şükela:  tümü | bugün
  • yasayan en unlu sosyal bilimcilerden biri kabul edilen profesor.doktorasini aldigi harvard'da calismaktadir ve sosyal politikalar,devletci yaklasimin literature geri getirilmesi gibi konularda kendisine surekli atifta bulunulan akademisyendir.
    merak edenler icin:
    http://www.gov.harvard.edu/…aculty/bios/skocpol.htm

    resmini gordukten sonra kitaplar arasinda omrunu tukettiginden emin olabiliyoruz.sasirtici olan pekcok unlu kadin akademisyenin aksine bir tane de olsa cocuk yapmaya-kanimca cok gec de olsa-zaman ayirmistir.

    kocasi icin:
    http://physics.bu.edu/skocpol.html

    boyle bir cifte allah nice yayinlar nasib etsin denir herhalde.amin
  • devrim çalışan karşı devrimci. yapısalcı kuramıyla ve ırak savaşını desteklemesiyle meşhurdur. bir kocaman hayalkırıklığıdır.
  • harvard universitesi'nin sanat ve sosyal bilimlr fakultesinin dekani ve ayni zamanda bu universitenin kadrolu ilk kadin sosyologudur. barrington moore'un ogrencisi; onun gibi karsilastirmali tarih yontemiyle kaleme aldigi ilk calismasi states and social revolutions, ayni zamanda en bilinen ve en tartismali kitabidir.
  • akademik dergilerde yayinlanan oldukca kisisel makaleleri var. (dikkat cekmek adina cogul vurgulardayim). ben okuyunca oldukca sasirmistim zira oldukca mesafeli ve -work is my anchor- tarzi bir kadina benziyor ki bu cumleyi aslen saskia sassen kurmustur kendini anlatmak icin. birgun hasbelkader -diyelim- perry anderson'la bir cafe'de bulusmus theda skocpol. very modern. perry anderson sok sok sok halinde "senin gibi bir background'a sahip bir kadin nasil olur da bu kitabi yazar" demis. kitap dedigimiz de states and social revolutions-perry anderson bunu dediyse bence andaval'in baskani oldugunu bir kez daha kanitlamis-. cunku theda skocpol midwest 'ten bir kadin, annesi babasi ciftci, ivy lig'de degil michigan state'de okumus. erkenden evlenmis. perry anderson'a gore ne iddiali bir entelektuel gecmisi ne de politik-entelektuel bir tavri var. bu yuzden perry anderson soklarda, cafelerde.
    theda skocpol'da bu puzzle'i acikliyor: nasil olur da benim gibi bir kadin tarihsel sosyolojinin en iddiali virgul en tartismali basucu eserini yazar??????
    uppidity generation. cevabi bu theda skocpol'un. uppidity generation'in bir ferdi olmasindan dolayi boyle bir kitap yazmis kendisi. yani oldukca tipik ve iddiasiz bir orta sinif gecmise sahip olmasina ve ortalama bir formasyona sahip olmasina ragmen hirsi ve amerika'nin toplumsal yapisinin sagladigi firsatlarla profesyonel olmus ve tarihsel sosyolojiye damgasini vuracak kadar iddiali bir persona olabilmis. kucuk ama gururlu bir figurden tarihi bir figure donusmus.
    ilk bakista sinif atlama seckinlesme hikayesi gibi gozukse de daha rafine birsey uppidity generation hikayesi. sanirim inanmak'la oyle ya da boyle sosyal hayatla ilgili bir derdi olmakla ve buyuk oynamakla alakali birsey.
  • şu aralar makalelerini okumakta olduğum kadın. michigan state'ten mezun, harvard'da master doktora yapmış ve 1981-1986 arasında beş yıllığına chicago'ya gittikten sonra tekrar harvard'a geri dönmüş. "devrim" çalışmalarında önceleri ultra devletçi iken sonradan devletçiliğin dozunu biraz düşürmüş. sınıf çelişkisi takıntılarından kurtulmuş... devrimlerin karşılaştırmalı analizini yapıyor da ne bileyim, biraz daha iyi anlamak lazım kadının geçirdiği dönüşümü.
  • genelleme ustası, sosyal bilimci. fransa, çin ve rusya'nın devrimlerini bir tutarak merkezi yapının ortaya çıkışını aynı bağlamda ele alıyor. bu ülkelerde gerçekleşen devrimlerde, sosyal yapının, olması istenen siyasal düzenin önemi olmadığını düşünerek genelleme yapıyor. zamanında sırf kadın olduğu için harvard üniversitesi'nde sosyoloji bölümü başkanlığına getirilmediğini düşünüp chicago'ya gitmiş ve dört sene sonra ilk kadın sosyoloji bölüm başkanı olarak harvard'a dönüş yapmış.
  • states and social revolutions adlı kitabında savunur ki "sosyal devrimler", devletlerin yeniden inşa süreçleridir. devrimler devlet aygıtının çökmesiyle başlar. devrimden sonra bir de bakmışsınız ki o çöken devlet daha merkezi, rasyonel ve "kalabalık" olmuş. tam da bu devletin çökmesinin asıl neden olması nedeniyle -çin istisnası hariç olmak üzere- devrimlerde öznelliğin pek yeri yoktur skocpol için: devrim yapılmaz, kendisi gelir. ama sanıyorum iran islam devrimi'nden sonra öznelliğin yokluğu fikri ile ilgili yaptığı bir öz eleştiri de var.
  • "bringing the state back in" kitabından sonra fazla kurumsal ve dolayısıyla eril bir analiz yaptığı için feministlerce eleştirilmiş. "protecting soldiers and mothers" kitabı bu eleştirilerden sonra gelen bir kitapmış. (bkz: özeleştiri yapmayı bilmek) takdir ettim.
  • bizzat tanışma fırsatı bulduğum sosyal bilimler efsanesi. sınıfsal bölünmeler tartışmalarını devletçilik ilkesi üzerinden anlatmaya çalışmış, daha sonra giderek sosyal politikaların önemine yoğunlaşmış büyük bir düşünürdür. amerikan checks and balances siyasi gelişimine ve invisible hand teorisine takmış, iyi de yapmıştır. siyasi partilerin hükümetlerden daha önemli olduğunu savunur. social security ve medicare konulu bir dersinde bana dönüp, ''siz türkler sağlık devrimini önce komşu ilişkileriyle yaptınız'' demiş, siyasal bilimci olmanın gururunu bir kez daha yaşatmıştır.

    not: harvard'lı değilim. ortak bir platformda dersine girmişliğim var.

    not 2: evet, tabi ki hocamın çantasını taşımak için oradaydım.
  • bringing the state back in kitabı, tez dönemimde * güneşim olmuş, ayım olmuş... yani aya baktım, kitabı gördüm; kitaba baktım ayı gördüm o derece.

    yapısalcı bir ablamızdır. kurumsal yapının, yönetim kaynağının ve örgütselliğinin çözümlemesini açık bir dille yapar. özellikle yayılma kavramı ile ilgili aydınlanma sağlamıştır bünyemde. yönetimdeki aktörlerin, yeni kurumsal yapıyı şekillendirecek efektif güç olduğunu da iddia eder.