şükela:  tümü | bugün
  • uzun arac ve yol adami. genelde iri-yari heybetli yigitlerden secilirler. tirlarin arkasindan $opar gibi korna calanlari genelde pek sallamaz bu sifati ta$iyan ki$i. zaten kornaya ufak bir dokunu$uyla yeri gogu inletebilecek bir potansiyele sahip oldugunun farkindadir. bir tanesi "gaaarch" efektli bir el freni akabinde beni dovmek icin niyetlendiyse* de, hakkinenvari suruculugum sayesinde beni yakalayamami$tir.(bkz: mack)
  • uzun marlboro icerler, bir sure sonra kadin-erkek ayiramazlar.
  • küçükken sorulan, büyüyünce ne olacaksın yavrucum klişesine içtenlikle verdiğim cevap. hala da sempatiyle bakarım bu insanlara.
  • (bkz: kamyoncu)
  • imaj sahibi insanlardır.
    heybet, devlik, boy bos, bıyık, pazu..daha gider bu
    gerçi az önce karnesini almaya gelen 1.60 boyunda idi, yan dönse görünmicek cinslerden idi.
    tır kullanmak zordur. zor işi beceren insanlardır. römork çekiciden bağımsızdır bir bakıma. onu evirip çevirmek her yigidin harcı değildir. hata kabul eder ama azcık. heyyula gibi aracı her yere park edebilemezsiniz. onlar ederler maşallah. sadece şöförlük yapmazlar. tırların römorkları üzerindeki o devasa çadırları söküp cıkarmak da, römork içindeki yükü de onlar evirip çevirirler.

    gümrükçünün karşısında zebellah gibi bağırırlar. araç koordinatörüne sadece "ama abi.."diyebilirler. patronun önünde sadece el-pence-divan dururlar. arka odaya gectiklerinde ise ardından atarlar ve de tutarlar
    hiç bir zaman paraları olmaz. hiç kontürleri olmaz. hep sıkıntı içindedirler kendilerince. ve yine kendilerince raconları vardır. mesela ansızın bir yükleme yapılcağı söylendiğinde trip atarlar "benim programım belli" diye. kızdıkları zaman gemiye bincek yüklü arabayı bile bırakıp gidebilirler. memleket sathında bunları bu hareketlerinden dolayı bağlayan hiç bi hüküm yoktur.

    firma içinde en tecrübelilerine en yeni araçlar verilir. bu bir nevi sadakatın bedelidir de aynı zamanda. tabi ilk amaç aracın emin ellere emanet edilmesidir.

    önceden ayı bulurmuş evden ayrı kalmaları. artık en fazla 10 gün sürer ro-ro gemileri sayesinde. yani babalarınızda tır şöförü olup da ayda bir gelen varsa hala sizi yiyordur haberiniz olsun.

    dil bilmeden bir memlekette dolaşırlar tır şöförleri mütemadiyen. el-kol hareketleri ile de olsa anlaşırlar. işlerini yaparlar paralarını kazanırlar. önceleri acırdım gece burda mı yatırlar die yattıkları yeri görünce. gecenlerde baktım yataklarına ortapedikmiş. buna da üzülmeye gerek yoktur.

    ilginç hikayeleri ve jargonları olan amcalardır. misal biri gecenlerde avusturya, salzburg'da yolda 10 km uyuduğunu anlatmıştı. bunlar da r'lerin üzerine basarak konuşurlar. "anadın mı?" derler. "yegenim" ve "anın" hitabını cok kullanırlar

    tır şöförlerine küçük arac kullandırmanızı tavsiye etmem. hadi yaptınız bir eşşeklik yanında oturmayın bari. efendim vites atarken pedalı köklese bile bir şekilde "garrcc" sesini çıkarttırmayı bilirler bunlar. yolun en kalabalık anında 180 km ile giderken makas atabilirler otobanda*
    etrafınızda bunlardan cok var mı bilmiyorum ama benim direksiyon hocam bile tır şöförü idi. devasa aracı kullanmaktan olmalı kesinlikle sakınmazdı yoldan, yolda üstüne gelen arabadan. "yürü kızım boşver. sen kaçma o kaçsın senden" derdi. benden kaccak olanlar da genelde tırlar olurdu..

    ilginç, imaj sahibi insanlardır tır şöförleri..
  • her ne kadar günah keçisi gibi görünselerde* yollarda zaten alıp başını gitmiş olan kaza sayısının artmasını önlerler.bir çok küçük araba hatalı sollama yapıp karşıdan gelen başka bir araçla karşılaştıgında küçük araç kaçabilsin diye boşluk bırakmak için ayagını frene koyan yine tır şoförleridir.

    sebep oldukları kazalarda yok degildir tabi ama esas suçlu 200.000 ytl. lik aracın sürücüsüne aylık 400 ytl.yi reva görenlerdedir. otobüs şoförlerini hiç sevmezler.
  • mesleklerinde belirli bir zaman geçirdikten sonra başka işte çalışamayan adamlardır bunlar. etrafımda bolca olduğu için yeterincesini inceledim diyebilirim.
    bir kere bunlar aileleri ve evlerinden o kadar uzun süre uzak kalmaya o derece alışırlar ki her akşam eve gelmek çoluk-çocuk sesinden o kadar uzaklaşırlar ki eve geldiklerinden kızgın birer körük halini alırlar. bayramda bile sefere çıkmaya teşnedir bazıları.

