şükela:  tümü | bugün
  • temizlik ve/veya düzen konusunda aşırı pimpirikli olmak bunun bir alt grubudur
    (bkz: temizlik hastalığı)
  • ahlâkın ta kendisidir. *
  • herşeyde olduğu gibi aşırıya kaçılmadıgı sürece normal davranıs biçimidir. titiz olma asırılık anlamına gelmez. insan her davranısında gereken titizligi gösterdigi sürece mükemmele giden yolda mesafe alır.
  • ssg'nin yazar alimlarinda gosterdigi shey.
  • titizlik sag el ile dis fircalarken lavabo'da gorulen sumuk kalintilarina gozu takilip sol elle muslugun altindaki fircaya uzanmaktir. daha sonraki asamada fircalar el degistirilir ve temizlik baslar. bu asamaya kadar gelen her insan evladinin soluna temiz sifati konur. esas olan sol elde dis, sagda lavabo fircasi varken * hangi elin calistigi kisinin titizlik dozajini belirler. her ikisine de yuvarlaklar cizdirerek kullanabilenler evlenilesi insanlardir.
  • amacını aşan her titizlik içinizde adını en gizli sorgularda bile veremeyeceğiniz
    temizleyip kurtulmak istediğiniz bir başka pisliğin varlığına işaret eder.
  • kişiyi oturduğu yerde rahat ettirmeyen, bir türlü dinlendirmeyendir. dağınık ya da kirli yer temizlenmeden rahat bir nefes aldırmaz.
  • az önce izlediğim filme ara verip sigara içmeye diye mutfağa gittiydim,en son bunu hatırlıyorum.arada bir çorba yaptım,ocağın etrafını sildim.bulaşıkları yerleştirdim.çamaşırları topladım katladım,az bi ütü filan.
    neden sonra kendime geldim, ben napıyodum diyerekten.hop açtım filmimi tekrar, ama kafam kalan ütüde.nevresimi ne zaman değiştirmiştim ben, şuraya viledayla bi girişsem mi naapsam tozlanmış hep....
    titizlik böyle pislik bişeydir, baş göstermesin dur durak bilmez.benim kendisiyle baş etme yöntemim inatlaşmak olmuştur her seferinde.saykoya bağladığımı fark ettiğimde,( ki bağladım mı gerçekten güzel bağlıyorum misafirin elinden tabak alıyorum döküyo diye misal, ya da icraat halindeyken çarşafı düzeltmek için mola veriyorum filan) yani baktım ki ciddi ciddi orayı burayı silmeden duramama dönemine girmişim; olduğu gibi bırakıp daha da temizlik yapmayacam diyorum. tozun toprağın içinde oturuyorum, bazen rüyama giriyor ama elleşmiyorum yine de. bazen o kazanıyor bazen ben kazanıyorum, daha çok o kazanıyor senin allah belanı versin diye girişiyorum toz bezleriyle ortalığa.
    bu sefer ne olur bilemiyorum,sanki erken yakaladım bu sefer iyice delirmeden dur bakalım.değiştirmiyorum lan nevresimi aha da buraya yazıyorum.
  • bazılarında kesinlikle patolojik boyutlardadır. sakın ayyy ben çok titiziiim deyip de sinirlerimi hoplatmayın. dün çok sevdiğim bir tanıdığımın evine gittim, arkadaşımı alıp çıkacaktım. kapıdan annesine de merhaba diyeyim dedim, klasik selamlaşma öpüşme faslı... ben bu sırada evlerininj eşiğine basmışım, dış kapı önü eşiğine... şöyle beni hafiften itti, ay ay basma oraya basma dedi gülerek ama transtaydı aslında. ve ben dünden beri o hareketi içime sindiremedim. ben bir daha gelmeyeyim de basan olmasın o tertemiz, mis gibi eşiğine!!!
  • hayat kalitesi indirgeci, hasta ruhların afyonudur. yaşamdan tuzlu etimekle yapılmış bayat pasta tadı almaktır. öğürtüler kümesinde ikamet edip başka hiçbir kümeyle kesişememektir. kapının eşiğinin altı kendisine mezar edilen vücuduna iğneler saplanmış oyuncak bir bebektir. kara büyüdür. belki de lanetin ta kendisidir.

    bu lanet ki insana yumurtayı deterjanlı bulaşık süngeriyle yıkatmadan kırdırmaz. 2 kilo kirazı saplarından ayırarak tek tek yıkamanın acısını bilir misiniz siz? arkadaşlarla gidilen piknikler ise tam bir işkencedir. yalap şalap yıkan(ma)mış salatalık ve domatesler dostluk isteğinden kıllandığınız birer uzaylı gibidir. hele misafirlikler… ah o başkasının evinde yatmak zorunda kalınan anlar… yıkanıp ütülendiğinden emin olduğunuz yastık kılıfına (ya çamarşırların serildiği ip tozluysa? ya kuruyan çamaşırları toplayan kişinin elleri yeterince temiz değilse? ya ütünün altı pisse?) yüzünüzü değdirmeden geceyi sırt üstü yatarak tamamlarsınız. hoş, yastık kılıflarına karşı mesafeli bir duruş sergilediğiniz ev sahibi de sizin banyoda 45 dakika boyunca el ve yüz yıkamanıza ayar olur zaten.

    sadece kendisi için hazırladığı çorbaya ağzına değdirdiği kaşığı sokmayan, kendi evinde dahi klozeti kullanmayan, bilgisayarının klavyesini günde 2 kez kolonyalı pamukla silen ve bir restorana gittiğinde başta çatal kaşık bıçak olmak üzere servis tabağı ile tuzlukları ıslak mendille kırklayan birini tanıyorum. bu kişinin en takdir edilesi özelliği ise çevresindeki normal bireyleri ucubik** davranışlarıyla dehşete düşürmeden, bunları sonsuz bir sinsilikle yapıyor olması. öze dönük zekası hayli gelişmiş biri olarak güçlü ve zayıf yönlerinin ziyadesiyle farkında zira.