şükela:  tümü | bugün
  • adı "undergraduate" bayanlarla da anılmış bir iktisatçıdır kendisi.
  • herşeye karşı karşıt görüşler geliştiren, saldırgan bir yapıya sahip olan, öğrencileri ve meslekdaşlarının eşleriyle olan ilişkileri nedeniyle ordan oraya gönderilen, journal of political economy nin editörlüğünü yapan, sonunda yine baba ocağı çiftliğine geri dönüp, çiftçi olarak ölen iktisatçı.
  • kurumsal iktisatın* kurucusu (bir nev'i) amerikalı toplumsal bilimler kuramcısı.
    veblen'i önemli kılan, kapitalizm eleştirilerine getirdiği yöntembilimsel katkısıdır.

    önce biraz dedikodu yapalım, sonra ciddi mevzulara geçeriz.
    veblen, norveçli bir ailededir (ilk adı thorstein, "thor'un oğlu" anlamına gelmektedir). 1874'te carleton college'a kayıt olur, hopkins üniversitesi'ne devam eder oradan yale üniversitesi'ne geçer ve nihayet 1884'te ph. d.'sini alır. kadro alamadığı için babasının çiftliğine dönmek zorunda kalır, burada yedi sene boyunca toplumsal bilimler yazınına gömülür. 1890'da cornell üniversite'sinde tekrar lisans öğrencisi olur fakat iki sene sonra chicago üniversitesi'ne geçer ve on iki yıl boyunca öğretim üyesi olarak görev yapar, bu sırada artık epey meşhur da olmuştur; "journal of political economy"nin editörlüğünü yapmaktadır ayrıca, kendisini üne kavuşturan "aylak sınıflar kuramı" * adlı kitabı da basılmıştır. fakat şöhret, para falan hak getire; lisans öğrencilerine sarkıntılık yaptığı için 1904 yılında bu üniversite'den kovulmuştur. daha sonra sırasıyla stanford, missouri ve new school for social research'te öğretim üyeliği yapmıştır fakat hemen belirtelim ki doçentlikten daha öteye geçememiştir. 1929 yılında california'da ölmüştür.
    norveçli olduğu için amerika'da kendisini hep yabancı hissetmiştir. fakat şunu da belirtmek gerekir ki, amerika'da o zamanlar toplumsal bilimlerde avrupa egemen bakış açısı söz konusuydu ve fakat veblen amerika'nın yetiştirdiği ilk özgün, büyük toplumsal bilimler kuramcısıydı. bu yüzden epey itibar görmüş, amerikalılar tarafından çok sevilmiştir. adının etrafında bir okul oluşmamıştır fakat kurumsal iktisadiyatın kurucularından biri olduğu kabul edilir.

    veblen'in ilk yaptığı, insan doğasını tanımlamak olmuştur. neoklasik iktisat insanların ussal tercihleri temelinde yapılanmışken, veblen buna karşı çıkar. ona göre insanlar birer hesap makinesi değildir fakat aslında, doğaları gereği her an yeni birşeyler denemeye hazır 'meraklı' varlıklardır ki temel saikleri alışkanlıkları ve doğal temayülleridir. burada 'atıl merak' * kavramını önerir veblen. bu önemli bir katkıdır. çünkü neoklasik iktisat 'denge' * koşullarını incelerken, veblen 'iki denge arasındaki süreçleri' incelemiştir. şöyle ki efendim, fizikçilerden esinlenen neoklasik iktisatçılara göre denge bozulur fakat zaman içerisinde tekrar eski denge haline dönüş gerçekleşirse, değişen bir şey yok demektir. halbuki veblen'e göre, insanlar 'atıl merakları' gereğince, denge halinin bozulup yeniden tesis edilmesi sürecinde yeni şeyler öğrenmişlerdir ki bu, yeni dengenin aynı yerde tespit edilmiş olmasına rağmen eski dengeden farklı olduğu anlamına gelir. bu yüzden veblen'e göre iktisat, 'bereketli bir süreç'tir *.

