1. '' ben zaten rekabetten kaçmam, kendimi geliştiririm, bir adım önde olacağıma emin olabilirsin ama ... ''

    adana'ya ne vakit gelsem eş dost çocuğuna öss tavsiyesi vermem için bizim salondaki kırmızı koltuğa çöküyorum. bu defaki konuğum sayısalda türkiye 1183.sü müymüş neymiş {gerçi şimdi sayısal, eşit ağırlık falan da kalmamış galiba, bir ton puan türü olmuş} diğer yandan hukuk için gerekli olan puan türünde de çılgınca bir sonuç almış. kendisini evvela tebrik ettim, emsaline az rastlanır bir başarı. şimdi gelelim kafamı attıran, beni sinirden kendimi siktirecek duruma düşüren muhabbete.

    her türk öğrencisinin düştüğü ikilem olan ''tıp mı ? yoksa boğaziçinde/itü'de/odtü'de/koç'ta/sabancı'da mühendislik mi ? ikilemi bu arkadaşın da kafasında, tabi ki böyle bir ikilem olması çok doğal, tıp desen 6 yıl okuyorsun, tus'una giriyorsun, hastanede dayak yiyorsun, mühendislik desen özel sektör, ortalık canavar kaynıyor, iş kaygısı...

    cidden böyle bir ikilemi olgunlukla karşılıyorum ve bu ikilemin çözümüne yönelik bir ton şey söyleyebilirim fakat önce karşımdaki insanın temel değerlerde sıkıntısı olmayan bir birey olması gerek.

    muhabbetin boka saracağı şuradan belliydi,

    -ah kızımız ne kadar da güzelmiş
    * güzelim tabi [yemin ediyorum bunu dedi]
    j-> pek de alçak gönüllü maşallah.
    * sence ne seçeyim jimmy ?
    j-> valla ben eşit ağırlıkçıyım bana sorma ben öss'ye gireli çok oldu, anlamam yani.
    * ankara hukuk da geliyor :)))
    j-> o da farklı bir alternatif tabi.
    * yok ya eşit ağırlıkçı arkadaşlara bulaşmayayım yazık zaten onlara.
    j-> heh heh heh
    * offf tıp mı yoksa mühendislik mi ?
    j-> boğaziçi mi düşünüyorsun ?
    * yoooo çoğu bölüm geliyor aslında özel de yazarım canım sıkılırsa
    j-> ya benim birçok mühendis arkadaşım var, 4 yılla bitmiyor bu, yüksek lisansı var, yabancı dili var, bilmiyorum yani sonuçta özel sektör, kendini geliştirmen lazım. doktorluğun bir tusu var, bi de süresi...
    * ya ben zaten rekabetten kaçmıyorum, ben istedikten sonra hepsini hallederim orası basit, kendimi geliştiririm yani.
    j-> bir de bayanlar açısından mühendislik birazcık sıkıntılı endüstri mühendisliği var mesela o fena değil baktın mı ?
    * baktım tabi ki şu an revaçta olsa da 10 yıl sonra iş alanları daralıyor [lafa bak hele amına kodumun liselisine bak hele...]
    j-> hı öyle miymiş.
    * öyle öyle. ya işte geleceğimi etkileyen bir karar olduğu için de ne yapacağımı bilemiyorum... off ne seçsem acaba
    j-> [ananın amını seç, geri gir.]

    şimdi bu kızın mühendislik fakültesinde ne olacağını çok iyi biliyorum. istiklalde kol kola yürüyen 4 kızdan biri bu kız olacak mühendislik fakültesinde. erkeklere it muamelesi yapıp twitter'da, facebook'ta yalnızlıktan dem vuracak, ekşi sözlük'te yazar olur ekşi itiraf başlığına kendisi ve çelişkili ruh haliyle ilgili onlarca itiraf yazacak... bu yüzden, bu salaklığı, bu gerzekliği, yaşaması, ilerde bir kezban olması için mühendislik seçmesini gerçekten çok istiyorum ama babası tıp yazdıracak bundan da eminim. tıp bu ablanın kurtuluşu olabilir, zira kendisinden daha zeki, kendisinden daha güzel kızların yüzdesi orada daha fazla olacağı için o kalkan göt çabul inecek. neyse işte.

