şükela:  tümü | bugün
  • yüzbaşı thomas sankara.
    (d. 21 aralık 1949 - yako ö. 15 ekim 1987 - ouagadougou)
    burkina faso devlet başkanı.
    oldukça renkli bir kişilik. iktidara gelir gelmez, makam arabası olan mercedes'i satıp, yerine o vakitler ülkedeki en ucuz araba olan renault 5 kullanmaya başlıyor ve kendine tamamen kadınlardan oluşan bir motorsikletli koruma ekibi kuruyor.
    kadın hakları konusunda oldukça duyarlı ve hükumetinde çok sayıda kadın bulunuyor.
    atatürk'ten etkilendiği görülüyor. ölümünden bir hafta önce yaptığı bir konuşmada, "kişileri öldürebilirsiniz ama fikirler baki kalır." diyor.
    uluslararası toplantılara giderken, para harcamamak için uçak kaldırmıyor ve komşu ülke devlet başkanlarının uçaklarına "otostop çekiyor".

    elbette, 1980'ler ortamında bu tür ilerici uygulamalar cezasız kalmıyor ve 4 ağustos 1983 günü başlayan başkanlık serüveni, 15 ekim 1987'de öldürülmesiyle son buluyor.
  • başkentte bulunan bir ordu deposunu halka açmış, afrika'nın che guevera'sı olarak bilinen, dünyanın gelmiş geçmiş en eğlenceli liderlerinden birisidir.
  • aylık 450 dolarla yaşayan, başkanlıktan aldığı 2000 doları her ay kimsesizler yurduna bağış yapan başkan.

    '' ben lüks hayatı süremeyen insanlar karşısında utanıyorum '' sözünü söyleyerek kendi odasında klima kullanımını yasaklamıştır.

    devlet dairelerine kendi portresini asmayı izin vermemiştir.

    (bkz: böyle insanlar da varmış)
  • "80'li yıllarda 4 yıl burkina faso'yu yöneten ve suikastle öldürülen antiemperyalist devrimci thomas sankara'nın fikirleri ve siyasi mirası, son zamanlarda afrika genelinde yeniden büyük ilgi uyandırıyor. sankara'yı öldürtüp iktidara gelen compaore halk isyanıyla devrilirken, ellerde sankara posterleri vardı..."