    veblen talep kuramında iki kurumsal yaklaşımdan bahseder:
    bunların ilki şaşaalı tüketimdir * ki bu, veblen'in kitabında izah ettiği 'aylak sınıfların' tüketim tarzıdır. buna göre talep, malın fiyatıyla doğru orantılıdır; malın fiyatı artarsa ona olan talep de artar. ayrıca bazı malları, o mala ihtiyaçları omadığı halde, sırf gösteriş olsun diye tüketirler. böylece gösteriş maksatlı tüketimleri, aylak sınıfların toplumda itibarlı bir konuma sahip olmalarını sağlar; ne kadar çok tüketirlerse, o kadar zengin olduklarını göstermiş olurlar. ikinci tüketim tarzı ise, yığınlara aittir ve 'parasal özenti' * olarak adlandırılır. buna göre yığınlar, toplumun seçkinlerine özenirler ve tüketim örüntülerini gelirleri ölçüsünce aylak sınıflara benzetmeye çalışırlar.

    veblen'in üzerinde durduğu diğer bir önemli konu mübadele-arz ilişkisidir.buna göre veblen iki temel dürtüden bahseder: çalışma dürtüsü * ve yağma dürtüsü *. veblen'e göre her insanda bu iki temel dürtü de değişik oranlarda vardır. çalışma dürtüsü insanları çalışmaya, üretmeye sevk eder ve sanayinin * kaynağı bu dürtüdür. iş hayatının * kaynağı ise yağma dürtüsüdür çünkü iş hayatında temel saik kardır ve işadamının işçileri sömürme eğilimi vardır. sanayi, bu işçilik dürtüsünce daha fazla üretmeyi amaçlarken, iş hayatı üretimi baltalamaya çalışır; daha az üretip yüksek fiyata satarak daha çok kar almak ister. yani iş hayatı, bilinçli olarak verimliliğin düşürülmesine gayret gösterir.
    veblen iki tür kurum tespit etmiştir: 'resmi kurum' * ve 'faal teknolojik kurum' *. bu iki kurumsal yapı arasında her daim ihtilaf olduğunu söyler veblen. resmi kurum mülkiyet hakkını savunur, toplumsal yapıların muhafaza edilmesini ister vs. vs. hülasa resmi kurumlar duruktur ve değişime karşı dururlar. faal teknolojik kurum ise 'merak' üzerinde yükselir; icatların, keşiflerin vs. dünyasını imler, değişimcidir. gelecekte hangi kurumsal yapının diğerine üstünlük göstereceği hakkında fikir belirtmemişse de, veblen'in gönlü biraz daha faal teknolojik kurumlardan yanadır diyebiliriz. marx'ın altyapı-üstyapı ilişkisine benzer bu iki kurumun tespiti fakat veblen, marx'ın belirlenimciliğine * karşı olduğu için bu iki yeni kavramı önerme ihtiyacı hissetmiştir.

    biraz da, veblen'in toplumu nasıl gördüğüne bakalım ve bazı özelliklerine kısaca değinelim. esasen vahşi kabileler vardı, diyor veblen. ne zaman ki, artık değer tek bir elde toplanmaya başladı, o zaman aylak sınıflar (üretim sürecine dahil olmayan, zamanını eglenceyle* geçiren insanlar) zuhur etti. genel olarak kötümser bir düşünürdür. artık küçük buhranlar olmayacak; çok büyük ölçekli buhranlar olacak demiştir. nitekim, ölümünden hemen sonra, büyük 29 buhranını yaşadı dünya, veblen bu buhranı öngörebilmiş sayılı insanlardan biridir. evrimsel görüş yanlısıdır, zaten yukarıda yazdıklarımdan bunu çıkarmak çok da zor değil; işçilik dürtüsü, faal teknolojik kurum vs. hep evrimden yana yontulan düşüncelerdir. klasikler gibi, ağırlık noktası iktisadın üretim veçhesidir. üretimin yarattığı alımgücü çok kötü şekilde dağıtılıyorsa, anlamsız şeyler anlamsız fiyatlara alınır der (marjinalistleri eleştirirken temel dayanak noktası budur). bu arada, marjinalistler için 'neoklasik' kavramını ilk kullanan da veblendir, bunu da söylemeden geçmeyeyim.

