şükela:  tümü | bugün
  • ne demek istiyor great g* bu ogreti ile? sanirim herkez yasadigi flora ve calistigi displin icinde farkli farkli aciklayip yorumlayabilir bu ogretiyi. ben bu entry'in ucundan gorsel iletisimin kucuk bileskenlerini birlestirip voltrani olusturdugu tasarim olgusu ile aciklamak ve hatta -daha da ayrintili bir flora'a inip- digital design'i: yasam formunu, kulturunu, memurlarini kurcalayarak .
    > peki ogreti ne demek? buradan bir viraj alip karsidan gelen kamyonun soforunu uyandirdikdan sonra oteki viraja hizla giriyoruz ve ogreti'i arkamizda birakiyoruz. ve ikinci virajdan karsimiza cikan gestal sign'in gosterdigi yone dumduz giriyoruz.

    nedir digital design: look and feel> bak ve dokun >neye bakip dokunucaz? sizi suradan gayet corporate firmamizin urettigi programin oldukca complex kullanici gorubundan uretici grubuna kadar basi donmus bir application'in gorsel iletisim uretimi icin hemen slide 15'e bakiyoruz:
    > 15: ne goruyoruz:
    what is look and feel:
    i. brading: bu cok agdali firmamizin adi sani firma renkleri ve tum gaza getiren mesajlari.
    ii. information design: ingilizcenden yardim diyor ki: organizes, prioritizes and presents information to aid understanding.
    iii. gui metaphor: iste kariyerinizin cebraili ve gunahlarinizi ve hayirlarinizi birbir ayirip sizi chenmene sallayan iki meleyin karisimi seydan. nedir metaphor? bakiniz (bkz: metaphor) verdim ve simdi graphic user interface metaphor'una donelim: yasadigimiz dunya aklimizin, elimizin kolumuzun ve her turlu duyumumuzun aldigi, algiladigi ve alindigi oynayip yuvarlangi kasindigi bir gerceklik, buna karsit nedir ekranin onunde gordugumuz desktop'dan cevirme masa ustu? dokunamadigimiz, surtunemedigimiz, koklayamadigimiz, yalayip tadini alamadigimiz bir.. bir... nedir onun adi iiii virtual reality//gerceklik?! hiimmm gercek olmayan i-ih iiiiihhhh >>> gercek ustu, > abstraction ah evet abstraction. ne yapiyoruz biz tasarimcilar? bu apstraction'da aklimizin algiladigi bir gerceklik yaratiyoruz, oh yes yaratiyoruz hatta kasiyoruz. nasip yapiyoruz bunu? ee kimiz otuyoo dusunuyo allah vergisi yeteneyini yaradana siginmadan hurra bir ilhamla uretiyo way ve al sana gui design, otekimiz intuitionum var, sonra veriler var, vermiyenler var gorsel arastirmalar, userlarimiz var onlarin yasamlari ogrumcek aglari, 9am5pm baktiklari ekranin disindaki yasamlari, sonra sirketimimizin brand fiilleri derken bir disiplin, bir hamratlik bahar temizligi derken bir gerceklik yaratiyor user baktimi bi daha bakiyor, aa biliyor bu tanidik ustelik boyle sak suk yapiyosun isini. >bu konuya geri donucem.ne kaldi
    iv. interaction design: expresses what the user can do to aid interaction simdi bunu turkce cevirelim: biraz onceki ornegimize geri donelim -gayet corporate firmamizin urettigi ikircikli programin sabah yataginin solundan kalkip bir ayagina yesil cizgili oetkine ayagina kirmizi puanli corapbini giymis ve sakal tirasini gecen haftada unutmus gayet coder team player user'i bu sozkonu programi sabah 9, aksam 5:15 kullanimi sirasinda interaction design devreye girer ve kisa devreden bu user'imizin beyin loplarini korur. ne yapiyor? bir dolu is yapiyor ve diyor ki "gel canim kardesim bak sen simdi bu ivir zivir isi yaparken biz sana ozel mesajlar yolucaz sonra sen hendek savasina girmeyip dinden imandan cikmicaksin, bir melek gelecek kafasi karismis bir koyunu getirecek sen zavalli oglunu kesmekden kurtulacaksin, neden dersen hic sorma valla bu olay interaction designer'in isi o bir ve tek, gosterdigi yoldan aksam 5:15'e ve ay sonunda maas cekine ulasacaksin.

