şükela:  tümü | bugün
  • bir terry gilliam filmi
  • ing. zaman haydutlari
  • zaman haydutlari, iyilik ve kotuluk gibi eski bir temayi cocuklarin anladigi sekilde ve cocuklarin bakis acisiyla (bastan sona low angle cekilmistir) cocuklarin dunyasini yansitmak icin cucelerin oynatildigi cok basarili bir terry gilliam filmi. teknoloji-manyakligi ve yaraticlik-eksikliginin basarili bir elestirisi yapilmis ve ufak (ve materyalist) dusleri olan kisilerin ufakligi da ortaya serilmistir.
    --- spoiler ---
    kevin bir banliyo'de son derece sikici bir ana babanin yaratici ve akilli ogludur. zamanda delikler olmasi hasebiyle supreme being'den evrenin haritasini calan alti haydut, bir gece ansizin (aslinda onceki gece ayni delikten bir at ustunde sovalye gecmistir) kevin'in dolabindan odasina dalar. supreme being peslerinde oldugu icin de duvari iterek bir baska zaman deliginden napolyon'un zamanina castiglogne savasinin hemen sonrasina akarak; napolyonu savas sonrasi eglendirmeye calisan tiyatrocularin kellelerii kurtarirlar. zamandan zamana akan zaman haydutlari tarih, efsane, masal gibi turleri cok seven ve okuyan ve gecmis zaman kahramanlarinin oyuncaklarini toplayan kevin'a kendilerini uluslarasi suclular olarak tanitirlar. tanrinin ufak yardimcilari acgozluluklerinden ve suc hayati onlara cennetteki yasantilarindan daha ilginc ve daha tatminkar gozuktugu icin tarihteki en degerli objeleri toplayip farkli zamanlarda satarak koseyi donmeyi hedeflemektdirler. ancak pek de basarili degillerdir, cunku napolyondan hacıladiklari mallari robin hood'a kaptirirlar. arada kevin agamemnon'un (sean connery) sarayinda evini bulsa da cuceler gelip onu kacirip, batmak uzere olan titanic'e bindirirler. bu sirada cucelerin beyinlerini kontrol ederek onlari mahpus oldugu fortress of ultimate darknessa cekmeye calisan evil ise en sonunda basarili olur. boylece bizimkiler efsaneler zamani adli kapali kutuya girerler. guzel ve cirkinin deforme olmus hallerini haklayinca karaya bir devin kafasinda cikarak seytan'in satosunu arayacaklardir. şatoya girdiklerinde gordukleri, dunyanin en degerli objesi ise gerizekali bir elektrikli mutfak setidir. kevin'in anne babasinin en buyuk dusu olan) agamemnon'un sarayindan kacirildigindan beri cucelere yanlis yolda olduklarini anlatmaya cabalayan kevin hakli cikar, evrenin haritasini caldirirlar ve kafeslenirler. haydutlar becerikli tipler olduklari icin kafesten kurtulurlar ve şeytan'la son bir savas yaparlar. bu da kevinin fikridir, cunku cucelerin umrunda bile degildir şeytanin dunyayi mahvetmesi. en kuvvetli yaratik olmasina ragmen aptal yardimcilari olan ve anlamadigi halde teknolojiye buyuk bir hayranlik ve merak duyan seytan karakteri cok basarilidir. tarihin cesitli devirlerinden topladiklari guclerle seytana saldiran zaman haydutlari basarisiz olacakken tanri cikagelir ve onlari kurtarir. her seyden ta en basindan beri haberdar oldugunu ve herseyin kontrol altinda oldugunu iddia eder. cuceleri affeder ve cennete doner. kevin ise dumanlar icindeki odasinda uyanir. son kertede de onceki oda sahnelerinde de goruruz ki filmdeki hersey kevin2in odasinda mevcuttur, cuceler haric. sean connery simdi de itfaiyeci olmustur ve kevini kurtarir. seytanin son parcasina dokunmamalarini soyledigi anne ve babasi da kevinin sozunu dinlemediklerinden havaya ucarlar. connery kevin'a goz kirpar.
    --- spoiler ---

