şükela:  tümü | bugün
  • nobel ekonomi odulu sahibi daniel kahneman'in insanin dusunce yapisi, karar alis mekanizmasi ve genel olarak beynimizin nasil isledigi konusunda yazdigi muhtesem kitap.
  • kitapta bahsedilen deneylerin her biri birbirinden enteresan, insanoglu ne garip yahu dedirten turden. insan beynini system 1 ve system 2 olarak tanimlayan bu kitabi okudugumdan beri, her davranisimda system 1 ve 2 yi gorur oldum. ekonomist ne yazabilir ki diye elime alip evirip cevirdigim kitabi, arkasinda "buy it fast, read it slowly" yaziyor diye satti yazar. parayi oder odemez tamam dedim ekonomist yazmis bunu, psikolojiden de anliyor. hakkaten hizlica aldim, yavas yavas okuyorum. aldigima da degmis.

    bunlara ek olarak, bir de kitaptaki kissadan hisselerden bahsetmek isterim ki bir tanesini alintilamadan edemeyecegim:
    "the world in our head is not a precise replica of reality, our expectations about the frequency of events are distorted by the prevalence and emotional intensity of the messages to which we are exposed."
  • bir non-fiction için çok güzel bir dille yazılmış, tahminen kişisel gelişim literatürünün en az yarısından çok daha öğretici ve bilgilendirici güzel kitap.
  • nobel ödüllü daniel kahneman'nın çok faydalı bir kitabı. şu an amerikancası mevcut.

    sistem 1 ve sistem 2 olarak beynimizi teorik olarak ayırarak her iki sistemin de nasıl işlediğini anlatmaktadır.

    bilinç altından değil bilinçli sistemimizden sorumlu olan (cerebral cortex) 'in aslında ne kadar hızlı ve yanıltıcı olarak karar verdiğinden bahsetmektedir. bu yanıltıcı kararları da ekonomik aktörlerin kullanarak nasıl yanlış kararlar alabileceğinden bahsetmektedir.

    (bkz: halo effect)
  • türkçeye çevirip neşredecek yayın evi olsa da okusak dediğimiz,merak uyandıran kitap.
  • türkçeye çevrilmiş mi diye yaptığım rutin kontrollerde ortalamadan sapan bir davranış gösterdiğim şu ânı da siz değerli insanınseçimdinamikleriniziyadesiylemerakederlere güzel bir dille anlatan daniel kahneman kitabı. hakkında çıkan türkçe bir yazıdan alıntılayacağım satırların bu türe mesafeli duran okurları da ayartması; kendimizi anlayabilmek, her konuda doğru tahminler ve seçimler yapabilmek dilekleriyle…

    “her pazar televizyon ekranlarını işgal eden spor programlarında sıkça duyduğumuz bir hikâyedir ‘büyük beklentilerle transfer edilen ama isteneni veremeyen sporcu.’ peki ‘istenen’ nedir burada? şimdiye kadar gösterdiği iyi performansın bu sezon yetersiz olması mı? o zaman büyük ihtimalle gelecek sezon her şey yoluna girecektir. yoksa sporcu, kariyerine çok parlak bir şekilde başlayıp da sonradan bu başarıyı bir türlü yakalayamadı mı? o zaman sporcunun bu sezon gösterdiği performansa alışsanız iyi olur, çünkü bu sporcu eğer gerçekten çok yetenekli ve de çok şanslı değilse o ilk parlak günlerini bir daha kolay kolay yakalayamayacak.

    bu kadar emin konuşabilmemin sebebi istatistiksel bir gerçek olan ortalamaya dönüş olgusu. ortalamaya dönüş kısaca şunu söylüyor: eğer sıra dışı bir gözlem yaptıysanız, bu gözlem ortalamadan bir sapma olmakla birlikte, kalıcı bir durum değildir. dolayısıyla, bir sonraki gözleminiz ortalamaya daha yakın olacaktır. adı üstünde, ortalama bir değer elde edebilmek için ortalamadan hem artı hem de eksi yönde sapmalar gösteren verileriniz olmalıdır. dolayısıyla bir veriniz ortalamadan ne kadar fazla sapmışsa, diğer verileriniz de onu dengeleyecek şekilde ortalamayı o kadar fazla hedefleyecektir. ortalamaya dönüş olgusu sadece sporda değil, bilimde, iktisatta, hatta sosyal ilişkilerde bile büyük rol oynuyor.

