şükela:  tümü | bugün
  • 14 kasım'da 11 bit studios tarafından piyasaya sürülecek oyun. oynanışı itibariyle deadlight'ı andıran oyun, savaşın zihnimizde uyandırdığı imgelere yoğunlaşacak gibi duruyor.

    http://youtu.be/balbuyotxqm
  • atmosferiyle, oynanabilirliğiyle ve karakterleriyle harika bir oyun.

    ilk denememde 17 gün hayatta kalabildi ekibim. özellikle yiyecek cok kısıtlı, bu yüzden raid planını buna göre yapmak lazım.

    mutlaka satın alıp destek verilmeli bu oyuna. şu an steam'de 30 tl;

    http://store.steampowered.com/app/282070/
  • uzun yıllardan sonra, commandos'dan beri oynadığım en güzel oyun.
  • bosna savaşı'ndan oldukça esinlenildiği belli olan oyun.
  • çok başarılı bir hayatta kalma oyunu*. son yıllarda, özellikle don't starve sonrasında bu tür oyunların sayısında ciddi bir artış görüldü sanki ama first person falan olanlarda genelde pek bir tad yok, bu tür grafiğe gereksiz kasmayıp da hikayesi iyi olanlar başarılı oluyor asıl (ki bunun grafikleri de çok tatlı). savaş atmosferini oldukça iyi veriyor, sürükleyici ve gerilimli bir oyun. savaşı oynamıyorsunuz, savaş sizinle oynuyor daha çok.

    son aylarda bu türde dikkatimi çeken bir diğer oyun the long dark idi. this war of mine popülerlikte de, gerçekçilikte de onu geçmişe benziyor. çok daha önce farkettiğim the long dark'ı daha almadım ama this war of mine'ı görüp de tanıtım videosunu izlediğim anda kararımı verip aldım. tabii grafik konusunda daha sağlam* bir bilgisayar istemesi de bir sebep ama oyun alırken bütün bunlara bakmıyor muyuz?
  • uzun zamandır takip ediyordum ve çıkar çıkmaz aldım. tam da tahmin etiğim gibi içine çekmeyi başaran oldukça duygusal bir oyun olmuş. savaşanları değil, savaşın ortasında hayatta kalmaya çalışan sivilleri oynamak açısından valiant hearts the great war ile benzerlik gösteriyor. yüzbin tane anlamsız savaş oyunu arasında savaşın asıl yüzünü gösteren bu tarz oyunlar artsa keşke... neyse, oyunda sürekli bir şeylere karar vermek zorundasınız ve kararlarınızın geri dönülmez sonuçları olabiliyor. herkes açken ilk hedef yemek bulmak mı olmalı, yoksa hasta olan tek bir kişi için ilaç mı aramalı? ya da kendi sebzelerinizi yetiştirmek için gereken yapıyı kurmak için malzeme arasak uzun vadede daha etkili olmaz mı? gerçi bu tarz bir karar verdikten sonra istediğinizi bulabilmek de ayrı bir mesele. gece olduğunda yağmalamaya gideceğiniz yeri seçerken orada ne bulabileceğiniz yazıyor, tehlikeli olup olmadığı da. ama yemek aramak için gittiğiniz bir yerde yemeği bulana kadar silahlı adamlarla karşılaşıp eliniz boş dönebiliyorsunuz, ya da gün doğana kadar yemek bulamayabiliyorsunuz. en kötüsü harika şeyler bulup tam dönecekken kaçamadan öldürülmek oluyor. veya kaçmayı başarıp sığınağa döndüğünüzde saldırı olduğunu, sınırlı miktardaki yemeğin, ilacın vs. çalındığını öğrenip iyice umutsuzlaşabiliyorsunuz. işler kötüye gittikçe sığınaktaki insanlar da umutsuzlaşıyor, onlarla beraber siz de. ama tam o anda kapı çalıyor ve 3 konserve yemek getiriyor biri mesela yardım için. ya da tam herkes açlıktan ya da hastalıktan ölecek diye düşünürken o gece yağmaladığınız yerden harika kaynaklarla dönebiliyorsunuz. ya da aksine, her şeyin çok iyi gittiğini düşünürken bir bakıyorsunuz iki kişi hastalandı ve ilacınız kalmamış... mesela 2 küçük çocuk geldi günün birinde, "annemiz hasta, ilaç bulamazsak ölecek" diye, kalan son ilaçları verdim(vermeyebilirsiniz de tabii, tamamen seçime bağlı). birkaç gün sonra tekrar geldiler, bu sefer "annemiz iyileşiyor ama bu sefer de yemeğimiz yok" diye. yalnızca 2 konservem kalmış ki 4 kişiyiz. vermedim. veremezdim yani. demem o ki kaynak yönetimi açısından o kadar kısır ki oyun, tırnak yeme raddesine geliyorsunuz. bu kendi sebzelerini yetiştirme şeysini kurunca rahatlayacağımı düşünmüştüm ama onda da 4 sebze için 10 birim su istiyor, çüş. e su için de filtre yapmak, filtre yapmak için de ıvır zıvır gerekiyor, sürekli bir şeyler için başka bir şeyleri feda etmek durumundasınız. iç savaşın ortasında, pislik hükümetin bütün yolları kapattığı, isyancılara kaynak gönderilmesine izin vermediği bir ortamda o kadar gerçekçi olmuş ki her şey. yağmalamaya gittiğiniz yerlerde bulduğunuz mektuplar, fotoğraflar... korunmasız yaşlı çiftin evine gidip her şeylerini çaldığınızda pislik gibi hissediyorsunuz, ama yapacak bir şey yok, savaş bu, hayatta kalmalısınız. aynı eve bir sonraki gidişinizde ise... neyse. radyo yaparsanız ara sıra haberler geliyor, kimse savaşın ne zaman biteceğini bilmiyor. savaş bitse oynayacak bir şey de kalmayacağını bile bile "keşke bitse" derken buluyorum kendimi. daha ne diyeyim gerçekçilik hakkında...

