şükela:  tümü | bugün
  • philadelphia'li bir grup. 2003 yilinda adam granduciel'in philadelphia'ya tasinip ile kurt vile ile birlikte muzik yapmaya baslamasiyla grubun temelleri atiliyor. 2005 yilinda the war on drugs ismini aliyorlar. grubun temellerini adam (vokal ve gitar) ile kurt (gitar) olustursa da, aralarina charlie hall (davul ve klavye), kyle lloyd (davul) ve dave hartley (bass) gibi isimler de katiliyor. grubun uzerinde bariz bir bob dylan etkisi gorulmekte. bruce springsteen ile my bloody valentine da etkilendikleri diger isimler.

    grubun son hali su sekilde:

    adam granduciel (voka, gitar, harmonica, klavye)
    dave hartley (bass, gitar)
    mike zanghi (davul, perkusyon)

    secretly canadian plak sirketiyle calisiyorlar. diskografileri:

    barrel of batteries ep (2008)
    wagonwheel blues (debut lp) (2008)

    ben kendilerini urban outfitters ile birlikte come to the city adli sarkilarina cektikleri video ile tanidim. linkte ayrica grupla yapilmis bir roportaj da mevcut.

    daha fazla bilgi icin:
    http://www.thewarondrugs.net/
    http://www.facebook.com/…r-on-drugs/112110662139708
    http://www.last.fm/music/the war on drugs
    http://www.myspace.com/thewarondrugs
    http://www.secretlycanadian.com/…hp?name=warondrugs
  • red eyes şarkılarına bayılıyorum, senenin en iyilerinden. klibini izlemiyorum ama böyle bir şarkının klibi çok daha farklı olmalıydı.
  • son albüm lost in the dream'i bir kaç gündür ohalar eşliğinde dinlediğim grup.
  • çöle dönüşen müzik piyasasında vaha gibi gelen gruplardan biri. son albümleri a deeper understandingde özellikle up all night şarkısı son birkaç zamandır favorim oldu. yalnız kimsenin dikkatini çekmemiş sanırım, grubun vokalisti adam granducielin söyleyiş tarzı, bob dylan veya neil youngdan ziyade bryan adamsa benziyor. şarkıların altyapılarında da bryan adams tınıları var gibi. umarım, bunlar da mainstream denen dalganın kurbanı olmazlar. zira her güzel başlayan grup bir şekilde ya kendini elektroniğe kaptırıp ruhunu kaybediyor ya da orijinal olmak adına saçmalıyor.
  • geçen konserde bir 'under the pressure' çaldılar.

    offff. var ya offffff ya anlatamam, yaşamanız lazım.
    nasıl olacak bilmiyorum ama hadi biraz deniyim; şarkıda normalde 30 saniyelik bir 'bekleyiş' arası var. hani bas gitar ve davulla hafif ritmin tutulduğu, temponun yavaşça arttırıldığı ve sonra patata kütete devam ettikleri.
    heh konserde bunu 3.5 dakikaya çıkardılar. volkanın patlamadan önceki son hali gibi. ince ince işlediler bizi, böyle güzel kendimden geçtiğimi mogwai, archive, roger waters dışında hatırlamıyorum. zaman/mekan kavramını yitirdiğim nadir anlardandı. uzunca bir süre ciddi ciddi şarkı bitmeyecek sandım, öyle de hissetirdi.
    zaten ucuz gruplar ''3.5 dakika ritim tutarsak olmaz, orayı az yapmak lazım'' diye yaklaşırlar olaya. bak adamlar içlerinden geldikleri gibi yapıyor ve muazzam oluyor.
    bu ve bunun gibi 100 tane düşünce geçti aklımdan aslında. çok ses yapıyoruz diye polis baskın yapar mı ? dünyaya meteor çarpar mı ? çarpsa mutlu ölürüm, sorun yok. bu anı dondurup nasıl tekrar tekrar yaşayabilirim. bi daha ki konserleri hangi ülkede, gidebilir miyim acaba, vs. vs. vs.

    hani orada olmanın binde bir yerini tabii ki tutmaz ama ne demeye çalıştığıma şöyle bir amatör kayıt destek olmaya çalışsın:

    https://www.youtube.com/watch?v=wacgabrwe2m&t
  • lost in the dream sonrası a deeper understanding ile daha da derinlere inen grup.

    albümde öyle bir şarkı var ki, alıp götürüyor bir yerlere: thinking of a place
  • averaj zevklere seslenmeyen popüler olmayan hatta kendini tanıtacak imkanı olmayan fakir gruplara klip çeken yeraltı gruplarını gün yüzüne çıkarmayı dert etmiş bir müzik sitesi tarafından lost in the dream 2014 ün en iyi 3.albümü seçilmiştir gerisi justin bieber dinlemeye devam edebilir.
  • bana da dylan, neil young ama en çok da dire straits'i hatırlatan, çok iyi grup müziği yapan grup.
  • günümüz pırlantalarından.
  • pitchfork'ta gezinirken karşılaştığım makale sonrası son albümleri lost in the dream'i dinlemeye başladım. sadece indie rock meraklılarına değil, müzik dinlemek isteyen herkese kesinlikle öneririm, baştan sona akıyor albüm, ama özellikle an ocean in between the waves isminde bir parça barındırıyor ki ders niteliğinde. yeni nesil indie temposu ve çoksesliliğinde bir joy division beati üzerine dire straits gitar yürüyüşü gibi, 1970'lerin sonu ile bugünün güzel bir birleşimi bana göre;

    http://www.youtube.com/watch?v=23gdgezzpve