    http://haber.sol.org.tr/…yi-hatirlamak-haberi-99612

    https://www.youtube.com/watch?v=enr_bu0ul6y
  • elinden her is gelen güzel insan ümit kivanc bu devrimciyi ve ülkesi burkina faso'yu anlatan bir belgesel yapmis. izleyin, izletin!
  • siyasi mirası üzerine bir dosya; http://www.aljazeera.com/…irit-150603104633020.html
  • afrika'nın che guevara'sı thomas sankara
    thomas ısidore noël sankara (d. 21 aralık 1949 - ö. 15 ekim 1987) burkina faso'nun 1983-1987 yılları arasındaki devlet başkanı.
    afrika'nın che guevara'sı olarak da bilinen sankara, 1949'da o zamanki adıyla yukarı volta'da dünyaya geldi. fas, fransa ve madagaskar'da subay olarak eğitim gördükten sonra 1980 yılında albay saye zerbo'nun yönetimindeki askeri darbeye katıldı. hükümette devlet bakanlığı kazanan sankara kısa süre sonra solcu görüşleri nedeniyle görevden alındı. 7 kasım 1982'de jean-baptiste ouédraogo'nun yönetiminde yapılan darbe sonucu başbakanlık görevini üstlenen sankara mayıs ayında başka önde gelen isimlerle birlikte görevinden uzaklaştırıldı ve ev hapsine alındı. bu kitle eylemlerine neden oldu. blaise compaoré'nin ağustos 1983'te gerçekleştirdiği yeni bir darbeyle sankara devlet başkanlığı görevini üstlendi.
    sankara ülkenin ekonomik ve kültürel kalkınmasına yönelik giriştiği kampanyayla ve bireysel çıkarlar peşinde koşmayışıyla uluslararası bir prestij kazandı. küba modelinden ve ghana devlet başkanı jerry rawlings'den etkilendi. planlı ekonomi aracılığıyla sosyalist bir kalkınma modeli uygulayarak ülkeyi yoksulluktan kurtarmaya çalıştı. çok sayıda kadının da hükümette olduğu sankara döneminde, kadın hakları konusunda da önemli adımlar atıldı. kadın sünnetini yasakladı, çok eşliliğe karşı çıktı ve doğum kontrolünün yaygınlaştırılmasını savundu. aıds'i afrika için büyük bir tehdit olarak gören ilk devlet burkina faso oldu. ülkede çölleşmeye ve ormanların tahribine karşı kampanyalar başlatıldı. hükümetin elindeki mercedesler satılarak, bakanlara makam aracı olarak renault 5 marka otomobiller tahsis edildi. kabile şeflerinin kendi adlarına haraç toplamak ve tabiyetindekilere angarya yüklemek gibi ayrıcalıkları kaldırıldı. başkent ouagadougou'daki bir ordu deposu ülkenin tüm halka açık ilk süpermarketi haline getirildi. 1984 yılında ülkenin yukarı volta olan adı burkina faso olarak değişti. yeni bir bayrak ve ulusal marş kabul edildi. yerli malları kullanmaya teşvik edici çalışmalar yapılarak, hükümet görevlilerinin yabancı kumaşlardan giysiler yerine faso dan dani adlı geleneksel kıyafeti giymeleri istendi. ülkenin ekonomik olarak fildişi sahili'ne bağımlı güneybatısının ulusal ekonomiyle bütünleştirilmesine girişildi. ancak sankara'nın çabalarına karşın ekonomik hayatta önemli bir düzelme olmadı.
    hoşnutsuzluğun artması sonucu 15 ekim 1987'de blaise compaoré'nin yönetiminde yeni bir darbe gerçekleştirildi. darbe sırasında çıkan çatışmalarda sankara da darbeciler tarafından öldürüldü.
  • yiğit bir komünist. afrika'nın che guevarası. hatırlamak,hatırlatmak, ilham almak gerek.

    senegal gençlik hareketi y’en a marre’de önemli bir lider olan fadel barro, afrika’daki aktivistler arasında saygınlık kazanıyor.

    2011 yılında barro ve y’en marre dönemin başkanı olan abdoulaye wade’nin yeniden seçilmek için anayasayı değiştirmesini engellemek üzere kitlesel bir girişim başlattı. daha sonraysa, barro ve onlarca başka aktivist demokratik kongo cumhuriyeti’nde başkanın iktidarda kalmak için yaptığı anayasaya aykırı hareketlerini eleştirdikleri için tutuklandılar.

    kamu önündeyken, barro sıklıkla favori tişörtünü giyer: önünde burkina faso’nun devrimci lideri thomas sankara’nın resmi vardır, altındaysa “hala buradayım” yazar.

    barro, bu hayranlığında yalnız değil. sankara, afrika gençliği arasında uzun süredir popüler olsa da, son yıllarda sankara’nın hayatına ve fikirlerine duyulan ilgi özellikle burkina faso’da yeniden artıyor.

    sankara, 1987’de burkina faso’da başlayan ilerici değişim ve adalet hareketini engellemeye yönelik yapılan askeri darbede suikasta uğramıştı. sankara’nın artan popülerliği – ekim 2014’de sankara’nın ölümünden sorumlu olan başkan blaise compaoré’yi deviren - burkina fasolulardaki derin huzursuzlukla bağlantılı.

    afrika'nın che guevarası
    compaoré’nin devrilmesine yol açan aylarca süren gösterilerde, sankara sembolleri her yerdeydi. eylemciler onun fotoğraflarını taşıdı ve ses sistemlerinden ses kayıtları oynatıldı. popüler sloganlarda konuşmalarından alıntılar vardı. siyaseten ılımlı olan muhalif liderler bile sankara’nın devrimci hükümetinin amblemi olan sloganı benimsediler: la patrie ou la mort, nous vaincrons! (“anayurt ya da ölüm, biz kazanacağız!”)

