şükela:  tümü | bugün
  • yeni çıkan capital in the twenty-first century kitabı ile batı iktisat camiasında çok konuşulmakta olan fransız iktisatçı.
    sermaye, kapitalizm, gelir dağılımı adaletsizliği ve iktisadi krizler üzerine yeni bir das kapital olmasa da kapitalizm tartışmalarını, en azından sol cenahta, yeniden alevlendirecek gibi gözüküyor.
  • ekonomik esitsizlik konusunda uzman paris school of economics'de hoca olan fransiz ekonomist. ayni zamanda (bkz: capital in the twenty-first century) adli kitabin yazaridir. mart ayinda cikan kitabi oldukca ses getirmistir. stiglitz ve krugman'in canli yayinda tartismasi vardi dun.
    kitabi iktisat kitaplari arasinda bas yapitlardan biri olacak yorumlari yapilmaktadir. kitabi yeni okumaya basladim bakalim nasilmis.
  • bu sabah kitabi (bkz: capital in the twenty-first century) (bkz: acık radyo)' da tartışildi. anladiğim kadari ile sermaye ve gelir esitsizliği uzerine kafa yormus, cozum de onermiş. turkce'ye henuz cevrilmemiş.
  • 1971 doğumlu fransız iktisatçı ve paris school of economics hocası. capital in the twenty-first century adlı eseriyle tam anlamıyla patlama yapmış ve dünya çapında haklı bir şöhrete kavuşmuştur. ülkesi fransa'da ps'ye yakın olan ve daha önce fransız cumhurbaşkanı françois hollande'ın eski eşi ve solun önemli siyasetçilerinden segolene royal'e de danışmanlık yapan piketty'nin makaleleri zaman zaman liberation ve le monde'da da yayınlanıyor. kitabı henüz okumadım ama yorumlardan ekonomide yeni bir tür müdahalecilik (keynesçilik) önerdiğini anlıyorum.

    http://en.wikipedia.org/wiki/thomas_piketty
  • harvard press'le yayınladığı capital in the twenty-first century kitabı epey bir el üzerinde tutuluyor. guardian, ny times, huffington köşesinde bolca yer verdi ve herkesin ilgisini çeken ve yapıtının yeni das kapital olduğu vurgusu ilgili ilgisiz herkesi çekiyor.

    her zaman marx'a karşı çok da parael düşünmüş olmasa da her zaman ekonominin eşitsizliği üzerine çalışmalarını sürdürmüş biri. kendisini ilk coursera'da bahsedildiğinde tanımıştım. özellikle gelişimini sürdüren ve stabilitesini sağlamaya çalışan demokrasilerde ekonomik eşitsizliğin nasıl buna engel olacak şekilde aşırı uçta sonuçlara gebe olduğunun örneği onun çalışmalarından örneklenerek desteklenmişti.

    genel ideolojisi hakkında çok bir bilgim olmasa da sosyalizm ve komunizm kadar uç noktalara gidilmeden eşitsizliğin ortadan kaldırılabileceğini savunan bir duruşu var. zaten ekonomik yönünü bırakıp bireysel özgürlüklerin adına bu anlayışın söz konusu olması bile bu tercihte söz sahibidir -bilmiyorum o nasıl açıklıyor. vaktinde kendisi de sanırım komünist rejimlerden uzak bir şekilde yetişmiş fakat bu eşitsizliğe karşı bir duruş sahibi olmasını engellememiştir hayatına baktığımızda.

    kendisi şu an 42 yaşında yanılmıyorsam ve bir çok açıdan bizim deviasyonu 11 olacak şekilde 25 yaş kuşağına benzer bir durumda. ne soğuk savaşın asıl propagandalarının döndüğü dönemde yaşamış olacak kadar genç ne de eşitsizliğin ve monopolilerin nasıl kurulduğu ve iyice yer ettiğini kaçıracak kadar yaşlı.

    bu açıdan yaptığı işi aramızdaki bir çok kişisinin düşüncesine yakın kaynaklardan bahsettiğini düşünüyorum. eşitsizliğin gerçek bir sorun olarak ön plana çıktığı ve bu gidişin kötüye gittiği manzarada bunu temel bir sorun olarak kabul edip bunu önlemeye çalışmak bir insan olarak hepimizin borcu.

    kitabından hiç değilse ödeme gücü düşük kesimlerin vergilerini düşürmeyi amaçlayan tavsiyesi dünyada yer bulmalıdır.
  • meşhur kitabının girişinde massachusetts institute of technology'den "..., when i was hired by a university near boston just after finishing my doctorate." diye bahseden iktisatçı. çağdaş iktisat bilimi pratiklerine de sert eleştiriler içeriyor bu kitap. henüz miktar olarak kitabın hakkında yazılanlardan okuduklarımdan daha azını okuduğum için içerikle ilgili yorum yapamayacağım. fakat kitap diğer bir çok popüler iktisat yayınlarından farklı görünüyor. 'freakonomics' yahut 'predictably irrational' damarından yani. hem konuları itibariyle hem de yaklaşımın ciddiyeti itibariyle. bu biraz fransız etkisinden de kaynaklanıyor olabilir. malum, bu kitap ilkin fransızca yazıldı.

