şükela:  tümü | bugün
  • diyabet olgularının %5-10'unu oluşturur. tip 1 diyabetin büyük çoğunluğu, pankreasın insülin üretememesi ve mutlak bir insülin yetersizliğine yol açan pankreas adacıklarındaki beta hücrelerinin hücre-aracılı otoimmün hasarı sonucu oluşur. aile öyküsünde diyabet bulunması tip 2 diyabete göre daha enderdir.

    bu tip diyabette semptomlar genellikle akut olarak başlar(poliüri, polidipsi, polifaji, kilo kaybı) ve çoğunluğu obez olmayan genç yaştaki hastaları, yaşla orantılı olmayan bir şekilde etkiler. sağkalım için ömür boyu insülin tedavisi gereklidir.
  • 2 ay içinde 90 kilodan 60 kiloya düşürebilitesi bulunan bir şerefsizdir bu.

    ve henüz neden kaynaklandığı bilinmiyor. tip 2 diyabet malum ırsi olarak gelir. fakat bu piç milli piyango gibidir.
  • tip 2 diyabete nazaran tamamen şansa yakalanan bir hastalık olan tip 1 diyabet, vücudun kendi beta hücrelerine saldırmasıyla olurusur. c-peptid enziminin bitmesiyle beraber vücut insulin üretemez ve dışardan insüline ihtiyaç duyar. en çok bebekler, ergenlikteki gençler ve engenlikten yeni çıkmış insanlarda rastlanır, hızlı kilo kaydı, susama, terleme gibi semptomlarla önceden belli olabilir. erken tehşis çok önemlidir, şeker komasına girmeden fark edilirse en az hasarla kurtulunabilir. tedavi sürecinde insulin tedavisinin yanında düzgün bir diyet ve egzersiz çok önemlidir.
  • bir türlü hapı çıkamayan ve iğne manyağı yapan,dikkat edildiğinde pek de sorun yaratmayan hastalık
  • insülin dependent diabest mellitus( iddm). otoimmün patolojilerle meydana gelir.
  • yaklaşık 8 yıldır kendisiyle uğraştığım hastalık. halk arasındaki yanılgı bu hastalığın ırsî olarak ortaya çıktığı yönündedir, fakat bu büyük bir yanılgıdır. aslında, hastalık olarak nitelense de, kendisini, herhangi bir şekilde tedavisi olmadığı için, kimi zaman hayatınızı biçimlendiren bir faktör olarak da nitelendirebilirsiniz. kendi üzerinden gidecek olur isem, 8 senedir günde 4 (yazıyla dört) defa insülin yapmak suretiyle hayatımı idame ettiriyorum. ironiktir ki, bahsi geçtiği yerlerde, durumdan bahsettiğimde durumdan benden çok civardaki insanlar rahatsız oluyor ve sempati göstermeye çalışıyorlar. bunun için ortalama veya olması gereken süreyi bilmiyorum, fakat 8 süre boyunca sürekli (nefes almak, su içmek gibi) yaptığınız bir şeyi bir süre sonra ekstra bir meşgale veya bir uğraş olarak değerlendirmiyorsunuz. bu, eminim, psikolojide belli bir sendrom veya davranış biçimi kabullenmesi olarak açıklanabilir.

    bu durumun ortaya çıkışı ile ilgili bir sürü spekülasyon ortaya atılabilir aslında. lakin, kabul edilecek bir şey var; bu da hastalığın hayatınızı radikal şekilde bir kutba iteceğidir. bu durumu benimser ve işbu durumun kuralları ile hayatınızı biraz daha kenarlara çekerseniz, hayat kalitenizin arttığını gözlemleyebilirsiniz. bu kilo vermeden, sağlıklı bir vücuda kavuşmaya, oluşması muhtemel türlü mide hastalıklarından düşük seviyelerde kurtulmaya ve uzun yaşamaya kadar gidiyor. fakat, mevzu bahis duruma ayak uydurmaya çalışmayıp, hasta olmadan önceki hayatınıza devam ederseniz, bu da sizi bambaşka bir kutba itiyor. muhtelif organlarınızı zaman içinde - kaçınılmaz olarak - kaybetmeye başlayıp, ölümden başka her şeyi kapınızda bulmanıza neden olabiliyor.

    yukarıda bahsettiğim kuralvari yapmanız gereken şeyleri o kadar katı şekilde belirlemenize gerek yok kesinlikle. (katı ve değişmez kurallar içinde yaşamanın ne kadar itici geldiğinden ve bunun gerçekleştirilmesi ihtimalinin düşüklüğünden bahsetmeye gerek yok hali hazırda) yaptığınız şeyleri diyabet hastası filtresinden gözlemleyerek ve bunları hastalığın koşulları ile birlikte rasyonalize ettiğinizde, ne yapmanız/ne yapmamanız gerektiği aşağı yukarı ortaya çıkıyor. hayatınızı ne kadar planlı yaşıyorsanız, hastalığı da o kadar planlı yaşıyorsunuz. burada bir doğru orantı söz konusu.

    diyeceğim odur ki, kesinlikle kendini sıkmanız gereken bir durum değil. günlük olarak vurduğunuz insülinin dahi uzun vadede (psikolojik, fizyolojik, anatomik ve biyolojik) ne kadar faydalı olduğunu göreceksiniz.

    not: umarım, yakın zamanda diyabet hastası olanlar bunu okur ve benim 8 sene boyunca deneyimlemek zorunda kaldıklarımı deneyimlemez.
  • oral antidiyabetiklerle tedavi edilemezler.
  • yeni çıkan yayınlarla beraber insulinin yanında metformin'in de verilebildiği hastalık
  • pankreasta bulunan beta hücrelerinin otoimmün bir süreç sonunda zedelenmesiyle ortaya çıkan sinsi bir hastalıktır. bol su tüketmeye başlamak en büyük belirtisidir. gelişen süreçte hastalığı öğrenmenizle birlikte artık yaşamınızdan bazı şeyleri çıkartmak , bazı şeyleri kısıtlamak durumunda kalırsınız.

    tanım : şeker hastalarının üzerinde denenecek yapay bir pankreasın üretimi ile tedavisi daha da kolaylaşacak olan hastalık .
  • küçücük çocukları hedef alan, genellikle aileden gelen genetik bir hastalıktır. çocukların şekerli yemesiyle kilolu olmasıyla falan bir alakası yoktur, zaten tip1 diyabetli çocuklar zayıftırlar. genellikle kan şekerlerinin aşırı yükselmesi ve sodyum değerlerindeki bozukluk nedeniyle koma, konvülsiyonla gelen çocuklarda yapılan kan tetkitlerinde kan şekerinin aşırı yüksek olmasından sonra tanı alırlar. ilk tanı aldıklarında en az on onbeş gün hastanede yatırılıp takipleri yapılır,bu sürede aile de hastalık hakkında bilgilendirilmiş olur. hasta çocuğumuza kilo başına bir ünite olmak üzere günde 4 kez subkutan(deri altına) insülin uygulaması yapılır.