    ana muhalefet partilerinin liderleri – bazıları “sankaracı” ancak çoğunun başka görüşleri var – gösterilerin başlamasında büyük rol oynamıştı. ancak rejimin güvenlik güçlerine karşı ayağa kalkan ve onlarla mücadele edenler aktivist gruplar ve gençlik ağlarıydı, onlarca eylemci de bu süreçte hayatlarını feda etti.

    bu grupların çoğu, örneğin balaï citoyen (yurttaşların süpürgesi), sankara’yı açıkça kahramanları arasında sayıyor. eylemciler 30 ekim’de ulusal meclis binasına yürürken (binayı yakmadan önce), sankara’nın iyi bilinen sloganlarını atıyorlardı, “halk ayağa kalktığında, emperyalizm çöker.” el cezire pek çok genç eylemcinin “afrika’nın che guevara’sının” ruhundan ilham aldığını duyurmuştu, paris gazetesi le monde ise compaoré’nin devrilmesinin “thomas sankara’nın çocuklarının intikamı” olduğunu bildiriyordu.

    compaoré’nin ülkeden kaçmasından iki hafta sonra, bir geçiş hükümeti 2015 ekim’inde seçim düzenlemek üzere kuruldu. kabine; teknokratlardan entelektüellere, subaylardan sivil toplum liderlerine, sankara yanlısı birkaç radikal aktivisti de içeren geniş bir yelpazeden oluşuyordu.

    geçiş döneminde başkanlık yapan ve emekli bir diplomat olan michael kafando, devrimin “eşitlikçi gelişim modeli”ni övüyordu. başbakan olan yarbay yacouba ısaac zida ise “ağustos 1983 devriminden beri gururla taşınan dürüstlük kimliği”ni övüyordu. yeni bir geçiş parlamentosu kurulmuştu, başkanlığını ise sankara’ya hayranlığıyla bilinen bağımsız gazete editörü cheriff sy yapıyordu.

    uzun zamandır compaoré’ye muhalif olanlar, sankara’nın mirasına açıkça sahip çıkanlar artık hatırı sayılır miktarda ahlaki otoriteye sahip, burkina fasoluların sankara’ya dair yaşayan hatıraları da bunu arttırıyor. başka aktivistlerle birlikte siyasi ve toplumsal sistemde köklü değişimler yapmaya çalışan sankaracılar, compaoré dönemindeki ciddi insan hakları ihlallerine ve yolsuzluklara karşı adalet için de uğraşıyor.

    araştırmacı gazeteci norbert zongo’nun 1998’de (muhtemelen compaoré’nin başkanlık muhafızları tarafından) öldürülmesine dair soruşturma yeniden açıldı ve ilk kez sankara’ya yapılan suikaste dair yargı soruşturma başlattı.

    sankara’nın ölümünün koşullarından bağımsız olarak, onun hayattayken gerçekleştirdiği eylemleri ve fikirleri bugün büyük ilgi çekiyor. mirasının kalıcılığı devrimci hükümetinin iktidarda kaldığı sürenin çok kısa olduğunu – 1983 ağustos’undan 1987 ekim’ine kadar – düşündüğümüzde daha da dikkat çekici oluyor.

    geriye dönüp bakıldığında, burkina fasolular – hükümeti sevseler de sevmeseler de – o dönemde ülkede ulusal bağımsızlığın son 25 yılında gerçekleşenden daha fazla olumlu değişim olduğunda hemfikir.