    sefer demek onlar için özgürlük demek, dertsiz tasasız ip ince bir yol demek. eve para lazım olunca tek yaptıkları bağlı oldukları firmayı arayıp muhasebeden gerekli parayı ailelerine yollamasını rica etmek oluyor çoğu zaman. bunu elbette öncelikle imkanları elvermediği için yapıyorlar. ama bir zaman sonra aile babalıklarında bu kadar mesuliyetsiz bir rolü epey benimsiyorlar.
    çocukları nerdeyse babasız büyüyor bu adamların. çünkü sefer arasında da eve gelmeleri dini ayin gibi. gelir, bir gün falan uyur, sonra bi kahveye çıkar, akşam eve gelir, bi kaç hoş beş'ten sonra tatili biter ve işe geri döner. bazıları hele sefer arası 2 gün falansa eve hiç gitmez. garajda zaman öldürür. diğer şoförler ile uzun çay sohbetleri ya da rakı alemi yaparlar römorklardaki malzeme kasasından çıkardıkları nevalelerle.

    bütün evini, alışkanlıklarını o tır kabinine taşır tır şoförü. bazısının kabininde, yangın söndürme tüpünün yanından turşu kavanozu bile çıkar temizlik kontrolünde.
    bu adamlar çok zor emekli olur. emekli olup evde kös kös oturmak kabustur onlar için. o ferah, kocaman kabinde upuzun, sınırsız yolları tepmeye alışınca ev daracık gelir onlara.
  • efendim ilk basta ozelliklerini sayalim, zati saymakla bitmez. bunlar bir kere sanki anlasmislar gibi neredeyse hepsinin birer top buyuklugunde gobekleri olur. cogu alkol ve sigar alir ki bence cok normal. cunku cok stresli isleri vardir. islerinden dolayi hiperaktiflerdir, yerinde duramazlar. tir surerken bile ugrasacak mutlaka birseyler bulurlar ki bu konuya* ayrica deginmek istiyorum. neyse devam edelim. sanki uluslararasi anlasma yapmislar gibi hepsi biyik birakir. giysileri genellikle kot+gomlek+yelek ya da mont, kot+ eski kisakollu (eski olmasi zorunlu), kot+atlet kombinasyonunu kullanirlar. yine islerinden dolayi cok stresli ve sinirlidirler ama eve geldiginde bir o kadar da babacan olurlar.

    tekrar tir surerken yaptiklari diger aktivitelere gelecek olursak; dis fircalayabilirler, tras olabilirler, bilimum kuruyemis cesitlerini tuketebilirler, yemek yiyebilirler, hem telefonla konusup hem de karsidakine laf yetistirebilirler, gazete okuyabilirler, haritayi inceleyebilirler (gunumuzde navigasyon oldugu icin bu eylem mazi olmustur), sacini tarayabilirler ve otobanda seyrederken arkadasiyla karsilikli sohbet edebilirler.

    patronlarina karsi fazla diklesemezler. sinirlerini her zaman muhasebeciden cikarirlar. muhasebeciler bunlar bir nevi samar oglanidir. gumruklerde bes on kisi birlesip birbirlerine paso sallarlar, hangi konuda olursa olsun. dogru soylemek onlar icin yanlistir. dogru soyleyeni zaten aralarinda barindirmazlar. capkindirlar ki olmayani cok nadirdir efendim. aslinda capkin olmalarina da hak vermek gerekir. cunku bir insan 15 ila 30 gun karisindan uzakta kalirsa diger ihitiyaclarini baskalarinda yapmak zorunda kalir.

    dil konusuna deginirsek, bu konuda muthis beceriklidirler. istedigi butun yabancilarla anlasabilirler, dil bilmeseler dahi. yani tarzancalari cok iyi gelismistir. ben daha bir tirci gormedim ki dil konusunda zorluk ceksin. hangi ulkeye giderlerse gitsinler ilk yaptiklari is o yorenin ya da ulkenin onemli kelime ve cumlelerini ogrenmek. dogal olarak bir cok ulke gezen bu insanlar hepsini birlestirince ortaya harika bir tarzanca cikiyor.

    velhasil kelam yaptiklari is gercekten dunyanin zorlu islerinden birisidir. bu strese katlanmak her babayigidin harci degildir. hepinize iyi yolculuklar...
  • çalıştığım lojistik şirketinde yaptığım gözlemlere dayanarak yaptığım bir genellemeye göre;
    - yurt dışı sürücülerinin kulandığı araçlara evleri gibi baktıkları, araç içerisinde giydikleri ayakkabı ile dışarıda giydikleri ayakkabı farklı olan. iaraç çerisinde değişik futbol kulüplerinin filamalarının olduğu, belli bir raconu olan ve anlattıkları ile kendini dinleten süper abilerdir.
    - yurt içi şoförleri ise bunların tam zıttı, pek sevimsiz abilerdir.
    dediğim gibi bu tamamen kendi küçük evrenimdeki gözlemlerime dayanan ve bir sürü tır şoförü(kamyoncu) ahbap edinmiş biri olarak tespitlerimdir. başka yerlerde farklıdır doğal olaraktan.