şükela:  tümü | bugün
  • sovyet rejiminden kaçıp göç eden bir ailenin ferdi olarak beni ziyadesiyle sarsmıştır. o uzun yürüyüşte her yitip giden kaçaktan biri benim babam, dedem olabilirdi. neyse ki stalin yerine jivkov vardı. kötünün iyisi. şimdi babamın doğduğu köye, sovyet rejimi değişmesine rağmen neden bir kez olsun gidip görmek istemediğine şaşırmıyorum. gulag kampında çalışmasa da sovyet rejiminde askerlik yapmış bir adamın geriye dönüp bakmak istememesini daha iyi anlıyorum. ve göç edip geldiği ülkenin topraklarında başardıklarını gördükçe kendimi işe yaramaz biri olarak görmekten alamıyorum. film mi? benim içime oturdu. siz izlemeyin sıkılırsınız. uzun zaten.
  • - hindistan'a hoş geldiniz. pasaport?
    -pasaportumuz yok.
    -sorun değil.
    -hadi gidelim.
  • babamın dedesi yani büyük dedemin de yaşamış olduğu sibirya esir kampından kaçış hikayesidir.

    1.dünya savaşı sırasında, doğu harbinde ruslara esir düşer büyük dedem. sibirya'ya esir kampına gönderilir. diğer türk esirlerle birlikte yıllarca ağır şartlar altında çalıştırılır. oradaki hemen hemen bütün işlerde büyük dedemin de yer aldığı esirler çalıştırılırmış. büyük dedem 2 metreye yakın boyu olan, mavi gözlü yakışıklı bir adammış. büyük dedem birgün çalışırken rus komutanının kızı dedemi farketmiş ve ona aşık olmuş. esir kampındaki 3. senesinde dedeme aşık olan kız, komutanların toplantı yaparken, bütün esirlerin öldürülmesi emri verildiğini duymuş ve bunu dedeme anlatmış. "lütfen kaçın" demiş...

    büyük dedem kamptaki bütün arkadaşlarına bu durumu anlatmış, kaçalım demiş.. bütün herkes dedeme "burada çok fazla çalışıyoruz, yaptığımız işleri para vermeden kimseye yaptıramazlar, burada bulunmamız onların yararına, bizi öldürmek işlerine gelmez" demişler. bir kişi hariç, kimse inanmamış dedeme. ayrıca kaçsalar donmadan, yemek yemeden, günlerce, aylarca yürüyerek sibirya'dan güneye inmeye kimse cesaret edememiş.

    bir akşam büyük dedem arkadaşıyla birlikte esir kampından kaçar. zira önemli olan oradan kaçmak değil, sibirya soğuğuna dayanarak, yemeksiz, parasız pulsuz, kaçak bir şekilde aylarca yürüyerek, ölmeden türkiye'ye ulaşabilmektir. arkadaşıyla beraber aylarca yürümüş karların üzerinde, yeri gelmiş arkadaşını sırtında taşımış. dedem ve arkadaşı en son azerbaycan topraklarına ulaşmış ve orada bir süre bakkal dükkanında çalışmışlar. büyük dedem ve arkadaşı oradan ayrıldıktan bir süre sonra türkiye'ye ulaşır. 3 sene esir kampında yaşamış, kaçış ve türkiye'ye ulaşması ise 4 sene sürmüş, savaştığı sürede eklenince 7-8 sene sonra köyüne ulaşmış olur.

    köyüne gittiğinde bir bakar ki karısını laz çetelerine mensup abilerinin gelip aldığını görür. büyük dedem hemen trabzon'a gider, karısını alır, köyüne tekrar döner.. dedem ve iki erkek kardeşi dünyaya gelirler.

    yıllar sonra, 1960-70 lerde büyük dedem istanbul'da bir hastanede gözlerinden ameliyat olur. gözleri bandajlı şekilde odasına geçer. odada gözleri bandajlı şekilde yatan başka bir yaşlı hasta yatar. büyük dedem oğlu ve geliniyle konuşurken , yanındaki yaşlı adam büyük dedemin adını söyler, sen misin diye sorar. bunu soran yaşlı adam, esir kampından birlikte kaçtığı arkadaşıdır. (bkz: dünya küçük) sesinden tanımıştır büyük dedemi. birbirlerine sarılıp ağlarlar. her ikisinin gözleri açılıp, hastaneden çıktıktan sonra da bir kez görüşürler.

    esir kampındaki diğer türklere ne olduğunu öğrenemez dedem. esirlerin öldürülme emri 1917 rus devrimi zamanına rastlar. büyük ihtimalle oradaki esirler daha sonra serbest bırakılmıştır. sibirya esir kampından serbest bırakılan bir çok türk vatandaşı vardır.
    hayatı bir film şeklinde olan büyük dedem 105 yaşında vefat eder. (bkz: öldürmeyen allah öldürmez)
  • 133 dakikalık, 2010 yapımı film.

    8 / 10.

    en iyi makyaj dalında akademi adaylığı da bulunan the way back, pastoral ve kısmen epik bir yapıya sahip güzel bir kaçış filmi. çekimlerinin genelinin fas'ta yapıldığı yapım, dönemin siyasi akımlarının doğu avrupa halklarına ve ülkelerine verdiği zararlar konusunda da fikir verici.

    yaşanmış hikayenin ana karakterlerinden olan slavomir rawicz'in romanından uyarlanan filmde yönetmen koltuğunda 6 akademi ödülü adaylığı da bulunan 1944 doğumlu ünlü yönetmen peter weir var.

    kadroda ise colin farrell , ed harris gibi isimlerin yanında özellikle son dönemde şöhretleri katlanan saoirse ronan ve kon tiki ile vikings dizisinden hatırladığımız -floki- gustaf skarsgard da yer alıyor; oyunculuklar ise kusursuz.

    dvd baskısı ülkemizde de bir ara satışta olan the way back, weir'in neslimize son armağanı, kaçırılmamalı.

    her eve imdb
  • survivor’ da minderlerin arasından geçip basket atan üzgün kaslıların izlemesi gereken film.
    survivor bence budur.
  • gerçek bir hikayeden uyarlanan film,7 rus tutsağının 2.dünya savaşı sırasında rus kampından kaçmasını ve hindistana yürüyerek ulaşmaya çalışmasını anlatıyor.soğuk kış günlerinde elinizde kahveniz ile sıkılmadan izlenebilecek türde.o meşhur dağların arasında sikkime giden bir patika var repliği de bu filmde geçiyor..
  • filmi izlerken kendi kendime hep aha burada sibiryada kesin olurdum ben veya burada hayatta kalamazdim diye soylenip durdum. filmin aci veren tarafi hikayenin gercek olmasi. ınsan hayatta kalmak icin bir amaci olunca neleri basarabiliyor aslinda bir nebzede onu anlatiyor. hakeza (bkz: cast away) filminde de hayatta kalmak icin amac belirlendigini gorebilirsiniz.

    ızleyin kesinlikle guzel bir filmdi.
  • çok hoş bir (bkz: solomun) parçasıdır.
  • resmi fragmanı düşen ben affleck ve gavin o'connor filmi. 6 mart 2020'de vizyona girecek. janina gavankar, al madrigal, brandon wilson, hayes macarthur ve rachael carpani, filmde rol alacak oyuncular.

    fragman

    edit: ingiltere'de finding the way back adıyla vizyona girecek.

    fragman