    'dürüstlüğün vatanı'
    sankara’nın ulusal devrim konseyi (cnr) ağustos 1983’de iktidara geldiğinde, yabancı medya gerçekleşeni bir askeri darbe olarak yansıtmıştı – afrika’da gerçekleşen pek çok darbeden biri olarak.

    sankara bir ordu komutanıydı ve pek çok kilit yandaşı (o zamanlar compaoré de) subaydı. ancak önceki askeri cuntayı, sol siyasi grupları, kimi sendikaları, öğrenci hareketini ve başka sivil eylemcileri de içeren geniş bir koalisyonun parçası olarak devirmişlerdi. cnr ve kabinesine toplumun farklı kesimleri katılıyordu ve gençlerden, fakirlerden, eski düzenin marjinalize ettiği başka gruplardan etkin destek alıyordu.

    cnr’nin genç liderleri (sankara o zamanlar sadece otuz üç yaşındaydı) başlangıçtan itibaren tepeden birkaç değişiklik yapmayacaklarını belli etmişlerdi. dünyanın en fakir ve en az gelişmiş ülkelerinden biri olan ülkeyi tamamen değiştirmek istiyorlardı. bu kırılmayı göstermek için, ülkenin fransa tarafından verilmiş eski ismi yukarı volta’yı afrika kimliğini temsil eden ve “dürüst insanların vatanı” anlamına gelen burkina faso ile değiştirdiler.

    ülkenin dış politikası da keskin bir dönüş yaptı: fransa ve öteki batılı güçlerden ayrılıp, “üçüncü dünya”daki anti-emperyalist, devrimci ve radikal ulus hareketlerine ve hükümetlere yöneldiler. sankara’nın cnr’si açıktan ve aktif olarak güney afrika’daki özgürlük savaşçılarını destekliyordu – ilk burkina faso pasaportu sembolik olarak o zamanlar hala ayrımcı olan güney afrika’da hapiste bulunan nelson mandela adına çıkartılmıştı.

    sankara hükümeti fransa hakimiyetine karşı olan çeşitli grupları da destekliyordu. latin amerika gezilerinde sankara fidel castro’yu ve abd müdahalesine direnen nikaragualı devrimcileri kucaklamıştı. afrika içerisinde sankara ve yoldaşları harekete geçirilmiş nüfuslar temelinde afrika birliğini savunuyordu – bu kıtada batılı müttefikleriyle güçlü ilişkilerini koruyan pek çok yöneticinin yaptığı gibi yalnızca laf kalabalığından ibaret değildi.

    bekleneceği gibi cnr, fransa’nın, abd’nin ve başka güçlü ulusların düşmanlığını kazandı. bunların kontrolündeki afrika devletleri, özellikle komşu oldukları fildişi sahili, mali ve togo, sankara hükümetini istikrarsızlaştırmaya çalıştı. muhalif subaylara bombalama eylemlerinde yardım ettiler ve hatta 1986’da mali, burkina faso’ya karşı kısa bir savaş açtı.

    değişen devlet, harekete geçen halk
    burkina faso’nun radikalizmi yalnızca dışa ihraçla ilgili değildi. sankara’nın yönetici konseyi bazı değişimler için yıllar gerektiğini kabul etse de, küçük reformlarla yetinmeyeceğini belirtmişti. devrimin “büyük görevi” diyordu sankara, “tüm devlet aygıtının dönüştürülmesidir, yasaların, yönetimin, mahkemenin, polisin ve ordunun.”

    yargı, ordu ve diğer devlet kurumlarına ek olarak sankara yönetimi yolsuzluğa ve ülkenin elitinin aşırı tüketimine de saldırdı. tutumluluk ve dürüstlük yeni şiarlar olmuştu ve kamuya açık davalar pek çok üst düzey ismi hırsızlık ve dolandırıcılıktan hapse gönderdi. sankara tüm mal varlığını halka açıkladı, çocuklarını devlet okullarına yolladı ve devlet işleri talep eden akrabalarını reddetti.

    daha da temelde, cnr değişen devlet ve yeni harekete geçen yurttaşlar arasındaki bağları güçlendirerek yeni bir siyaset geliştirmeyi amaçladı. sankara radyodaki ilk konuşmasında herkese hitap etti, “erkek ya da kadın, genç ya da yaşlı” herkesten devrim savunması komiteleri (cdr) denen halk örgütleri oluşturmasını istedi. belirli bir mahalle ya da köyden doğrudan seçimlerle oluşturulan meclisler tüm yurttaşlara açıktı, cdrler kısa zamanda tüm burkina faso’ya yayıldı. yerel komiteler gerçekten çok popülerdi, mütevazı sosyal kökenlerden gelen insanlarla doluydular, sadece eğitimli birkaç kişiyle değil.

