şükela:  tümü | bugün
  • terry gilliam filmi. çekimleri 2004'ün sonunda tamamlandı, gösterime ise 2006'da giriyor; muhtemelen yönetmenin bir önceki filmi the brothers grimm'in 2005'e ertelenmesinden dolayı. annesi aşırı doz eroinden ölünce büyük şehirden çıkıp küçük bir kasabadaki babasının yanına taşınan jeliza-rose'un, barbie kafaları ve arıcı kıyafetiyle gezinen bir komşuyla bezenmiş bir garip hikayesiymiş bu. jodelle ferland, jeff bridges, janet mcteer ve jennifer tilly oyuncu kadrosunda.
  • kayıp yalnız ruhların, şevkat açlığı ve sevgi susuzluğu içinde karanlıkta gönül yordamıyla safça birbirlerini arayışını ve el yordamıyla hayatı anlayarak büyümeyi, dokunaklı bir şekilde anlatan masal film: ne kadar yalnızız.
  • festivalin en güzel sürprizi oldu , en güzel filmi de olucak inşallah diyip gittiğim çok fena bozardığım** ,morardığım film olmuştur tideland. terry gilliam gibi dahi yönetmenlerin her filmine gidilir , ne çekse izlenir ,bu filmde izlenmelidir , ama insanı pişman eder ama bu demek değildir ki pişman olucaksın izleme boşuna . sanat yönetimi , görüntü yönetimi ,dekor,kostüm müthiş ,dahiyane şeklinde sıfatlandırılabilir her gilliam filminde olduğu üzre. fakat bu filmin senaryosunda iş yok .

    --- spoiler ---
    belli ki gilliam bu filmi çocuklara hitaben çekmemiş ,kafadan 5 dakka adamın*eroin çaktığı sahneleri izliyoruz ,halini izliyoruz. ama yetişkinler içinde çekmemiş ,yok alis harikalar diyarına göndermeler ,yok barbie bebekler, masumane saf temiz bir aşk , ilk öpücük ve sonrası , bir çocuğun abartılı hayal dünyası vs vs.. tüm film bunlardan oluşuyor , artık başroldeki kıza sinir olmaya başlıyo insan ne kadar iyi oynasa da. özürlü çocuğu da koymuş zaten oraya , bi de çocuk hey allaam, tuhaf tuhaf şeyler..
    --- spoiler ---

    gilliam ın kendine özgü bi dünyası var , bi görselliği var , ona yönelik filmler çekmeye çalışıyor yanılmıyorsam. şu konuyu işlersem ,çok iyi görsellik yakalarım gibi bi düşüncesi mevcut ve bu doğal olarak sinema seyircisinde bıkkınlık uyandırıyor. ayrıca sen o tribal görselliği niye fear an loathing de bırakmadın da buralara da taşıdın , zati kamera hareketleri de aynı , sadece konu farklı , o da işi yokuşa sürüyor zaten. terry gilliam ın masalsı ortam betimlemesine bi süre ara vermesi dileğiyle noktalıyorum.
  • beni paçavraya çevirmiş, sallayıp kenara atmış bir terry gilliam filmidir. sanırım terry gilliam, mitch cullin'in eserinden uyarladığı senaryosuyla bir iç hesaplaşma yapmış. tamamen kişisel bir hesaplaşma yani. hem kendi sinemasıyla, hem de evvelce yaptığı filmler ve orda dalga geçtiği değerlerle kıyasıya hesaplaşmış. e, hepimiz bir gün yaşlanacağız, bu kaçınılmaz. allah hepimize böyle hesaplaşma ortamları nasib etsin diyelim.

    jodelle ferland'ın çocuk üstü inanılmaz performansı, jeff bridges'in sürpriz varlığı filmi tam bir panayır haline getirmiş. film kostüm- dekor açısından görsel bir şölen. filmi izlerken geçtiğimiz yıl festivalde izlediğimiz neil jordan'ın the butcher boy'u hatırladım. hatta finale bakarken, "aha! tam da devam filmi beklentili final.." dedim.
    iyi seyirler..
  • jeliza-rose'un performansı dışında hakkındaki herşeyi unutmaya çalıştığım hasta film.
  • super bir kisa film olabilecekken 120 dakika boyunca seyirciyi bogan film.
  • --- spoiler ---

    jeff bridges'ın ölümünden sonra kokmaya başlayan film.

    --- spoiler ---
  • belli bir yere kadar heyecan verici film. zaten terry gilliam'ın yönetmenlik dehası bu, 5 dakika içinde çeker filminin içine sizi. harika kamera-ışık kullanımı, süper makyajlar, kostümler, mekan. her şey nefis başlıyor. oyunculuklar dev. baba kız'ın otobüs yolculuğu, heyecan verici. yine absürd sahneler. tam terry gillaim, allahım hoşgelmişim bu filme. ama ya sonra? ulan 1.5 saat öldük sıkıntıdan, terry baba oldu mu şimdi? sadece minik kızın oyunculuğu için izlenir de demeyeceğim. terry gilliam'ı sevmiyorsanız izlemeyin. seviyorsanız, hiç izlemeyin. kalbim kırıldı lan. yapılır mı, hı?
  • distopik alice harikalar diyarında uyarlaması. yer yer "ergenler mi daha olgun yoksa çocuklar mı?" diye düşünmeye iten, kızın müthiş oyunculuğu ile hayranlık uyandıran film. birşey anlatma derdinde olmayan; ölüler, cadılar, uyuşturucu müptelası ebebeyinler, deliler ve yalnızlık hissi ile kendi karamsar masal dünyasını yaratmakta başarılı. gene de kendinden ziyadesiyle uzak tutuyor seyirciyi. sadece birilerinin hala hayal kurabilmesi güzel...