şükela:  tümü | bugün
  • geç kalınmış olsa da yerinde bir karardır. fakat meseleye 'bu kadar doktoru ileride ne yaparız' şeklinde değil, 'bu kadar kalabalıkta eğitim alan tıp öğrencileri ileride ne kadar doktor olur' şeklinde yaklaşsalar daha mantıklı olurdu. zira 2. sınıfta başı çok kalabalık diye kadavraya, preparatlara bakamayan öğrenciler 4. sınıfta da başı çok kalabalık diye hastaya bakamıyor. sonra 'niteliksiz doktor' diye yaftalanıyor.
  • bir sonraki evre doktorlara da kpss şartı getirilmesi olacaktır.

    zaten 7-8 yıl öncesinde konuşulan bir konuydu tıp kontenjanlarının birkaç yıl içinde aşırı şişkin hale geleceği. o dönem 2016'dan itibaren doktorlara da kpss şartı gelebileceği konuşuluyordu. demek ki birkaç yıl gecikmeli de olsa gerçekleşecek gibi duruyor.

    doktor açıgı var diye kadrolar artırıldı, hazırlık da kaldırılınca dönem mevcutları en az 300 kişiyi gördü. hasta başı egitimlerde en az 15 kişi hastanın başına çullandı, önde olanlar faydalandı arkada kalanlar birşey anlamadan eğitimi tamamladı. sayı arttı, eğitim kalitesi düştü. üstüne çok değerli hocalar tam gün yasası nedeniyle üniversitelerden ayrıldı. kısacası kayıp bir doktor nesli yetişti.

    edit : aşağıda yazan yazıları okuyunca da aklıma geldi. madem o kadar uzman açığı var; uzmanlık kadroları yan dal kadrolarıyla beraber artırılsın. her tusta aile hekimligi, acil servis, dahiliye ve pediatri dışındaki branşlar tek tük kontenjan açıyor. insanlar belli başlı cerrahi branşlardan kaçıyorlar. son tus'ta batıdaki belirli hastaneler dışında çoğu hastanedeki çocuk cerrahisi ve genel cerrahi branşları boş kaldı. 8 acil servis kontenjanı olan hastaneyi tercih eden olmadı.

    bir diğer konu da acil ve aile hekimliği uzmanları da yeteri kadar sayıya ulaştıkça şöyle bir durum olacak. yeni mezun pratisyen acillere atanıyor veya pratisyenliğini yaparken aile hekimliğine geçiş yapabiliyorlar. bu 2 branşın uzman sayıları artınca bu uzmanlar pratisyenler gibi acil servislere veya aile hekimliklerine yerleşecekler. ( bence uzmanının kendiyle ilgili işi yapması daha doğru olur ) pratisyenlere de ambulans doktorluğu kalacak. bu da paramedik veya att sayılarının düşürülmesi anlamına geliyor veya pratisyenlere devlette calismak istiyorsanız kpss'ye gireceksiniz denilecek.

    bir de mecburi hizmet konusu var. doktor sayısı yeterli olacaksa mecburi hizmetin de kaldırılması gerekli. cünkü mecburi hizmetin temel amacı doktor eksikligini kapatmak için insanları zorla çalıştırmaktı. okul bitince, uzmanlık eğitimi bitince, yan dal uzmanlığı da bitince her seferinde mecburi hizmet koydukar insanların önüne. bunun olması gereken şuydu. devlet kontenjanları açar, doktor tercihini yapar, tercih ettiği bir yer gelirse calisir, tercih etmedigi yerler gelmezse calisacaksa özelde calisir. insanların diplomalarını bu şekilde gasp etmek insanların istedikleri yerde çalışma özgürlüğüne engeldir, hangi meslek olursa olsun. ( mecburi hizmet 2005 yılında yürürlüğe girdi ve o dönem tıp fakültelerinde okuyan ve mecburi hizmet olmadiğı icin okul sonrasi planlamalarıni ona gore yaparak bu fakulteyi kazanan herkesin kazanılmış hakları elinden alındı.)

    edit : mecburi hizmetle ilgili yanlış anlamaları giderelim. mecburi hizmet 1980 darbesi sonrası yürürlüğe girmiş ve 1995 yılında askıya alındıktan sonra 2002 yılında tekrar getirilmiş ancak 2003 temmuzunda akp hükümeti tarafından verimsiz olduğu gerekçesiyle kaldırıldıktan sonra 2005 temmuzunda tekrar yürürlüğe girmiştir.