    yaygın kolektif çalışma hareketleri sankara iktidara geldikten birkaç hafta sonra başladı. ilk çağrılar merkezi otoritelerden gelmişti ancak yerellerde genellikle cdrler tarafından başlatılıp örgütleniyorlardı.

    ilk birkaç yılda, örgütlü topluluklar bir dizi projeyi gerçekleştirdi: okulları ve hastane bahçelerini temizlemek, yolları düzeltmek, az bulunan suyu tarım amacıyla kullanmak için küçük barajlar inşa etmek, inşaat materyalleri bulunduğunda okullar, toplum merkezleri, tiyatrolar ve başka tesisler inşa etmek. yerellerin çabaları bazen hükümetin kapasitesini aşıyordu – örneğin, otoritelerin personel verebileceği veya ihtiyacını karşılayabileceğinden daha çok okul inşa ediliyordu.

    ancak örgütlülük, cdr tekelinde değildi. pek çok sendikayla ilişkiler karmaşık olsa ve bazen gerilebilse de, yeni örgütler tüm ülkede ortaya çıktı, pek çoğunun merkezle doğrudan bağı yoktu.

    sankara ideolojik görüşleri hakkında netti: marksistti, dogmatik değildi. burkina faso çok yoksul olduğu için, küçük endüstrisi ve küçük maaşlı sınıfıyla, devrimci sürece “sosyalizm” ya da “komünizm” demesi mümkün değildi. bunun yerine “anti-emperyalist devrim” çerçevesini kullandı ve dış güçlerin egemenliğine karşı birleşik bir ulus kurmak, ekonominin üretim kapasitesini inşa etmek ve halkın açlık, hastalık ve okuma yazma bilmemek en acil toplumsal problemlerine çözüm getirmeye çalıştı.

    yoksulluk halkın çoğunluğu için acı bir gerçek olmayı sürdürse de, sankara’nın yönetimindeki dört kısa yıl hayat standartlarında küçük gelişmeler sağlamaya başlamıştı: tüm ülkede yeni sağlık klinikleri vardı, yüzlerce yeni okul, yetişkinler için okuma yazma seferberliği ve yoksul çiftçilere artan destek. devlet görevlilerinin (özellikle üst düzey bürokratların) kemerlerini sıkmalarının yanı sıra, eğitime yapılan kişi başına düşen kamu harcaması 1983 ile 1987 arasında %26.5 artmıştı, sağlıktaysa bu rakam %42.3 oldu.

    kimi batılı ülkeler, burkina faso’nun kalkınma çabalarına yardım etmeyi sürdürdüler, ancak çoğu – hükümetin politikaları sebebiyle – fonlarını düşürdü. bu iklimde, sankara ve meslektaşları olabildiğince ekonomik kendine yeterlilik ihtiyacının önemini vurguladılar. siyasi taleplere bağlı kalkınma yardımlarını kabul etmekten kaçındılar. sankara, “kendimize güvenmemiz gerektiğini biliyoruz” diyordu.

    özellikle bu kadar kurak bir ülkede, bu çevresel sürdürülebilirliğe ihtiyaç olduğu anlamına geliyordu. yüzlerce yeni kuyu kazıldı ve ülkenin sahip olduğu az miktardaki suyu korumak için rezervuarlar inşa edildi. çiftçilere erozyonla mücadele etme yöntemleri ve nasıl organik gübre üretileceği öğretildi. milyonlarca ağaç ülkenin her yerine dikildi. çevreye verdiği bu önemle, sankara pek çok afrikalı liderin ilerisindeydi.