    piketty, adından çok söz ettirecek bir iktisatçı, burası kesin. fakat ne kadar sürer bu şöhret emin değilim. işin içeriği icabı bu şerhi koyuyorum. zira sunulan bir model yahut yeni bir alan vesaire değil anladığım kadarıyla. bir kerelik bir ürün. bunu hadisenin kamusal şöhret kısmıyla alakalı söylüyorum. zira piketty zaten üst düzey bir iktisat profesörü olduğunu çok kaliteli bir çok yayını ile kanıtlamış. belki başka bir konuda bir patlama daha yapar, yapacaktır da sanıyorum, ama bu rüzgarın sonunu yakında görürüz gibi geliyor.

    son olarak da bana fransızların "hala buradayız" deyişlerinin bir tezahürü gibi geliyor bu başarı. iktisat camiası fransa'nın bu alanda hakkını teslim eder fakat vatandaş pek haberdar değildir. bu gibi olgularla fransızlar büyük sevinç yaşıyorlardır orası kesin. isim biraz anglo-saksonumsu ama o kadar da olur. türkiye'de "tomas" deniyordur mesela, oysa doğrusu "toma".
  • son kitabi 21. yuzyilda kapital üzerine çıkan sayısız değerlendirmelerden bazılarını okuduktan sonra kapitalizmin eşitsizliği daha çok arttırtıdığı gibi yalın bir gerçeği dile getirip bestseller olduğunu anladığım ekonomist-yazar. kitabındaki temel tezi klasik iktisatta kabul edilen ve kuznets eğrisiyle açıklanan ekonomik büyümenin önce eşitsizliği arttıracağı sonra ise azaltacağına dayanan teoriyi amprik verilerle çürütmeye dayanıyor. bulduğu çözüm ise sosyal demokrasinin sınırlarını aşmasa da hararetli bir tartışma başlatmaya yetmiş:zenginlerin daha çok vergilendirilmesi. sıkça benzetilmesinin aksine marx'ın kapitaline tek benzerliği ise kitabında balzac,dickens gibi edebiyatçılara atıflarda bulunması. çünkü marx üretim ilişkilieri üzerine analizini oturturken, piketty gelir ve servet kavramlarından hareketle dağılım üzerine inşa etmiş analizini. marx radikal çözüm önerirken, piketty bir tür sosyal demokrasi öneriyor. birincisine ütopya diyenler zenginlerin yüksek vergilemeye rıza göstereceğini sanarak daha büyük bir hayale dalıyorlar. kitabın gösterdiği önemli şeylerden birinin de küreselleşmeyle vasıflı emeğin ücretinin artmasıyla eşitsizliğin azalacağı mitini yıkması olduğu söyleniyor.
    her şeye rağmen eşitsizlik üzerine başlattığı geniş tartışmayla bile önemli bir işlevi yerine getirmiş oluyor.

    kitabın yarattığı etki, son tartışmalar ve çeşitli sunumlar için:
    http://thenextrecession.wordpress.com/…-in-piketty/
  • güven sak hakkında iddialı bir yazı yazmış.

    http://www.radikal.com.tr/…yeni_das_kapital-1189187
  • sulandırılmış sosyal demokratlığın radikal bir fikir olarak görüldüğü bir yüzyılda yaşadığımızı göstermiş büyük düşünür.

    "zenginden biraz alıp fakire verek keke, açlıktan nefesleri kokmaz midemiz bulanmaz" diyen bi kitabın kapital gibi bi kitapla kıyaslanması da (şahsi tahminim) marksizmi/solculuğu dandirik bi sosyal demokrasi sevdası zanneden amerikalıların eseri olabilir. ne de olsa isveç'i norveç'i sosyalis, obama'yı kominis zannedenlerle dolu bi memleket orası.
  • paul krugman ve ali ağaoğlu yazmış kendisi hakkında (sırası ile 24 nisan 2014 tarihli ve 2 mayıs 2014 tarihli köşe yazılarında)