    orduda ve çoğu zaman iş dünyasında sıkça kullanılan ödül-ceza sistemini düşünelim. hikâye kurmayı çok seven düzenek 1 yüzünden, gösterdiği yetersiz başarıdan dolayı cezalandırılan bir insanın aldığı cezadan sonra dersini alıp, bir sonraki seferde işini daha iyi yaptığını düşünürüz. benzer şekilde, üstün başarısından ötürü ödüllendirilen bir insanın şımarıp sonraki seferde bizi hayal kırıklığına uğrattığına inanırız. aslında cezanın veya ödülün çoğu zaman etkisi yoktur. bu kişi büyük ihtimalle ortalamadan sapan bir davranış göstermiştir ve sonraki seferde yine ortalamaya yakın bir şekilde davranmaya devam edecektir. ama biz neden-sonuç odaklı düşünmeyi çok sevdiğimiz için olmayan bağlantılar ve hikâyeler kurgularız ve ortalamaya dönüşün burada en büyük rolü oynadığını unuturuz. ortalamaya dönüş olgusunu artık öğrendiğimize göre etraftaki ‘ekonomik krizden çıkan ülkenin gösterdiği hızlı büyüme’ haberlerini artık doğru yönde yorumlayabiliriz.”

    (bkz: ortalamaya dönme eğilimi)
  • (bkz: artan)
    (bkz: taahhüt)
  • heyecanla okudugum kitap.
  • non-fiction okumam pek, psikoloji bilhassa da cognitive psychology bilimini de pek guvenilir bulmam, bunlara ragmen severek okudugum bir kitap oldu. psikolog adama niye ekonomi nobel vermisler yahu diye dusunmustum, cevabimi aldim kitabi okuyunca.

    psikolojiye ilginiz varsa, veya genel olarak karar verme mekanizmanizi merak ediyorsaniz siddetle tavsiye ederim. yoksa da iyi yazilmis bir bilim kitabi okumak istiyorsaniz yine tavsiye ederim.
  • bu kitabı okuyalı baya oldu ama bir ihtimal buraya bakıp da kahneman'ın önemi nereden geliyor diyenler için aklımda kaldığıyla bir şeyler yazayım hızlıca.

    bu kitap daniel kahneman'ın ekonomi alanında yaptığı çalışmaları özetliyor diyebiliriz. bu feyizli abi, çalışmalarıyla ekonomideki önemli assumption'lardan olan rasyonelliği sorguluyor. mevzu şu: ekonomik modellerdeki temel varsayıma göre bireyler rasyoneldir, bu representative adama bir utility function ve constraint'i verirsin. adam bunu maximize eder. modelini de böyle çözersin. ancak adam eğer kendi utilitisini maximize edecek şekilde davranmıyorsa gerçek hayatta, o vakit modelin ima ettiği tüm sonuçlar yanlı ve yanlıştır.

    insanlar rasyonel değildir düşüncesini ilk seslendiren kahneman değil ama farklı bir alandan geldiği için bu durumu en iyi gösteren insanlardan birisi. kendi alanı olan psikolojideki metodları ekonomideki bu temel varsayımın doğru olup olmadığını göstermek için kullanıyor ve system 1 kullanılırken insanların düzenli olarak yanlı hareket ettiğini gösteriyor. buradaki önemli olan şu, insanlar yanılabilir. eğer yanılmalar random ise yani ortalamada insanlar utilitisini maximize ediyorsa, kullanılan modellerin sonuçları hala kabul edilebilir. ancak bu yanılmalar düzenliyse yani uzun vadede gerçek insan ile rasyonel insanın davranışları birbirinden significant olarak farklılaşıyorsa, rasyonellik varsayımı modellerde kullanılmamalı ve modeller bu "biasness" mevzusunu göz önüne alacak şekilde güncellenmelidir.

    kitapta bu bias'lar tanımlanıyor, deneylerle nasıl bulunduğu ve insan hayatındaki etkileri anlatılıyor. bu açıdan genel okuyucuya da hitap ediyor diyebiliriz. türkçe'ye çevrildi mi bilmiyorum ama ingilizcesi gayet akıcı.