şükela:  tümü | bugün
  • bir şeyin veya bir olayın, insanda hastalık yapıcı, mide bulandırıcı etkiye sahip olması sonucu duyulan his.
    tiskinmenin yanlış yazılışı (bkz: tiskinmek)
  • (sıfat)ti(n)ks-inç
  • igrenmekle, nefret etmek arasinda kalan, duruma gore tiksinilenin yaratik, nesne, olay ya da kisi olabilmesi muhtemel bulanti yaratan histir. genelde tiksinilen sey den bahsedilirken insanin yuzu tiksintinin derecesini belli edecek kadar tuhaf mimiklerle durumu yansitir.
  • kimi mide bulandiran kisir dongulerin bunyede yarattigi his..
  • tanımıyor olsan bile bazı kişi ya da topluluklara karşi ötmeye kalkan borudan çıkan sesin içimizdeki ekosudur. dalga dalga yayılır ve bulantı olur.
  • seviyorum diye katlanmak
  • bir şeyi, bir kimseyi, bir düşünceyi vb.yi kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak, nefret etmek
  • affedilmez bir hatanın kişisel diyeti.
  • sadece bir otokontrol sistemi değildir elbet. vücuda giren bir besinin, zehirli olma ihtimaline karşı bedenimizin verdiği tepkidir. ama her zaman girenler besin olmuyor. kimi zaman insanlar, hayat, bazen içinde bulunduğunuz durum, dünyanın düzenidir sizi zehirleyen. aynı tepkiyi verirsiniz. amaç aynıdır; bedeni, ruh sağlığını korumak.
  • "çok tiksinç ööghh!", "tiksiniyorum senden, midemi bulandırıyorsun." benzeri kullanımları mevcut eylem. tiksinmeyi maddi ve manevi olarak ikiye ayırdığımız da, fiziksel olarak çoğunlukla koku aracılığıyla ve/veya normal algısının dışında kalması muhtemel durumlara, olaylara bağlı dayanma içgüdüsünün şımartılmış tepkileri varsayılabilir.

    tiksinmenin güçlü bir kelime, kavram, anlam olmasını sağlayan ise maneviyatıdır. maddi oluşumların arkasındaki düşünce yapıları, gelişimler ve zorunluluklar tiksinme eylemini körükler. boka basmak kötüdür, kokar, cıvık, öyle iki kaldırıma silmeyle geçmez vesaire fakat basılan bokun manda boku olmasıyla insan sıçışı olması arasında tiksinme eşiği ya da şiddeti değişiklik yaratır. zira her gün kullandığınız yolun üstüne bir insanın sıçabildiğini düşünmek, sıçan kişinin varlığından duyulan rahatsızlık veyahut sıçılan boka kadar gelen tüm süreç nakış gibi işler alt benliği.

    tiksinilen bokun kendisi değildir artık. bunu bir gün kişinin yapabilme ihtimalinden tutun da, kişinin göbeğinden beynine , kulağından götüne kadar yerleştirdiği, bezediği memnuniyetsizliğin dışavurumu olur. boka basmaktan haz duymanın tamamen deneysel mantıkta dışarıda bırakıldığı da unutulmamalıdır.

    tiksinmek kısa bir an gibi hisseldilse de duyguların ve duyuların üstündeki etkisi yıllara ulaşabilir. ulaşmakla da kalmaz içine nüfuz ederek kalıtsallaşabilir. sevgi konusunda aşkta tiksinmek gerçekçi olamaz. zira kişiden nefret edilmesiyle tiksinilimesi bir kefeye konulabilecek şeyler değildir. iğrenmek ve tiksinmek arasındaki ince çizginin duygusal alt yapısında bir zamanlar sevilen kişilerin ayrıcalığı olduğunu da inkar etmemek bir vecibedir farzdır.

    kabaca toparlayıp sırtlamak gerekiyorsa o zaman tiksinmeyi bok olmadığını düşünerek boka basmak olarak sıçabilir, sıçtığımızın bile farkına varmayabiliriz.

    (bkz: bilimsel konuşuyorum çünkü ekfiil kullanıyorum)