    2005 yılında yazılan #7706532 no'lu entry'de mecburi hizmetle ilgili istanbul tabip odasının ilgili yazısını okuyabilirsiniz.

    (mecburi hizmetle ilgili kronolojik sıralamayı hatırlatan tam tahmin ettigim gibi isimli yazara da teşekkürler)
  • şanlı osmanlı tarihimize atfen yapılan mehteran hamlesi gibi ihtişamlı bir hamledir. iki ileri bir geri. * *
  • çok geç kalınmış bir karardır. ben fakülteye girdiğimde önceki dönemim 200 kişi falandı. biz 350 kişi olarak girdik. en geniş amfiyi bize vermelerine rağmen anatomi derslerinde yer kalmazdı kantinden sandalye çekip ders dinlenirdi. teorik bir şekilde hallediliyor ama asıl sorun pratiklerde başlıyor. en çok kadavra bizim üniversitede olmasına rağmen anatomi pratiklerinde tabure üstüne çıkıp görmeye çalışanlar olmuştu. hatta bir ara facebookta tıpla ilgili bir sayfaya fotoğraf düşmüştü fakat bulamadım ne yazık ki.. tüm bunlar 350 kişilik sınıfta oldu. şimdi dönem 3üm 1. sınıflar 500 kişi geldi. mecburen sınıfı 2ye böldüler. okulda ders çalışacak yer bulamıyor kimse. öğretim görevlileri ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar eğitim aksamasın diye fakat onlar uğraştıkça kontenjan arttı. nereye kadar sürecek bu ? daha ne kadar tolere edilebilir ? şimdi iş işten geçtikten sonra yalandan açıklama yapıyorlar. hiç sanmıyorum donduracaklarını.

    bir de bunun klinik eğitimine yani stajlara yansıması var. henüz geçmediğim için kesin konuşamıyorum fakat görünen şu bir hastanın başına en az 20-30 kişi gidecek. artık o ortamda kim ne duyar ne görür ne öğrenirse. tam bir karmaşa. 1 haftalık bir staj eğitimim olmuştu orada bana söylenen şey bu gördüklerinizi üst dönemlerinizin görme şansı bile olmuyor çok kalabalıklardı. üst dönem diye bahsedilen sayı 180. şu anki 1. sınıflar 500 kişi. söylenecek pek bir şey yok aslında.

    yetmezmiş gibi kontenjanları artması gelen öğrencisi seviyesinin düşmesini de beraberinde getirdi. hasta olsam koca sınıfta doktorluğuna güvenip gidebileceğim max 10-15 kişi vardır. yazık gerçekten verilen eğitime.
    400-500 kişilik sınıflarda okuyan 4 dönem doktor mezun olacak. ne kadar güvenilir olabilir ki bu insanların aldığı eğitim, nasıl kapatacaklar bu açığı ?

    sağlık sektörünü de kalitesizleştirdiler.geçmiş olsun.
  • yurtdışından uzman ve pratisyen hekim getirme projesiyle birlikte dondurulmuşsa yerinde sayılabilecek karardır. ben birkaç yıl daha eksik sağlık hizmeti almayı kabulleniyorum. yeter ki kendi vatandaşlarım ileride dirsek çürütüp atanamıyoruz diye twitter'da hastag kasmasın.
  • tıka basa doldurulmak suretiyle, içi ve içeriği tamamen boşaltıldıktan sonra yapılan dondurmadır.
  • imam fazlasi icin ne yapicaz diye de sordurur.
  • darısı mühendislik ve eğitim fakültelerinin başına
  • bu hamlesi örnek olmak şartıyla tez zamanda açılması gereken yeni bir bakanlık için;
    (bkz: mühendislik bakanlığı)

    yoldan topladıklarını mühendis yaptılar amına kodumunun memleketinde.

    uyarılar üzerine zorunlu ve mantıklı edit: aynı dileklerimizi bizim zamanımızda ki eşit ağırlığın 'tıp'ı olan hukuk için de diliyoruz.

    o konuda da galatasaray üniversitesini örnek alsınlar. bir yılda 1000 kişi mezun veren hukuk fakültesi mi olurmuş lan ? meğer varmış.

    bu sayede ben mühendisliğe şükretmeye başladım. adam diyor ki en yüksek mühendislik mezunu veren okul senede 320 kişi mezun ediyor. hukuk bin+ diyor. eğer doğruysa amlarına koyalım biz onların gerçekten çok ayıp ediyorlarmış.