    son olarak veblen'in insanbilimle ilişkisine de değinmek istiyorum. veblen, tümdengelimsel mantığın yerine tümevarımsal deneyselci genellemeler kullanmıştır. tarihsel okuldan * etkilenmesine rağmen, tutarlılık açısından ve yöntembilimsel olarak ingiliz tarihselcilerin epey ilerisindedir. tarihsel okuldan etkilenmiştir veblen fakat tarihsel okuldan farkı, betimleyici * değil, kuramsal yaklaşımı benimsemiş olmasıdır. yani neoklasiklere karşı, kuramsal olma savını da muhafaza ederek yeni bir yöntembilimsel seçenek öneriyor ki yukarıda da değindiğimiz gibi veblen'i asıl önemli kılan da budur. işte bunu yaparken insanbilimden faydalanmıştır veblen. bunun çok basit bir gerekçesi vardır: veblen amerikalıdır ve yazık ki, amerika'nın bir tarihi yoktur. o da mecburen, alan çalışması yapan insanbilimcilerin sunduğu bilgileri değerlendirmiştir. çok da iyi yapmıştır, helal olsundur---
  • 20.yüz yıl basında kıta amerikasinda kolay kazanilan paralarin nasil harcandigini,cok kazananların harcamayi nasil ogrendiklerini anlatan sosyolog. aynı konuyu gunumuze yakın bir baska sosyolog bir farklı yorumla tekrar ele alır. (bkz: bourdieu)
  • yukarıda yazdıklarımıza (#6139141) ek olarak, madde madde yazacak olursak..

    1- eğer kurumsal iktisat * iktisadî ortodoksi (neoklasik iktisat) tarafından soğurulmadıysa bu, veblen'in, eyüp özveren'in tabiriyle, kurumsal iktisadın çekim merkezi olmasından dolayıdır. tek başına bu bile veblen'in ne kadar önemli olduğuna delildir.

    2- iktisat, tee cantillon'dan beridir, adam smith'den beridir fiziğe öykünen bir disiplin olagelmiştir. buna yalnız iki kişi itiraz etti; birisi bu ademoğludur. ona göre iktisatın, kuracağı eğretilemeler için ödünç alacağı koşutlukları fizikte değil, "biyoloji"de aramak gerektir. bu veçhile newton'un karşısına darwin'i koymuştur. iktisat, duruk * dengelerin karşılaştırmalı çalışması olmaktan öteye geçmeli (bunu yapanlar klasik ve neoklasik iktisatçılardır); evrimsel bir anlayışla a'dan b'ye nasıl gidilir, bunun yanıtını aramalıdır.
    (bkz: richard cantillon)
    (bkz: adam smith)

    3- yukarıda da bahsettiğimiz atıl merak * kendi kişiliği ile tam bir bağlılaşım ve dahi uyum içinde olan bir kavramdır. "bilim, bilim için yapılmalı" lafzını düstur bellemiş; "nesnel" kalmaya takıntı derecesinde önem atfetmiş bir düşünürdür. bu onu "kural koyucu"* bir bilimsel tavır almaya itmiş ve onun, "kural koyuculuk"un karşıtı olan tespitçi, betimleyici* amcaları * kıyasıya eleştirmesine sebep olmuştur.

    4- peki muhterem pür-i pak mıdır? oh, tabi ki hayır kuzum,, kendisi bir değer kuramı* sahibi değildir netekim; kavramsal çerçevesi fiyat tespiti, kaynakların dağılımı gibi konular üzerine konuşmasına imkan tanımamaktadır, ne münasebettir.

    5- falandır, filandır.
  • 1897 tarihli "why is economics not an evolutionary science?" isimli makalesinde eski usûl bilimle yeni usûl bilim arasındaki farkları ortaya koyan ve bu aralar kafayı fena halde taktığım şukela iktisatçı. ilkel animizmden, önce tanrı'nın inayetini kapsamlı bir şekilde tasavvur eden metafizik çalışmaları ve daha sonra "doğanın düzeni", "doğal haklar", "doğanın kanunu" gibi kavramları kuramlarının belkemiği yapan bilimsel düşünüşe evrilen ardışıklığı savlaması hayli kışkırtıcıdır.
  • http://xroads.virginia.edu/…hyper/veblen/veblen.gif