    filmde tanrinin da seytanin da kusursuz olmadigi da ima edilir. cuceler kotudur, ama sevimli haydutlardir. kevin nasil dogru cocuktur.
    tum gilliam filmleri gibi super sinematografisi, cizgiroman esprileri ve ozellikle de bu film haydutlarin boyutuyla karsilastiklari sey ve kisilerinki kiyaslaninda grimm kardesler masallari'nin illustrasyonlarini andirir.
  • sık sık güldüren* tatlı bir film. teknik anlamda bir değerlendirme yapmaktan uzağım. ve fakat filmle ilgili başka hayalkırıklıklarım var: yüce varlığın lacivert bi takım elbise içinde, elbette bir erkek bedeninde, vücuda gelmesi gibi. en nihayetinde herşeyin yüce varlığın istenci doğrultusunda olduğu yahut olmadığı gibi bi yere varılması bütün o yaratıcı ve eğlenceli sahnelerden uzak düşüyor ama bu film eğer bir çocuk filmiyse çocuklar için yeterince tutarlılık gösteriyor.

    *
    (şeytan söylenmektedir)
    -.. tanrı nın teknolojiden filan anladığı yok, teknolojiden haberi bile yok. yaptığı şeye bak..43 çeşit papağan...
    (yardımcılarından birine döner)hadi bana şehirlerarası telefon görüşmesi yapmayı öğret, herşeyi bilmek istiyorum

    bi de napolyon lu bölümler var..
    ör:
    (savaş sürmekte napolyon bir köşede boyunun kısalığını unutup eğlenmeye çalışmaktadır. ve elbette son derece *!*meşguldür. küçük ve birbirini döven kuklaları izlerken yardımcılarından biri yanına yaklaşır..)
    -efendim işgal ettiğiniz şehrin yönetici komitesi yaklaşık sekiz saattir burda bekliyor ve mümkünse teslim olmak istiyorlar

    not: spoiler koymadım çünkü yazdığım kritik bir detay değil. ne yani izlememiş olanlar bunlara gülmesinler mi? *
  • 25 .istanbul film festivalinde izleme fırsatı sunulan 1981 yapımı güzel bir film.bu filminde komedi fantastik bve felsefik öğeler o kadar çok harmanlanmıştırki baştan sona film 118 dakika sürmesine rağmen hissedilmemektedir.filmde bir çocuğun gözünden iyilik kötülük kavramı çok iyi bir şekilde anlatılmış
  • 25. istanbul film festivalinde film bittikten sonra uzun bir süre salondaki insanların çoğu dışarı çıkmamış ve george harrison'un muhteşem bestesi dream away eşliğinde final jeneriğini izlemiştir.
  • cocuklara avrupa tarihi ogretmek icin guzel bir film. onun disinda da guzel tabii...
  • cekimleriyle ve konusuyla labyrinth'i andiriyor bir hayli.
  • filmde "şeytan" ve yardımcılarından biri arasında şöyle bir diyalog geçiyor:

    şeytan: suddenly, i feel... very, very good. [kendimi bir anda... çok çok iyi hissettim.]
    yardımcısı: i'm sorry, master. [üzgünüm efendimiz]
    şeytan: it'll pass. it'll pass. [geçer geçer.]
  • şeytanın yardımcılarına güzel şeyler söyledikten sonra özür dilediği, tanrı'nın sümüklüböceği yarattığı için eleştirildiği falan tipik ama early bir terry gilliam filmi. bi yerde çocuk tanrı'ya sorar. "neden kötülük olmak zorunda" diye. "özgür iradeyle bir ilgisi vardı" der tanrı. azıcık oturduktan sonra da "çok oyalandım yine işi evrime bıraktım hadi yaratalım biraz" diyip kaybolur.