şükela:  tümü | bugün
  • bir gün, birisi bana, meslek seçmenin içten gelen bir
    eğilim, kişisel bir iş olduğunu, bu eğilimin boğulmasının
    doğru olmayacağını söyledi.

    herşeyden önce, bu görüşün yanlış olduğu
    kanısındayım. istatistik bakımından, kişisel bir örneğin
    çok inandırıcı olacağını sanmıyorum ama ben mesleğime
    mühendislik öğrenimiyle başladım, doktor olarak devam
    ettim, daha sonra yedek subay asteğmen oldum, şimdiyse,
    görüyorsunuz ki ekşi sözlük yazarıyım. bazı temel iç eğilimler vardır,
    elbette, fakat bugün bilim dalları o kadar çeşitlidir ki,
    herhangi bir kimsenin, entellektüel gelişiminin daha
    başında, gerçek eğiliminin ne olduğuna kesinlikle karar
    vermesi zordur. bir kimse, cerrah olmak istediğini
    söyleyebilir, bu isteğini yerine getirebilir ve hayatının
    sonuna kadar bundan hoşnut kalabilir; fakat bunun
    yanında, toplumun son derece katı koşullan izin verse
    pek âlâ, deri hastalıkları uzmanı, ruh hekimi, ya da
    hastane yöneticisi olabilecek 99 cerrah bulunacaktır.
    içten gelen eğilimler, yeni mesleklerin yaratılmasında,
    dağılımında ve eski mesleklere yeni bir yöneliş
    kazandırılmasında ancak çok, küçük bir rol oynayacaktır.
    daha önce de söylediğim gibi, bunun nedeni toplumun
    muazzam ihtiyaçlarıdır; ayrıca, bugün doktor, mühendis,
    ya da mimar olmak isteyen, fakat yalnızca, bu öğrenimleri
    yapmak için maddi olanağı bulunmadığından, arzularını
    gerçekleştiremeyen yüzlerce, binlerce, hatta belki de
    yüzbinlerce ekşi sözlük okuyucusu vardır. bu durum, kişisel özellikler
    arasında iç eğilimlerin ne ölçüde rol oynadığını gösterir.

    bunda ısrar ediyorum, çünkü çağdaş dünyada, bir
    yandan bir damar hastalıkları uzmanı -bildiğim bir meslek
    olduğu için tıptan örnek veriyorum- ile bir göz hastalıkları
    uzmanı ve bir ortopedist arasında hiçbir ilgi yoktur, öte
    yandansa, her üçü de, fizikçiler, ya da kimyagerler gibi,
    bunların hepsi için ortak olan belirli sayıda elementin
    aracılığıyla maddi olayları incelerler. bugün, artık benim
    orta okulda öğrendiğim gibi -belki orta okullarda hâlâ
    böyledir- fizik ve kimya denilmiyor, fiziko-kimya deniliyor.
    fiziği ve kimyayı öğrenmek için, matematik de öğrenmek
    gereklidir. böylelikle, tüm meslekler, öğrenciye gerekli
    minimum bilgiler demeti halinde birleşmişlerdir. o halde,
    bugün üniversitenin birinci sınıfına başlayan bir gencin,
    duruma göre, bilgi kazandığı güç bir yolu aştıktan sonra
    altı, yedi, ya da beş yıl sonra ortopedist, avukat, yada
    kriminolog olacağını kesinlikle bildiğini nasıl ileri
    sürebiliriz? daima, bireylere bağlı olarak değil, kitlelere
    bağlı olarak düşünmemiz gerektiğini sanıyorum. bireysel
    açıdan düşünmek yanlıştır, çünkü bireyin ihtiyaçları, onun
    bütün yurttaşlarının oluşturduğu insan yığınının ihtiyaçları
    yanında kaybolur gider gider gider.
  • lysyi sikeyim size bişey olmasın güzelim diye sevilmesi gereken yavruların ikilemi. tıp seçmemelerini siddetle tavsiye ediyorum ama illâ cevap bekliyorlarsa.
  • hangisini secerse secsin, ileride 'acaba oburunu mu secseydim' dusuncesini yasamasi kesin olan birinin sordugu sorudur. soru aslinda bir soru olmaktan cok toplumsal bir hastaligin semptomudur. turkiye'de bireyler kendileri icin en iyiyi aramaktan cok, daha az kotu olani aramakla gecirirler en uretken donemlerini. risk alma luksu olmadigina inandirilmis bireyler, aslinda kendilerini bireyden cok, ait olduklari toplum tarafindan kullanilacak birer parca olarak gorurler. aslinda baslikta sorulan soru, bireyligini kaybetmek uzere olan bir insanin makinanin hangi dislisi olmasi gerektigine cevap aradigi bir sorudur.
  • -tip mi secsem muhendislik mi?
    -bu yasta birbiriyle bu kadar alakasiz iki alan arasinda kaldiysan siktir git hicbirini secme. gerizekali seni. her turlu bi nane olmaz zaten senden.
  • insanın kafasını karıştırmaktan başka işe yaramayan soru. herkes zamanında gerçekten ilgilendiği şeyi keşfetmeden bu alanlara yönelirler. bu alanda bir şeyler yapmaya çalışırlar. oysa adam felsefeci olacaktır, doktor olur gibi. buradaki ayrımları fark etmeden önce iyice düşünmek lazım. iş işten geçtikten sonra geriye dönmek imkansız olacaktır.
  • puanı yetiyorsa tıp yazacak, yetmiyorsa mühendislik yazacak kişi sorusuymuş. adamın karşılaştırdığı şeyler sanki elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği ki arasındaki seçimi sadece puan belirliyor. böyle vizyonsuz şekilde yaşıyorlar sonra milletin açtığı pankarta sikko diyorlar. ben tercihimi yaparken mutlu olacağım mühendislik dışında bir tane mühendislik eklememiş bir insan olarak söylüyorum. geleceğinizi planlayın sonra tercih yapın. 1-2 puan oynamayla tıp veya mühendislik arasında gidip gelmek nedir lan?
  • bu soruyu soran birisinin tıp seçmemesi daha efdaldir.