    ***

    “capital in the twenty-first century,” the new book by the french economist thomas piketty, is a bona fide phenomenon. other books on economics have been best sellers, but mr. piketty’s contribution is serious, discourse-changing scholarship in a way most best sellers aren’t. and conservatives are terrified. thus james pethokoukis of the american enterprise ınstitute warns in national review that mr. piketty’s work must be refuted, because otherwise it “will spread among the clerisy and reshape the political economic landscape on which all future policy battles will be waged.”
    well, good luck with that. the really striking thing about the debate so far is that the right seems unable to mount any kind of substantive counterattack to mr. piketty’s thesis. ınstead, the response has been all about name-calling — in particular, claims that mr. piketty is a marxist, and so is anyone who considers inequality of income and wealth an important issue.
    ı’ll come back to the name-calling in a moment. first, let’s talk about why “capital” is having such an impact.
    mr. piketty is hardly the first economist to point out that we are experiencing a sharp rise in inequality, or even to emphasize the contrast between slow income growth for most of the population and soaring incomes at the top. ıt’s true that mr. piketty and his colleagues have added a great deal of historical depth to our knowledge, demonstrating that we really are living in a new gilded age. but we’ve known that for a while.
    no, what’s really new about “capital” is the way it demolishes that most cherished of conservative myths, the insistence that we’re living in a meritocracy in which great wealth is earned and deserved.
    for the past couple of decades, the conservative response to attempts to make soaring incomes at the top into a political issue has involved two lines of defense: first, denial that the rich are actually doing as well and the rest as badly as they are, but when denial fails, claims that those soaring incomes at the top are a justified reward for services rendered. don’t call them the 1 percent, or the wealthy; call them “job creators.”
    but how do you make that defense if the rich derive much of their income not from the work they do but from the assets they own? and what if great wealth comes increasingly not from enterprise but from inheritance?
    what mr. piketty shows is that these are not idle questions. western societies before world war ı were indeed dominated by an oligarchy of inherited wealth — and his book makes a compelling case that we’re well on our way back toward that state.
    so what’s a conservative, fearing that this diagnosis might be used to justify higher taxes on the wealthy, to do? he could try to refute mr. piketty in a substantive way, but, so far, ı’ve seen no sign of that happening. ınstead, as ı said, it has been all about name-calling.
    ı guess this shouldn’t be surprising. ı’ve been involved in debates over inequality for more than two decades, and have yet to see conservative “experts” manage to dispute the numbers without tripping over their own intellectual shoelaces. why, it’s almost as if the facts are fundamentally not on their side. at the same time, red-baiting anyone who questions any aspect of free-market dogma has been standard right-wing operating procedure ever since the likes of william f. buckley tried to block the teaching of keynesian economics, not by showing that it was wrong, but by denouncing it as “collectivist.”
    still, it has been amazing to watch conservatives, one after another, denounce mr. piketty as a marxist. even mr. pethokoukis, who is more sophisticated than the rest, calls “capital” a work of “soft marxism,” which only makes sense if the mere mention of unequal wealth makes you a marxist. (and maybe that’s how they see it: recently former senator rick santorum denounced the term “middle class” as “marxism talk,” because, you see, we don’t have classes in america.)
    and the wall street journal’s review, predictably, goes the whole distance, somehow segueing from mr. piketty’s call for progressive taxation as a way to limit the concentration of wealth — a remedy as american as apple pie, once advocated not just by leading economists but by mainstream politicians, up to and including teddy roosevelt — to the evils of stalinism. ıs that really the best the journal can do? the answer, apparently, is yes.
    now, the fact that apologists for america’s oligarchs are evidently at a loss for coherent arguments doesn’t mean that they are on the run politically. money still talks — indeed, thanks in part to the roberts court, it talks louder than ever. still, ideas matter too, shaping both how we talk about society and, eventually, what we do. and the piketty panic shows that the right has run out of ideas.

    ***

    fransız ekonomist thomas piketty çok basit bir formül vermiş ve çok da uzak olamayan bir gelecekte kapitalizmin, gelir dağılımını geri dönülemez bir noktaya getireceğini söylemiş. formül basit: r>g oldukça gelir dağılımı bozulacak ve zenginler daha, daha zengin olacaklar ve “uzun vadede” tüm gelir zenginlerin olacak! formülde r faizi (getiri, rant, faiz - nominal faiz olarak formülde yer alsa da reel faiz diyebiliriz), g de büyümeyi (paylaşılan refahı) ifade ediyor.

    piketty ’e göre “paradan para kazanma” dediğimiz olgu devam ettikçe; gelir dağılımında sermaye sahipleri büyümeye oranla daha fazla faiz almaya devam ettikçe, gelir dağılımı daha da fazla bozuluyor. yanlış anlaşılmasın bu sonuç bize has falan değil! araştırma gelişmişler başta olmak üzere 30 ülkedeki vergi verenlerin verilerine dayanarak yapılmış. finans piyasalarını daha fazla anladıkça bunun böyle olduğunu söyleyegeldim. ancak matematiksel olarak modelleyecek bilgi birikimim, abd ve fransa başta olmak üzere yüz yıla varan veri setine ulaşma şansım olmadığından bir “piketty” değilim. piketty’nin çalışmalarından beni haberdar eden soli özel’e de müteşekkirim.

    piektty’nin çözümü ne?

    basit aslında. 1 milyon euronun (kendisi fransız ve ab vatandaşı olduğundan euro) üzerinde “serveti” olanlardan kademeli olarak daha yüksek vergi alınmasını öneriyor. bu arada marx gibi “miras” kavramının sorgulanmasını da öneriyor. bence de herkes hayatta kendi başına yaptıkları ve “başardıkları” kadarıyla “zengin” olsun. miras, gerçekte hak etmeyenlere devrolmasın! (biliyorum çok ağır bir tartışma konusu!)

    ***