    tum i ii iii iv > birlesimi olusumu ve sonucu gorsel iletisim tasarimi anlaminda: ”gestalt" yani all aspects must be combined into a single ”gestalt" experience.

    overall gestalt if you will.
  • (bkz: sinerji)
  • voltran'ın arkasındaki felsefe de buna benzer bir şeydi yanılmıyorsam.
  • aristo'nun vecizesidir
    (bkz: metafizik)
  • bütün, onu oluşturan parçaların toplamından daha fazlasıdır manasına geliyor bu önerme. şimdi buna göre bir "bütün" gördüğümüz her yere dikkat etmemiz gerekiyor bence. misal bütün dediğimiz, sarı saçlı insanların toplamıysa, bu idari, bürokratik bir sınıflandırmadan başka birşey değil, ama misal bütünden kastımız "toplum" ise, toplumu da yaşayan insanların tümü veya bir ülkede yaşayan bireylerin toplamı olarak tanımlıyorsak bir sorunumuz var. eğer ki bu bürokratik bir sınıflandırmaysa, o zaman bütün parçaların toplamından daha fazlası değil. eğer parçaların toplamından daha fazlaysa, o bütünün her parçasında bütüne dair birşeyler, bütüne hareket eden bir öğe bulunması lazım. bir "biz" duygusu olması lazım mesela. yoksa o bütünü bütün olarak adlandırmanın, "vatan" demenin, vesairin bir manası kalmaz, bütün sadece sınıflandırmaya yarayan bir isimlendirme olur.

    memleket nedir, vatanseverlik nasıl olmalıdır gibi tartışmaların çıkış noktalarından birisi budur. bütünü oluşturan parçaların toplamından daha fazla olan nedir, ve parçalara etkisi ne derece olmalı, parçaların bütünle olan ilişkisi nasıl tanımlanmalıdır? tabii ki tüm parçalarda veya parça olması gerekenlerde bütüne doğru bir heves olmadığı zaman bu bütüne ihanet olarak yorumlanabilir.

    peki "bütün" olma isteği nereden gelir? basit bir açıklama, insanlarda bir bütüne ait olma isteğinin olduğunu, bunun ona güçlülük hissi verdiğini filan söyler. e ama zaten soru bu? neden? böyle primordial bir iteleme varsa genlerimizde, kimimizde neden yok? onlar emansipe mi olmuşlar bu hissiyattan? fazla freudiyen bir açıklama, sıradaki gelsin.

    denilecek ki insanevladı dünyaya ilk geldiğinde öyle bir kooperasyona muhtaçtı, ama geldik 2006'ya, ilkel bir hissiyat değil de şartların getirdiği bir durum idiyse, şartların değişmesiyle zihniyetin de tamamen değişmesi gerekir. besbelli ki öyle tek bir nedene bağlamak güç. şu da var: insan vücut, sinir sistemi, bilinç ve vesairin toplamından oluşuyor, toplamın fazlası: birey. nerede bu birey ve bu birey fikri nereden oluşuyor? zannediyorum ki iletişim esnasında, karşımızdakini bir bütün olarak algılayışımızdan. belki oradan makro bir yerlere varabiliriz. varan varsın. kalanlar bizimdir.
  • parçaların hepsini topladığımızda elde kalan artı değer, "biz"i "biz" yapandır şeklinde de çevrilebilir.
  • bunu soyle bir ornekle anlatalim... bir akvaryumda bir balik var. diger bir akvaryumda ise birinci akvaryumda bulunan butun mineraller,elementler ve gazlar var. goruldugu uzere ikinci akvaryumda bulunan herseyin toplami birinci akvaryumdan(canli bir baliktan)kucuk ve farkli . su ve icindeki balik kendilerini olusturan molekul,element ve gazlarin toplamindan buyukler. benzer bir sekilde toplum da kendisini olusturan insanlarin toplamindan buyuk. oyle ki ne kadar istesek de toplumdaki issizligi,yasalari ve gelenekleri degistiremiyoruz.