şükela:  tümü | bugün
  • eşekarısı fabrikası olarak türkçe çevirisi de mevcuttur.
  • ayrıntı yayınlarından çıkmıştır.insanı feci tedirgin eden bi anlatımı ve konusu var.
  • az önce eşe dosta kaptırdığımı farkettiğim, bir babanın insanlardan sakladığı 2 çocuğuyla yaşantısını anlatan, çocuk ve şiddet kavramlarının sık sık yanyana geldiği güzel eser.
  • (bkz: iain banks)
  • "two years after i killed blyth i murdered my young brother paul, and then a year after that i did for my young cousin esmerelda, more or less on a whim. that's my score to date. three. i haven't killed anyone for years, and don't intend to ever again. it was just a stage i was going through."

    okuyanların ya çok sevdiği ya da nefret ettiği; çocuk ve şiddet üzerine destansı bir roman. filme çekilse ancak stanley kubrick altından kalkardı gibime gelio.

    (bkz: keşke ben yazsaydım dedirten romanlar)
  • iskoç yazar ıoan banks'ın modern romanı.çocuk ve şiddet temasını işleyişi açısından 'teneke trampet' ve 'sineklerin tanrısı' gibi başyapıtlarla kıyaslanma başarısına erişmiştir.ingiltere'de 1980lerde en çok tartışılan kitap olmuştur.
  • bu romana eskort edecek kankalik yapacak eser lord of the flies olabilir.
  • eşekarısı fabrikası düzeneğiyle hayat arasında kurduğu analojiyle de dikkat çeken roman.

    bir kez ardına geçtikten sonra dönüşü olmayan kapılar. umutsuz bir bakış.
    (bkz: rene char/10)
  • fabrika; eski bir saat kadranı üzerine kurulmuş karmaşık, dehşet verici bir yapı..
    eşekarısı içeri bırakılır,kurtuluş yoktur ve olaylar gelişir..
  • hangimiz çocukken eşekarılarını mutfak perdelerine sıkıştırıp ezmedi ve arı ezilirken çıkardıkları "çıtır çıtır" sesleri duymaya çalışmadı, yada sineklerin kanatlarını koparıp sadece ayaklarıyla nasıl davranacaklarını merak etmedi? kertenkelelerin kuyruklarının yeniden çıktığına inanmayan küçük çocuk aklımız bize onların kuyruklarını kesmeye zorlamadı mı? ya kulaklarından tutulup havaya kaldırılan tavşanlar? acı çektikleri küçük ayaklarının kıpırdanmalarından belliydi ama biz yine de yaptık...

    işte bu roman benim -ve eminim birçoğumuzun- yeni yeni kavramaya başladığı, doğdumuz, nefretle ve korkuyla ağlamaya başladığımız ilk andan beri içimizde olan o katıksız şiddet duygusunu gayet saf bir şekilde sanki bir adalet sağlama aracıymış gibi kabullenen bir çocuğun hikayesi.

    not. belki de hiçbiriniz böyle şeyler yapmadı ve ben en az romanın kahramanı kadar sorunluyum...