluk ve arada kalmışlık, büyük bir araştırma sonucu yazılmış diyaloglarla birleşince bizi 'şimdi'den ayırıp 4 asır öncesine götürmeyi başarıyor.

    benim için filmin bir çok önemli yanı var. bunlar içinde en önemlisi en başta da bahsettiğim 'güncel sinema endüstrisinin' bize unutturduğu mistisizmi ve ilkel korkuyu her sahnede oluklarımızıa kadar hissetmemiz. film 'bakalım ne kadar çığlık attıracağım' demek yerine direkt bilinçaltımızdan ve kültürel hafızamızdan oluk oluk korku çıkartıyor, tüylerinizi diken diken yapan bir korku.

    bir şeyin üretilmiş olması, yapılmış olması onu illa sanat yapıtı yapmaz. bu anlamda 'sanat' dediğimiz alanın içine bugüne kadar üretilmiş her filmi, her resmi, her müziği koymak 'sanat' tanımına yapılan en büyük haksızlıktır. 'sanat yapıtı' herşeyden önce içinde özgünlük, kültürel arka plan ve estetik taşımalı ama bununla birlikte üretilen yapıt kültür karşıtı, yenilikçi ve antik yunan tabiriyle 'beşinci element' diye anılan o esansı içinde taşımalı. rahatlıkla diyebilirim ki, film bu anlamda bir sanat yapıtıdır. imdb puanı ya da 'izledim, fena değil ama fazla korkmadımcılar' bunun aksini ispat etmez.
  • yeni akım oldu bu da. korku filmi değil ama rahatsız edici film. sinematografi, oyunculuklar, atmosfer, gerçekçilik, inandırıcılık güzel. hayal ile gerçek arası birkaç sahne falan koyuluyor vesaire. filmin sonuna kadar olay doğaüstü mü yoksa ruhsal bir durum mu ? diye sürüncemede bırakıyor. bu arada bir iki eleştiri falan yapıyor. filmin sonunda da bir şey vermiyor. bu filmde batı dünyasının bilinçaltına inilmiş. zaten filmin adı folktale. hristiyanlık, cadılık, batı dünyasının yüzleştiği durumlar var. batılı çocuk masallarının kökeni gibi bir şey. sonuç olarak iyi film mi ? pek sayılmaz. overrated. film yavaş ve sıkıcı olunca içinde hayatın anlamını, sırrını barındırmıyor. özenti gençlik bu filmleri yüceltmeyi matah bir şey sanabilir.

    bu arada başroldeki adamı da jeremy irons seslendirmiş sanki. bir ses ancak bu kadar benzer.