    sankara kadın hakları vurgusunda da zamanının ilerisindeydi. kadınlar için okuma sınıfları, kırsal kesimde annelik eğitimi gibi pek çok sosyal ve ekonomik programın yanı sıra kadın kooperatiflerine ve kuruluşlarına destek verildi. yeni bir medeni kanun evlenme için asgari yaş belirledi, karşılıklı rızaya bağlı boşanmayı getirdi, dullara miras hakkı tanıdı ve başlık parasını baskıladı. kamusal seferberliklerle kadın sünnetine, zorla evliliğe ve çok eşliliğe karşı çıkıldı.

    afrika’daki yönetici pozisyonlara veya siyasette üst düzeylere çok az kadının çıkabildiği bir zamanda, sankara hükümeti kadınları hakim olarak, yüksek devlet temsilcileri olarak ve kamu teşebbüslerinin yöneticileri olarak atadı. sankara’nın 1986 ve 1987’deki son kabinelerinde, beşer kadın vardı, toplamın beşte biri kadındı. (bunlardan birisi şimdi başkan kafando’nun geçiş hükümetinde adalet bakanı olan josephine ouedraogo idi.)

    afrika ve başka yerlerdeki diğer devrimci deneyimler gibi, merkezi liderlikte farklılıklar ortaya çıktı. sankara’nın kimi yoldaşları ideolojik olarak stalin, mao ve enver hoca’yı takip ediyordu. cdr tarafından yapılan istismarlar konusunda sankara’dan daha az endişelilerdi, muhalefete karşı hoşgörüleri yoktu ve sesi çok çıkan sendikacıları tutuklamak dahil olmak üzere güç kullanımını öneriyorlardı.

    zamanla, bu kişiler savunma bakanı olan ve başkanı fransa yanlısı olan komşu fildişi sahillerinin muhafazakar başkanıyla bağları olan compaoré’ye doğru çekildiler.

    sankara'nın süregelen önemi
    15 ekim 1987’de, compaoré takipçileri bir darbe gerçekleştirdi, sankara’ya ve bir düzine destekçisine suikast gerçekleştirdi. burkina fasolular şaşkın ve korku içindeydi, kitlesel hareketlilik bir gecede çökmüştü. compaoré rejimi zamanla sankara döneminin ilerici politikaların ve programların çoğunu yok etti.

    kimi sankara muhalifleri onun mirasını küçümsemeye çalışıyor, onun döneminde devlet istismarı ve baskı gerçekleştiğini savunuyor. sankara’nın takipçilerini geleneksel bir “mit”i sürdürmekle suçluyor. sankara’nın devrimci projesi mükemmel değildi ve putlaştırılmamalıdır. ordu orantısız bir rol oynamayı sürdürdü, cdr, kitleleri harekete geçirmekteki olumlu rolünden çok istismarlarıyla hatırlanıyor ve otoritelerin siyasi muhalefete çok az hoşgörüsü vardı.

    ancak pek çok burkina fasolu hala sankara döneminin halkın sağlığı ve eğitimindeki, yaratıcı kalkınma girişimlerindeki, yolsuz karşıtı önlemlerindeki, ilerici dış politikasındaki ve toplumsal adalet, kadın hakları ve gençliğin güçlendirilmesindeki ilerici adımlarını hatırlıyor. sonuç olarak, sankara’nın fikirleri yaygın olarak yeniden değerlendiriliyor ve bunu hak ediyor da.

    sankara, sadece geçmişten renkli bir kişilik ya da tarih kitaplarındaki bir özgürlük savaşçısı değil. o burkina faso’nun önde gelen gazetelerinden birinin yakın zamanda söylediği gibi “yaşayan bir efsane”. “fikirleri düşünülemez kalabalıkları harekete geçirmeyi sürdürüyor.”

    kaynak: http://haber.sol.org.tr/…sankarayi-diriltmek-117596
  • sokaktan gelen davul ve ona eşlik eden ağıta benzer bir ağır aksak dans müziği vardı. birden bastıran tropik yağmur yüzünden elektrikler kesidi. sivrisinekler salonda survivor ünlüler-gönüllüler finalindeki gibi yarışıyorken gözlerim kapanmak üzereydi. samuel'in evinde eski bir karyolanın üzerindeydim. evde annesinin kucağında dudağı açık uyuyan kısa kıvırcık saçlı bir çocuk ve mum ışığı yakarak ders çalışan büyük kardeşi henry.