    not: doktorum.
  • cevabı şu olan soru;

    ezberin kuvvetliyse tıp seç, zekiysen mühendislik.
  • (bkz: #29470746)
  • '' ben zaten rekabetten kaçmam, kendimi geliştiririm, bir adım önde olacağıma emin olabilirsin ama ... ''

    adana'ya ne vakit gelsem eş dost çocuğuna öss tavsiyesi vermem için bizim salondaki kırmızı koltuğa çöküyorum. bu defaki konuğum sayısalda türkiye 1183.sü müymüş neymiş {gerçi şimdi sayısal, eşit ağırlık falan da kalmamış galiba, bir ton puan türü olmuş} diğer yandan hukuk için gerekli olan puan türünde de çılgınca bir sonuç almış. kendisini evvela tebrik ettim, emsaline az rastlanır bir başarı. şimdi gelelim kafamı attıran, beni sinirden kendimi siktirecek duruma düşüren muhabbete.

    her türk öğrencisinin düştüğü ikilem olan ''tıp mı ? yoksa boğaziçinde/itü'de/odtü'de/koç'ta/sabancı'da mühendislik mi ? ikilemi bu arkadaşın da kafasında, tabi ki böyle bir ikilem olması çok doğal, tıp desen 6 yıl okuyorsun, tus'una giriyorsun, hastanede dayak yiyorsun, mühendislik desen özel sektör, ortalık canavar kaynıyor, iş kaygısı...

    cidden böyle bir ikilemi olgunlukla karşılıyorum ve bu ikilemin çözümüne yönelik bir ton şey söyleyebilirim fakat önce karşımdaki insanın temel değerlerde sıkıntısı olmayan bir birey olması gerek.

    muhabbetin boka saracağı şuradan belliydi,

    -ah kızımız ne kadar da güzelmiş
    * güzelim tabi [yemin ediyorum bunu dedi]
    j-> pek de alçak gönüllü maşallah.
    * sence ne seçeyim jimmy ?
    j-> valla ben eşit ağırlıkçıyım bana sorma ben öss'ye gireli çok oldu, anlamam yani.
    * ankara hukuk da geliyor :)))
    j-> o da farklı bir alternatif tabi.
    * yok ya eşit ağırlıkçı arkadaşlara bulaşmayayım yazık zaten onlara.
    j-> heh heh heh
    * offf tıp mı yoksa mühendislik mi ?
    j-> boğaziçi mi düşünüyorsun ?
    * yoooo çoğu bölüm geliyor aslında özel de yazarım canım sıkılırsa
    j-> ya benim birçok mühendis arkadaşım var, 4 yılla bitmiyor bu, yüksek lisansı var, yabancı dili var, bilmiyorum yani sonuçta özel sektör, kendini geliştirmen lazım. doktorluğun bir tusu var, bi de süresi...
    * ya ben zaten rekabetten kaçmıyorum, ben istedikten sonra hepsini hallederim orası basit, kendimi geliştiririm yani.
    j-> bir de bayanlar açısından mühendislik birazcık sıkıntılı endüstri mühendisliği var mesela o fena değil baktın mı ?
    * baktım tabi ki şu an revaçta olsa da 10 yıl sonra iş alanları daralıyor [lafa bak hele amına kodumun liselisine bak hele...]
    j-> hı öyle miymiş.
    * öyle öyle. ya işte geleceğimi etkileyen bir karar olduğu için de ne yapacağımı bilemiyorum... off ne seçsem acaba
    j-> [ananın amını seç, geri gir.]

    şimdi bu kızın mühendislik fakültesinde ne olacağını çok iyi biliyorum. istiklalde kol kola yürüyen 4 kızdan biri bu kız olacak mühendislik fakültesinde. erkeklere it muamelesi yapıp twitter'da, facebook'ta yalnızlıktan dem vuracak, ekşi sözlük'te yazar olur ekşi itiraf başlığına kendisi ve çelişkili ruh haliyle ilgili onlarca itiraf yazacak... bu yüzden, bu salaklığı, bu gerzekliği, yaşaması, ilerde bir kezban olması için mühendislik seçmesini gerçekten çok istiyorum ama babası tıp yazdıracak bundan da eminim. tıp bu ablanın kurtuluşu olabilir, zira kendisinden daha zeki, kendisinden daha güzel kızların yüzdesi orada daha fazla olacağı için o kalkan göt çabul inecek. neyse işte.

    inşallah kilyos'ta ''neden beni kimse sevmiyor :((((('' diye ağlamaz.