    inşallah kilyos'ta ''neden beni kimse sevmiyor :((((('' diye ağlamaz.
  2. kendini kesfedememis ne olduğunu ya da ne olacağını bilemeyen ezberi kuvvetli, ezberci sistem kurbanı ogrenci sözü.
  3. sınavdan sınava koşarken kendini tanımayı es geçmiş kişilerin sorduğu soru. çok da suçlu sayamam çünkü hepimiz bu şekilde eğitildik/eğitiliyoruz. soru o kadar yüzeysel kalıyor ki tıp mı mühendislik mi derken bunun bir de alt dalları var ki mühendislik yazmaya kalktın diyelim baştan bunu belirlemen gerekiyor: elektrik-elektronik, bilgisayar, inşaat, makina, kimya, endüstri hangisi. büyük ihtimalle loto gibi bahta ne çıkarsa mı olacak. anlaşıldı ki çok da idealist bir yapımız yok. gerçi ne okursan oku kaç kişi harbi mühendislik yapıyor ki türkiye'de çalışmaya devam edilecekse. sonunda çoğunlukla satış, pazarlama, satın alma gibi aldığın derslerin dışındaki departmanlarda buluyorsun kendini. mühendislikte eğitimin zaten matematik üzerine oluyor hatta o kadar fazla matematiğiyle boğuşuyorsun ki olayın özünü kavramadan birçok dersten bile geçebilirsin. bir nevi ezbere dayalı eğitime devam opsiyonun her dalda mevcut. tabii tıp ile kıyaslayınca hangi bölümü seçsen de mühendislikte sektör seçeneğin daha geniş kalıyor. bu hem avantaj hem de dezavataj yani seçeneğiniz bol gibi gözükse de hangi departman hangi sektör soruları kafanı kurcalayabilir. tıpta bu tabii daha kısıtlı ama elinde sonunda okuduğun bölümle ilgili bir şeyler yapacağını biliyorsun bu da biraz daha motive edici unsur olabilir en azından okuduğun bölüme karşı. gerçekten idealist biri değilseniz üniversite adına göre tercih yapın derim. öyle böyle bitiriliyor hangi bölümü seçersen seç ve sonrasında hayatın geri kalanında yürüteceğin iş hayatını seçme evrene geliyorsun. yani asıl olay biraz da bittikten sonra başlıyor. bence biraz bunu düşünün siz kimsiniz ve hangi alana gerçekten ilginiz var. bir de kendinizi geliştirebileceğiniz hem okuduğun alanda hem de sosyal olarak bir üniversiteye gidin. hayata karşı bir bakış açınız olsun, üniversitede dibine kadar eğlenin o kadar fırsatınız olmayabiliyor bitince. tercihler için çok zamanınız yok bu kısıtlı zamanda belki kampüs turları yaparsanız ya da en azından aklınızdan geçen yerlerden mezun kişilerle konuşsanız daha başarılı bir tercih dönemi olabilir. umutlu mutlu yarınlar.
  4. hukuk mu seçsem, mühendislik mi kıyasından farkı olmayan kıyastır. tıpla mühendisliği nasıl kıyaslayabilir bir insan anlamak mümkün değil.

    he para var ikisinde de diyorsa zaten tek denebilecek şey hiç zaman kaybetme okumak için olur. bir süre sonra sıkılırsın yaptığın işten. bırakmak istersin. şimdiden başka şeyler bul kendine.
  5. kendi içinde çok ciddi problemler barındıran bir soru.
    bu tip bir ayrımda kararsızlığa düşüyorsanız şimdiye kadar kendinizi, eğilimlerinizi ve yeteneklerinizi tanımaya fırsat bulamamışsınız demektir.
    öncelikle yapmaktan, ilgilenmekten sıkılmadığınız aktiviteleri sınıflandırıp köklerine inmeye çalışın derim. çünkü yolun en başında birbirinden çok farklı olabilecek disiplinleri genelleme hatasına düşmek üzeresiniz.

    örnek:
    hücrelerden, biyolojiden, tıbbi bilimlerden sıkılmam özellikle insan sağlığı ile ilgili bol okurum anatomi terimlerini severim ->
    biyoloji merakı, biyolojik süreçlerin neden ve nasıl oluştuklarını anlama arzusu, disiplinli çalışma becerisi? ->tıbbi bilimler neden olmasın?

    veya

    örnek:
    futbol oynamaktan hiç sıkılmam bir ömür yapabilirim -> fiziksel kondisyon gerektiren hareketli bir yaşam ve spor yeteneği? el-göz koordinasyonu, takım çalışması ve disiplin ile harmanlanabilecek yetenekler? öyle ise beden eğitimi meslek yüksek okulları neden olmasın?

    ama sadece para veya kariyer beklentisi ile popüler mühendisliklerden birisine yönelirseniz elinize alacağınız şey kariyerden çok yolunmuş saçlar ve heba edilmiş bir gençlik olur.

    bir de şunu eklemek istiyorum,

    seçeceğiniz bölümlerin isimlerinden çok ders içeriklerine ve müfredatlarına bakın derim. biraz daha fikir sahibi olursunuz...
  6. toplumdaki saygınlık önemseniyorsa tıp seçilerek çözüm bulunabilecek soru. ülkemizde hala mühendis olanlara "tıp olmadı mı yavrum?" diye sorulduğunu düşünürsek doğrusu bu olacaktır.
  7. "tıp gelişmemiştir, gelişen sadece aletlerdir." görüşü kabul görürse mühendislik şeklinde cevaplanacak soru cümlesi.