şükela:  tümü | bugün soru sor
60 entry daha
  • bir bölümde sayısal problem çözülmemesi, o bölümün analitik zekâ gerektirmediği anlamına gelmez ve bazı derslerin ezber olup olmaması, daha çok sizin öğrenme biçiminiz ile ilgilidir. felsefe bunun en güzel örneğidir, görünüşte hiç sayısal olmayan bir bölümdür lakin felsefeyi hakkıyla kavrayabilmek için çoğu bölümde olduğundan daha fazla analitik zekâ gerekir. matematik ve geometride kullanılan tüm aksiyomatik çerçeveler felsefede temellenir ve genelde en zor analitik problemler, aynı zamanda en temeldeki analitik problemlerdir.

    konudan fazla sapmadan devam etmek gerekirse, siz eğer merak duygusu olmayan, ezberci ve fazla pragmatik bir kişilikseniz, türev ve integral gibi mühim matematiksel konseptleri bile sırf sınavlarda yüksek not alabilmek için ezberlenecek konulara dönüştürebilirsiniz, bunu sayısalcı geçinen birçok insan yapar. türev kelimesini duyduğunuzda aklınıza ilk gelen, bir süreçteki değişim yerine bir sayının üssünü katsayıya dönüştürüp üsten 1 eksiltmek ise türevi algılayış şekliniz gerçek anlamda sayısal bir zekâ gerektirmiyor demektir.

    tıpta ezber ders elbette vardır, hele hele ilk yıllarda bol bol vardır. anatomide sinirlerin, kemiklerin, damarların latince isimlerini öğrenmek , x sonsuza giderken f(x) fonksiyonunun limitinden söz etmekle aynı şey değildir fakat 2. sınıfta fizyolojiyi bir defa anlayan, 3. sınıfta patofizyolojiyi de mantıksal olarak anlayacaktır ve bu 4. sınıftan itibaren başlanacak stajlarda büyük bir avantaj olacaktır. özellikle patofizyolojiyi ve farmakolojiyi bildikten sonra üzerinde akıl yürütemeyeceğiniz hastalık sayısı oldukça azdır. her bölümde olduğu gibi tıpta da hastalıkları sadece ezberleyen öğrenciler vardır ve bu tür öğrenciler en basit konuları bile karmaşık hâle getirir, aklınızı bulandırırlar. tıbbı kolaylaştırmak ve analitikleştirmek, hastalıkların patofizyolojik işleyişleri ve ortaya çıkış nedenleri üzerinde durarak mümkündür.

    ingilizce bilen tıp öğrencilerine tavsiyem amboss'tur. ücretlidir (1 aylık standart versiyonuna erişimi 5 dolar) fakat klasik tıp kitaplarının kalınlığı ve pahalılığı ile kıyaslarsanız, amboss'un aylık maliyetine kesinlikle değer. içi boş bir ezber yükü yerine, hastalıklarla ilgili önem arz eden noktaları sistematik bir şekilde, diferansiyel diyagnoz tablolarıyla içerir ve ezberci eğitim sisteminin sebep olduğu kafa karışıklıklarını önlemeye birebirdir.
  • en basitinden bir ppm/ppt/ppb hesabını yanlış yapsan hastayı aşırı dozdan kaybedersin lan.

    tıp dediğin aslında biyolojinin, biyoloji dediğin de aslında kimyanın ve fiziğin birer alt kolu.
    (bkz: fen bilimleri)

    ha şu var ki bir yazılımcı iğrenç bir insan olma hakkını saklı tutabilir mesela. sosyal olmak, empati yapmak, insanlarla kontak halinde olmak gibi esansiyel görevleri yoktur. yazar satırlarını geçer.

    ama tıpçılar böyle olamaz. böyle olan tıpçılar zaten o dayak yiyenler. çünkü karşısında çocuğu anası babası ölen ailelere eşek amı görmüş gibi gevrek gevrek sırıtarak konuşan tipler var aralarında. acıdan kıvranan hastayı hiç umursamadan yarasına çotank diye parmağını bastıran doktorlar var. kasap gibi cerrah bozuntuları var.

    tıp çok daha üst klasman bu nedenle. hem çok iyi bir fen bilimleri bilgisine, hem derya deniz bir zihne, hem de çok başarılı insan ilişkilerine sahip olmanız gerek iyi bir doktor olabilmek için.

    ben insanlarla konuşmaktan hoşlanmam, halktan nefret ederim, çekingenim ben falan filan diyen tipler hiç denemesin bile. 75'lik amca çıkartıp malı eline koyacak, yoklayacaksın. gelip eşek kadar adamlar prostat muayenesi olacak sana götünü parmaklayacaksın, 80'lik teyzelere vajinal tuşe yapacaksın, çoluk çocuk üstüne kusacak, barsak düğümlenmesi yaşayan hastanın ağzı bok kokacak ve tüm bunlara sakin biçimde metanetle yaklaşacaksın.

    doktorlara saygı duyulması lazım ama hakkını vererek yapabilenlere. para için doktor olunmaz. para lazımsa git ekonomist ol borsada işlem yap, mühendis ol büyük firmalarda çalış.