şükela:  tümü | bugün
  • the civil wars'un insanın içine işleyen aşk şarkısı

    edit: içine işlemek ne ki; dinledikçe hem kendine hem sevilene daha da aşık eden, "oh dear, never saw you coming" diyerek hiç beklemediğin anda karşına çıkıp yıldırım çarpmışa döndüren aşkı bir çırpıda anlatıveren aşk şarkısı bu.

    you're a red string tied to my finger
    a little love letter i carry with me
    you're sunlight
    smoke rings and cigarettes
    outlines and kisses for silverscreens

    oh dear, never saw you coming
    oh my, look what you have done
    you're my favourite song
    always on the tip of my tongue

    oh well you own me with whispers like poetry
    your mouth is a melody i memorize
    so sweet
    i hear it echo everwhere i go
    day and night

    oh dear, never saw you coming
    oh my, look what you have done
    you're my favourite song
    always on the tip of my tongue
    the tip of my tongue

    oh dear, i never saw you coming
    oh my, look what you have done
    you're my favourite song
    always on
    oh oh

    oh dear, i never saw you coming
    oh my, look what you have done
    oh you're my favourite song
    always on the tip of my tongue
  • az kişinin bilmesinin yanı sıra;
    (bkz: güne güzel başlatan şarkılar) listesinde gurula yer alabilir efenim.
    http://www.youtube.com/watch?v=g-g82_e6rdg
    gerçi benim indirdiğim biraz daha hareketli bir versiyon.
  • ing. dilimin ucunda.
  • the civil wars'un resmi internet sitesinden ücretsiz indirilebilen "live at eddie's attic" konser albümü kaydı mutlaka dinlenmelidir. bu versiyon farklı bir tonda söylendiği gibi, poison&wine'daki halinden hızlıdır da. bu haliyle ne kadar hızlı/ritmik çalınsa da hüznünü yitirmeyen hüseyni türküleri hatırlatır; hem güldürür, hem ağlatır. sade ve güzel şarkıların hala yazılabildiğine delildir.
  • insanın içinde sevgilisinin boynuna sarılıp, döne döne bağıra çağıra kendisini söylemek isteği yaratan acayip bir şarkı. sabah dinleyince içim bir acayip oluyor, uzaktaki sevgiliyi daha da bir özlüyorum.bu arada ben de live at eddie's attic kayıdı daha çok beğeniyorum.
  • dinleyeni pollyannaya çeviren şarkı. böyle içten gelen bir mutluluk tatlı bir tebessüm tanımadığın insanlara karşılıksız yardım etme iyilik yapma gibi.
  • iyi ki söylenmiş iyi ki dinlenmiş şarkı
  • uyandım, okula geldim, derse girdim, şimdi elektronik kütüphanede bu şarkıyı dinliyorum. ne anlatıyor bu şarkı?

    aşk mı? yoksa sadece melodisi ve solistlerinin sesi mi beni hakkında bireyler yazmaya iten? güzel şarkı, az kişinin bildiği güzel bir şarkı üstelik, bir gün bir yerde söylerim belki. ama ne anlatıyor?

    mutluluk var şarkıda, sabah uyanıp güzel saçlarını öptüğün sevgili gibi bir mutluluk. sonra melodi biraz değişiyor, içinde sakladığı hain minörü koyuyor masaya. "dilimin ucunda" diyor. kaybedilen bir aşk mı bu, yoksa bulamıyor muyuz zaten? ben sevgilimle özdeşleştiremiyorum bu şarkıyı. kimse özdeşleştiremez, çünkü kimse böylesine mükemmel değil. hiçbirimiz değiliz.

    iki güzel ses var şarkıda, muhteşem uyumlarını duyunca onların birbirlerine ait olmaları gerektiğini düşünüyorsunuz, tabi ki öyle değil. üzülüyorsunuz ister istemez. çünkü içten içe inancınızı yitiriyorsunuz.

    ve evet, bu şarkıdan da karamsar bir şeyler çıkarmayı başardım.
  • dinleyen kişinin içinde bir yerlerde sıkışmış olan mutluluğu, dolaptan çıkarıp bir atkı gibi boynuna sarmasını sağlayan şarkı.