    samuel 40 yaşlarında batı afrika'lı bir işçi. togo'dan göçmüş. anne ve babasını tanımıyor. 3 çocuğu var, ingilizcesi çok iyi değil. bana akanca öğretmeye çalışıyor, ben de ona doğu karadeniz aksanlı türkçe [ilk pes eden o oldu.] bizim türk işçilerin yanına verilen afrikalı ekiptendi. ekibin başında ben varım. bizim ekip rahat. yarım saatte bir sigara molası, çiş molası sürekli mola alıyorlar amınakoyim, sanırsın batı konferansında yarı final serisindeler. samuel'in ekibini dışarıdan kontrol eden hintliler var, ama ben hali hazırda orada olduğum için pek karışamıyorlar. bu ekip 9 saatlik mesaide su içmiyor, oturmuyor, hangardan dışarı çıkamıyor. sürekli çalışıyor ve sürekli terliyorlar. sıcağı şöyle tarif etsem başka bir şeye gerek duyulmaz: bizle çalışan bir işçide gözlük var. gözlük sıcak yüzünden sürekli buharlanıyor. bizim işçi arkasını dönerek fanilasıyla sık sık gözlüğünü temizlerken ben bu napıyor amk 31 mi çekiyosun lan ulu orta diye küfürleşiyorduk elemanla.

    bizim işçiler su istiyor geliyor, bisküvi istiyor geliyor, bira istiyor o da geliyor. afrikalılar bir şey istemiyor. bir kaç gün geçtikten sonra ben bunlara aldıklarımızdan ikram ederken anladım yasak olduğunu.[bizim işçilerden birinde eti negro vardı türkiye'den gelen paketten, depoda afrikaların yanında yerken gerginlik olmasın diye paketin hepsini boşaltıp ambalajı pantolonun göt cebine sıkıştırdım] su ve kola vermeye başladık, bisküvilerden ikram ettik. adamlar pek sıcak değil herhalde diyorduk, adamların açlıktan ağzı kurumuş halbuki çalışırken. samuel'le de böyle tanıştım. patron aşağı patron yukarı. o ekibin ustasıydı. yeşil yol'daki sekans geldi hatta gözümün önüne bir ara, sen bana patron deme yine de ben burada patron falan değilim dedim, tamam patron diyince bir süre bakıştık, güldüm ve üstelemedim bir daha.

    arada ben de sigara içiyorum, ki kendilerinde sigara kültürü denilen bir şey yok. neredeyse açık alanda bile yasak. içene vebalı gibi bakıyorlar. hatta bir kere açık bir alanda tam yakmışken ayağında postallı bir asker gelip beni uyardı. lan tamam amınakoyim az uzağa gideyim dedim, adam bana 50 metre ötedeki otoyolu gösterdi, siktir ol git orda iç dedi. ben de diplomatik kriz çıkmasın diye yere attım, üstüne basarak çiğnedi. kendisiyle o kadar yakın arkadaş olduk ki, bir gün yine depoda sigara içip trabzonspor'un antalya maçındaki kadrosunu düşünürken, patron dedi, bunu neden kendine yapıyorsun. resmen utandım amınakoyim. lise tuvaletinde ağzında sigarayla müdüre yakalanmış gibi mahcubiyet hissettim. neredeyse bir daha olmaz söz veriyorum diyecektim.