    kalbinizi kırıyor bu oyun, ama "bir gün daha dayanın" diyorsunuz, "belki savaş biter..." ta ki sığınaktaki herkes soğuktan, hastalıktan, kanamadan ya da açlıktan ölene kadar(bazen de "başka yerde hayatta kalmak daha kolay olur" diye düşünerek terk ediyorlar sizi, "bi boku beceremedin" diyorlar kısaca). sonra tekrar başlıyorsunuz.

    savaşı en gerçekçi şekilde anlatan oyunlardan biri, steam'de 31 lira. ayrıca müzikleri ve çizimleri de çok güzel. alın aldırın bence.
  • yapımcıları tarafından torrent sitesinde kodu dağıtılan oyun.*

    "oyunun korsan sürümünü yayınlayan bir torrent sitesini ziyaret eden yapımcı stüdyo ise oldukça manidar bir yorumla birlikte oyunu denemek isteyenlere 10 steam kodu verdi. 11 bit stüdyosu torrent sitesine şu yorumu bıraktı:

    'oyunumuzu sevdiğiniz için mutluluk duyuyoruz. üzerinde çalıştığımız 2 senenin buna değdiğine bir kanıt bu. ayrıca oyunu satın alan ve bizi destekleyenlere de teşekkür ederiz. bu sayede mevcut oyunumuzu daha ileriye taşıyabilir hatta gelecekte daha iyi oyunlarla karşınızda olabileceğiz.

    herhangi bir sebepten ötürü oyunumuzu alamadıysanız, sorun yok. çünkü hayatı biliyoruz ve bazen oyun almak imkansız hale gelebiliyor. işte size steam'de orjinal olarak deneyebileceğiniz bir kaç oyun kodu, böylece oyuna göz atabilirsiniz. şayet oyunumuzu beğenirseniz lütfen bunu etrafınıza anlatın; bize çok faydanız olacak.'"

    gerçekten samimi bir şekilde mi yaptılar bu hareketi bilinmez, ama 10 kod verip bir çok oyuncuya "helal olsun" dedirterek satın almaya yönlendirmiş oldukları kesin. iyi adamlar ama, oyunun teması bile yeter. ubisoft da hala buglu, anlamsız oyunlarına 250 tl biçsin..
  • gerçekten çok değişik bir oyun.. hatta oyundan çok simulasyon gibi bir şey.. yani aslında bir platform oyunu tabii ki ama insan bir süreden sonra sanki oyundaki karakterlerden biri kendisiymiş gibi hissetmeye başlıyor.. ben mi çok kaptırdım bilmiyorum ama oyunda yiyecek bulamıyorum, 5 dakika sonra benim de karnım acıkıyor.. karakterlerden biri yaralanıp veya hastalanıp kendisini yatağa atıyor, benim göz kapaklarım ağırlaşmaya başlıyor.. erzaklarını almak için birini öldürüyorum, öldürmeden çalsaydım keşke diyorum.. simdiye kadar maksimum 24 gün hayatta kalabildik.. yemek ve ilaç işi gerçekten büyük sıkıntı..
  • bugün ilk kez oynadım. dealer geldi kapıya bi tane. elmas verdim adama 2 kutu konserve vermedi piç. insanlığınızı sikeyim sizin. moralim bozuldu oynayamadım. öyle de manyak bi oyun.
  • 25. gün..
    scavenge iyice zorlaştı. birilerini öldürmek zorunda kalabiliriz.. evimiz görece güvenli, dört kişiyiz. yağmur suyunu arıtıyoruz. bitki elde edebiliyoruz ve tuzaklarla yakaladığımız hayvanları yiyoruz.. ne olursa.. sigara ve kahve sıkıntımız var, şekerimiz ve suyumuz oldukça içkimizi de üretebiliyoruz. gün geçtikçe zorlaşıyor.
    yorgunum, dinlenmem lazım.