şükela:  tümü | bugün
766 entry daha
  • -spoiler içerir-

    ilk sezonu taze bitirdim de geldim.bayadır izlemek istediğim bir diziydi the wire ama nasip bu zamanaymış.baltimore'un sıkıntılı bir yer olduğunu biliyordum zaten, dizi de bundan bahsediyor haliyle.ortada boktan bir düzen var, herkes durumun farkında ancak kimse elini boka sokmak istemiyor, bu yüzden de düzen hiç değişmiyor.polisler aylak, yöneticiler para olsun da isterse kirli olsun kafasındalar, halk zaten suça meyilli, yargı mensupları aman aram falancayla kötü olmasın derdindeler.avon barksdale tayfası akıllı bir tayfa, en azından avon ve stringer bell akıllılar ve altlarında çalışanlara demir yumrukla disiplini dayatıyorlar.katı kuralları var; tayfaya dahil olanlar madde kullanamaz, arabada iş konuşulmaz, kendi çaplarında kriptolu bir yolla iletişim kurarlar, önce para alınır mal başka bir yerde verilir gibi.tabii bunlara yukarıda dediğim gibi kokuşmuş düzen eklenince avon'ın düzeni sarsılmaz oluyor haliyle.işe yaramaz, kafası çalışmayan, emekliliğe gün sayan ya da mcnulty gibi kara kedi muamelesi gören kim varsa bir ekip toplayıp adamları mahzen gibi bir yere tıkıyorlar, bir sürü bürokratik engelle işlerini iyice zorlaştırıyorlar, işin ucu kara paraya ve siyasilere gelince tehdit ediyorlar ama bir şekilde amma az, amma çok cezayı kesiyorlar avon tayfasına işin sonunda.tamamen grinin tonlarının hakim olduğu bir dünya the wire dünyası; bir yanda iyice siyaha yakın weebey gibi soğukkanlı katiller var ama bir bakıyorsun adamda hayvan sevgisi var, akvaryumlarda türlü balıklar besliyor, hepsine isim koymuş, onları seviyor ama gözünü kırpmadan da insan öldürüyor.zıt kutupta ise d'angelo, wallace gibiler var, beyaza yakınlar, şefkatliler, içinde bulundukları kötü ortamdan dolayı mecburen kötülük yapan ancak bünyeleri bu kadar kötülüğü kaldıramayanlar.tam ortada ise bodie gibi duygulardan tamamen arınmış, ne iyi, ne kötü diyebileceğimiz, içinde bulunduğu durum neyi gerektiriyorsa onu yapan tipler var.kısacası gerçek dünya ne ise the wire da o.bu yönüyle diziden çok belgesel tadında bir yapım benim için.omar the little'ın da dediği gibi; "it's all in the game."
  • david simon ile obama'nın karşılıklı konuştuğu bir videoda obama, diziyi sevdiğini ve favori karakterinin omar olduğunu söylüyor.

    bunu ilk öğrendiğimde şaşırdım. çünkü önemli yerlere gelmiş insanların bu tarz şeyler söylediğini çok az duyarız. bir ülkenin başkanı bunu söylüyorsa, ne yalan söyleyeyim ben bu başkandan etkilenirim. iyi anlamda. tabi bunların pr olma ihtimali de var.. oraya şey yapmayalım.

    dizinin sonundaki kısa video çok güzel. hatta şöyle güzel bir yazı kopyala yapıştır yapayım.

    sydnor becomes mcnulty
    marlo becomes stringer
    pearlman becomes phelan
    carver becomes daniels
    daniels becomes pearlman
    chris becomes wee-bey
    dukie becomes bubbles
    mıchael becomes omar
    valchek becomes burrell
    greggs becomes bunk
    fletcher becomes gus
    slim charles becomes prop joe
    spider becomes bodie

    the game don't change, only the players.
  • hâlâ ısrarla uyarmadan spoiler veren arkadaşların varlığını bizlere gösteren dizi.
  • bugüne kadar izlemiş olduğum efsane dizilerden biriydi.

    ilk üç sıralaması yapsam the sopranos ve boardwalk empire ile birlikte hangi sıraya koyacağımın kararını veremem. ama wire'ın kesinlikle ilk üçte yeri var. eğer bu üç diziyi bugüne kadar izlemediyseniz kesinlikle tavsiye ederim.