    günler çöllerin ardından süzülen kobra yılanları misali böyle geçti. dönmeden önceki gün hangarda işimiz bitti, otele dönecekken işçilerin arasında bir tartışma çıktı. brezilya'dan gelen şeker çuvallarının olduğu bir depo var, depoda birbirlerine girdiler. ben de o arada ümitsiz bir şekilde ateş, çakmak ya da çakmak taşı arıyorum. yaklaştıkça kavga ettilerini anlayabildim. beni görünce hemen ayrıldılar. çok şaşırdım. ben beyaz olduğum için mi sadece bu diye sordum [beyazlardan çekiniyorlar] hayır, iyi bir insan olduğun için, seni burada herkes tanıyor dedi. yüzüne baktım. iyi bir insan olmanın hiç bir yararı sen gördün mü şimdiye kadar dedim. kahkaha attı. patron beni yeni bir ev yapıyorum görmek ister misin, sizi otele ben bırakayım dedi. bizim ustalara sordum, tamam dediler. araca doluşup gittik. köydeyiz. derme çatma bir ev. kaba inşaatı bitmiş. ben yaptım dedi. gururlanarak. buraya taşınacağım, yeni bir çocuğum daha olacak dedi. 4 yılda kendisi ve 10 yaşındaki çocuğuyla inşa etmiş. her gün bir saatimi ayırdım insanın emeğinin karşılığını alması çok güzel bir şey dedi. ulan elimi sıvaya attım dökülüyor, yerde çimento var, baktım türkiye'den gelmiş, hay amınakoyim dedim. ya da yuh amınakoyim demiş olabilirim, hatırlayamadım. o sırada eşi geldi. tanıştık. küçük çocuğu geldi üzerimde hediye edecek bir şeyim yoktu, kafamdaki şapkamı verdim.

    yemek ikram ettiler, açıkcası üzülerek söylüyorum götüm yemedi. ama ikram ettikleri kurutulmuş muz ve hayatımda yediğim en nefis kajuyu boğulurcasına yiyerek diplomatik seviyeyi sikertip attım. saat epey geç olmuştu. acayip bir muhabbet vardı, işçiler mızmızlandı. kalkalım dedim, eşiyle konuştu, patron sen kalmak ister misin dedi. tamam dedim, taksi çağırdık işçiler gitti. ben kaldım.

    bir ara gözüm pencerenin kenarındaki bir resme takıldı. ulan bu kimdi diyorum. tanıyorum ama düşmüyor jeton sıcaktan ve yorgunluktan. kobe bryant? değil. prince? o da değil. ya bu kimdi diye sordum. ah patron dis man sankara dedi. hatırladım. şu resim vardı.

    https://i.hizliresim.com/292xp0.jpg

    üzerinde şöyle yazıyordu "who feeds you, controls you."

    gettolarda büyümüş bir adam samuel - ben kendisine sami diyodum- : annemi ve babamı tanımıyorum, ama bu adamı çocuklarıma her akşam eve geldiğimde anlatıyorum ki bir başkasına muhtaç olmasınlar, asıl düşmanlarını tanısınlar dedi.
    suratıma dudağımın bir tarafından başlayıp yayılan coşkulu bir gülümseme yayıldı, mutlu oldum. sebepsiz. çok mutlu oldum. döndüm, resme bir daha, bir daha baktım...

    samuel'le saatlerce politika konuştuk. türkiye'yi anlattım. bana tüm afrika'yı anlattı, zanzibar'dan dakar'a kadar her yeri gezmiş. yaşamış, acı çekmiş. sömürülmüş.

    sokaktan gelen davul ve ona eşlik eden ağıta benzer bir ağır aksak dans müziği vardı. birden bastıran tropik yağmur yüzünden elektrikler kesilmişti. sivrisinekler salonda survivor ünlüler-gönüllüler finalindeki gibi yarışıyorken gözlerim kapanmak üzereydi. samuel'in evinde eski bir karyolanın üzerindeydim. evde annesinin kucağında dudağı açık uyuyan kısa kıvırcık saçlı bir çocuk ve mum yakarak ders çalışan büyük kardeşi henry.

    uyuyakalmışım.

    uyandık. samuel beni önce depoya bıraktı. eşyalarımı topladım, o gün uçağım var, dönüyorum. patron dedi, al.

    bir paket pall mall.
  • "afrika'nın che guevara'sı" olarak nitelendirilen burkina fasolu asker ve siyasetçi. kendisi, 1983-1987 yılları arasında ülkesinde devlet başkanlığı görevinde bulunmuştur.

    http://www.dw.com/…g-africas-che-guevara/a-40959121