şükela:  tümü | bugün
  • mali'nin en buyuk sehri. buyuk sahranin hemen altinda. ayrica amerikalilarin 'dunyanin obur ucu' deme sekilleri. bizim patagonya'yi kullanisimizi hatirlatiyor biraz.. bunun nedeni de, buraya batililarin ilk kez 1820'lerde ulasabilmesi. yuzyillar boyunca mali'deki afrika medeniyetinin baskenti olmasi ve cok zengin oldugu soylentileri yol acmistir bu meraka..
  • --- spoiler ---

    içinde nefis bir futbol sahnesini barındıran film.

    --- spoiler ---
  • "riskine ancak bir maceraperestin girebileceği, ancak bir romantiğin bağışlayabileceği, ancak bir göçebenin cazip bulabileceği, ancak bir devenin sevebileceği şehir." tom robbins - half asleep in frog pajamas
  • larry diamond'un tanımıyla şöyle bir yer:
    "timbuktu. son temiz yer. yalıtılmışlık, saflığın anası burda. tüm insanlar timbuktu'yu kıskanır, çünkü timbuktu insanlardan uzaklaşmıştır insanların aklını başından alan işte bu bozulmamışlık, ellerinden kaçırdıkları bu kutsal uçtur. timbuktu, cehennem gibi, cennet gibi, insanların kafasında, varlığından sık sık kuşku duyulan fakat asla vazgeçilmeyen bir yer. timbuktu. düş gücünün sefere çıktığında kullanabileceği takımyıldız, haritacının güvertesine dadanan muzip hayalet."
  • daha önce simindis kundzuli için söylediğimi tekrar ettiren filmdir:
    2015 senesi en iyi yabancı film oscar'ını kazanan filmden * kat be kat güzel filmdir.

    --- spoiler ---

    çocukların, futbolu topsuz oynadıkları sahne şiir gibidir.
    --- spoiler ---
  • bir arkadasim cumartesi gecesi sinemaya giderken komsunu goruyor, komsu merakla soruyor "hadi bakalim, nereye boyle cumartesi gecesi?" diye. o zaman hitler hakkinda bir filim var sinemalarda. arkadasim ona gideceklerini soyluyor. adam karisini cagiriyor, "lında gel bak bunlar cumartesi gecesi hitler'i gormeye gidiyorlarmis" diyor.
    bizimki de biraz oyle oldu. filim bitince derin bir nefes aldim, megerse nefesimi tutmusum. omuzlarima agrilar girmis. arkadasima dondum, "kabahat bizde" dedim, "araniyoruz'.

    belkı oscar almaz, iki sokak, iki cadir, iki motor, iki araba ile cekilmis basit bir filim ama, icinize isliyor oyle yavas yavas.
    genclerin futbol oynadiklari sahne icin bile gidilebilir.
  • senenin büyük bir bölümünün kuraklıkla geçtiği bu şehirde her yıl dünyanın en büyük çamur camisi yağan azıcık yağmurdan elde edilen çamurla yenilenir. yalnızca çamur ve tahta payandalar kullanılarak yapılan bu cami mimari açıdan kendi dalında özeldir. djinguereber camii

    timbuktu, çamurdan yapılmış, sararmış kerpiç evleriyle mali'nin ticaret hayatının da önemli merkezlerindendir. kadın erkek eşitliği, rekabet edebilme şansı gibi konularda islamın katı etkisine rağmen önemli bir çaba söz konusudur. düzgün yiyecek bulmanız zordur. her tür hastalığa kapılma ihtimaliniz, sıcaktan ölme ihtimaliniz kadar vardır. dünyanın başka bölgeleri için tehdit oluşturmayan hastalıklarla burada yaşayanlar sıklıkla yüzleşiyor.

    yiyeceğinizi çalan maymunlar da cabası. onları da öldürüp av eti olarak satmaya çalışanlar mevcuttur.
    batı afrika'da bir ülke olan mali'nin büyük şehri timbuktu'nun kendisinden binlerce km uzakta, asya'da nepal'in başkenti olan katmandu ile maymunlar konusunda bir benzerliği vardır. kentin her yerinde maymun görmek mümkündür. nepal'de maymunlar kutsal sayılırken mali'de yoksul ve aç halk için besin değeri yüksek kırmızı etten başka bir şey değildir.
  • muhteşem bir roman. benim gibi köpeklerden hiç hoşlanmayan birisini bile yeniden düşündürtecek kudrete sahip.

    duygusallığının, dokunaklılığının yanında; hafiften, uzaktan uzaktan yaptığı amerikan rüyasına karşı eleştiri, bunu özgürlükle sınaması.. her şeyi çok iyi. aferin be paul.
  • ing.
    going to timbuktu;
    olmayacak işler peşinden koşmak,
    kaf dağının ardına gitmek.
  • afrika'da antik bir kent. tuz ticaretinin gözde olduğu dönemlerde çok önemli bir yerleşim birimiymiş. sonra adı yadigar kalmış, neresi olduğu unutulmuş, hayali masal diyarlarını anlatmakta kullanılmış. bir gün kaşifler afrika'da terkedilmiş muazzam bir şehir bulmuşlar. tuz kristallerinden yapılmış saraylar çıkmış kumların altından. işte burasıymış timbuktu.