    $u sifat ile milletin karisini nasil tavladigini cozemedigim $ahsiyet. ote yandan kapitalist sisteme getirdigi mantikli ele$tiriler nedeniyle saygimi kazanmi$ ekonomist.
  • marks hakkında da yazmış iktisatçı kişilik. 1906 ve 1907 tarihli iki yazısına şu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
    http://etext.lib.virginia.edu/…public/vebmarx1.html
    http://etext.lib.virginia.edu/…public/vebmarx2.html

    yalnız gözden ırak tutulmaması gereken bir şey var. veblen bunları yazdığında marks'ın grudrisse'si, el yazmaları, alman ideoloji'si henüz yayınlanmamıştı. hatta veblen kapital'in ikinci ve üçüncü cildini de henüz okuyabilmiş değildi. ama gene de, veblen'in marks ve ondan ziyade, kendisini takip eden marksistler için yazdıkları anlamlıdır. belki gelecek hafta içinde ben de veblen'in marks'ın yöntemi hakkında düşündükleri üzerine bir şeyler daha yazabilirim buraya..

    edit: anladığım kadarıyla veblen kapital'in ikinci ve üçüncü ciltlerini de okumuştur. yani, kendisi okuduğunu fakat bunları değerlendirmeyeceğini söylemiştir.
  • bu adamcağızın bir adı daha vardır: bunde.
  • t. veblen, salt bir iktisatçıdan çok, “toplumsal bilimci” sıfatını hak eden bir figür olarak karşımıza çıkmaktadır. kanımızca veblen’in bu sıfatı almasının nedenini; metodolojik duruşunu, yerleşik iktisadın benimsediği newtoncu yaklaşım içinde değil de, darwinci bir yaklaşım içinde konumlandırmasında bulabiliriz. bu özelliği veblen’i, pozitivist cenderede sıkışıp kalmaktan kurtarmış ve onu tarihten, sosyolojiden ve hatta antropolojiden beslenen bir düşünce sistematiği içerisine yerleştirmiştir. veblen'e göre bilim anlamını kesinlikte (certanity) değil, değişimde; özellikle de evrimde (evolution) bulur.

    kurumsal iktisat düşüncesinin kurucusu olan veblen’in, kurum kavramını; toplumun “düşünce ve davranış alışkanlıkları” olarak tanımladığını söyleyebiliriz ("why is economics not an evolutionary science?",1898). veblen’e göre iktisadi faaliyetler, bu tutum ve alışkanlıklara göre gerçekleşmektedir. dolayısıyla bu alışkanlıkları analizin dışında bırakan neo klasik iktisat teorisi birçok bakımdan eksik kalacaktır. yani bir bakıma yerleşik iktisadın “veri” olarak (ceteris paribus) kabul ettiği unsurlar, kurumsal iktisat’ın temelini oluşturmaktadır. kurumsal iktisat, yerleşik iktisadın aşırı soyutlamacı tutumuna karşı bir tepkidir ve onlara göre “homo economicus” olarak tasvir edilen insan tipi de gerçekçi olmaktan çok uzaktır.

    neo klasik iktisadı topa tutan veblen, tam bu noktadan hareketle kendi argümanlarını ortaya koymuştur. örneğin veblen’e göre, iktisadi dünyada endüstri-işletme ikilemi vardır ve bu ikilemin endüstri kanadı üretim ve yaratıcılığı temsil ederken, işletme kanadı kar amacı güden kapitalist bir odaktır. işletme, bu özelliğiyle kapasite kullanımını düşürüp, fiyatları yükseltme eğilimine girmekte ve endüstri kesiminin üretim mekanizmasını baltalamaktadır.

    yine veblen, marx’tan ödünç aldığı bir kavram olan artık değerin tek bir sınıfın elinde toplanmasını eleştirmekte ve bu durumun ekonomide aylak bir sınıfın doğmasına sebebiyet verdiğini vurgulamaktadır. sıkı bir kapitalizm eleştirmeni olan veblen’in kapitalizm eleştirisinin merkezinde de bu aylak sınıf (leisure class) ve onların gösteriş tüketimi (conspicuous consumption) bulunmaktadır. veblen, kendine özgü bu kavramları, teorileri ve keskin diliyle amerikan kapitalizmi’ni acımasızca eleştirmiş ve “amerika’nın yetiştirdiği en iyi amerikan eleştirmeni” unvanını almıştır.

    hakkında john kenneth galbraith'in şöyle bir de veciz sözü vardır: "onu okuyan hiçbir dikkatli okuyucu iktisat dünyasını bir daha aynı biçimde göremez...."