şükela:  tümü | bugün
  • tarihçi, romanin kuruluşunu anlarmıştır...
  • mo3000-ms600 arasındaki dönemi hayvan gibi detayli kaleme almis olan romali tarihci.

    (bkz: roma tarihi)
    (bkz: itina ile tarih yazilir)
  • roma tarihi uzerine 142 ciltlik bir eser yazmis ve felsefeyle de ilgilenmis, roma tarihcisi. tarihciligi konusunda sunlari soylemis: "tarihin incelenmesini yararli ve gerekli kilan sudur: gozlerimizin onunden çesitli ornekler gecer, bunlar arasindan kendiniz ve ulkeniz için yararli olanlari secebilirsiniz.’
    yazmis oldugu roma tarihi, ciltler halinde arkeoloji ve sanat yayinlari tarafindan yayimlanmis ve yayimlanmaktadir.
  • sallust ve tacitus ile birlikte roma imparatorluğunun en önemli üç tarihçisinden biridir. daha kendi çağında, yazdığı roma tarihi isimli eseri bir klasik olarak değer görmüş ve 18. yüzyıla kadar da tarih yazım tekniği diğer yazarlar üzerinde etkili olmuştur.
  • augustus cagi edebiyatinin, en buyuk duz yazi yazari kuskusuz titus livius 'tu.

    kendisi bir tarih yazarıdır. vergilius ve horatius 'tan farkli olarak, imparatorun yakin cevresinde ve hatta himayesinde yasamiyor fakat augustus ve ailesiyle dostca bir iliski icindeydi. bu yeni rejime karsi hicbir zaman buyuk bir cosku beslememis ve cumhuriyetci yonunu hep korumussa da augustus'un yonetimini de ictenlikle benimsemisti. hatta yazarın en buyuk eseri ab urbe condita 'da roma'nin ilk zamanlari ve onun erdemleri hakkinda cizdigi gorkemli tablo , augustus'un politikasina tam zamaninda verilmis bir destek gibiydi.

    gerek ab urbe condita dan gerekse baskalarinin eserlerinden edindigimiz bilgilere gore livius, durust, acik sozlu ve yurtsever bir kisilige sahipti. roma'nin tarihini yazmaya onu sevkeden seyin ne oldugunu kesin bilmesek te, hem augustus'un ya da maecenas'in tesvikleri hem de yurtseverligi -bunu, eseri yazarken kullandigi ifadeler ozellikle eski romalilarin erdemlerini anlatirken duydugu acikca belli olan sevinc ve zevk- sebep olarak gösterilebilir.

    eserin kapsadigi zaman; roma'nin efsanevi baslangicindan kendi yasadigi gune kadar olan zamandir. öldüğünde, i.s. 9 yilinda drusus'un ölümüne kadar olanlari yazmis bulunuyordu.gercekten buna esit bir baska eser daha gosteremeyiz. gecmisin bu denli etkili ve gorkemli bir resmini cizmis ve ondan gününün itiyaci olan ibret derslerini cikarmis olan bir baska sanatci daha gostermek zordur.

    livius'un eseri, amacinin ne oldugunu acikladigi bir giris bolumu ile -preaefatio- baslar. "..tarihi bilginin baslica saglikli ve yararli sonucu sudur ki; her turlu davranisin ornekleri aslinda oldugu gibi, acikca insanin gozleri onundedir; oradan kendin ve devletin icin izinden gidecegin ornekleri secebilir ve kotu baslayip kotu bitmis seylerden kacinabilirsin.." -eserden-

    bizim icin tarihin asil amaci livius'unki gibi ahlaksal bir amac olmayabilir ama bir yazar amacini yerine getirmisse, yazar olarak gorevini yerine getirmis demektir. livius da bunu yapmistir.

    eserin cesitli karakteristik ozelliklerini siralamak istersek;

    efsanelerden yararlandi. fakat o efsaneleri ne dogruladi ne de yalanladi. sadece onumuze serdi. kimisi gercek olmayabilir, ama gercege benzemektedir. cunku bunlar eski romalilarin erdemlerini, livius'un idealize ettigi eski romali karakterini sunarlar.

    zaman ilerledikce ve faydalandigi kaynak belgeler cogaldikca anlattiklarini daha ince ayrintilarine kadar vermistir.

    livius'ta, bize ennius ve vergilius'u animsatan cok sey vardir. gerek konusu gerekse konuyu isleyis yontemi destansi bir enginlige sahiptir.

    eski tarihcileri cogunun yapmadigi kadar yararlandigi kaynaklari bildirir. kuskulu kanitlara guvenemezdi. bunun sonucunda, dante, onun icin -yanlis yapmayan livius- demistir. (ama bu biraz abartili bir deyimdir. zira, livius yararlanacagi kaynaklari secerken pek titiz davranmamistir.)

    yunanli tarihci thukydides ve polybios gibi elestirici yetenege ve bilimsel bir tarih metoduna sahip degildir. askerlige ve siyasal konulara iliskin ozel bir bilgisi yoktu. kesin ve dakik bilgi vermeye egilimi vardi da denemez. bu yuzden anlattiklari tarih olarak her zaman guvenilir ve inanilir seyler degildir. cunku derin bir bilgi ve titiz bir arastirmaya dayanmamaktadir. -zira ilk 10 kitabi tamamen roma'nin gecmisine dayali efsanelerden olusur.-

    roma'nin gecmisini, eski romalilari ve roma'nin eristigi buyuklugu, buyuk bir coskuyla ve -bu coskunun nedne oldugu bir yan tutma ve ideallestirmeyle birlikte- durustce kaleme almistir. insanca degerlere ve insanca buyukluklere dayanarak roma'nin buyuklugune varmistir. fakat diyebiliriz ki; livius gercekleri yazmayi amaclamasina ragmen, yurtsever, duygusal ve ahlaksal bir yazar olusu, eserini bir tarih olarak olumsuz bir bicimde etkilemistir. eserin daha cok bir hayale dayanan ilk bolumlerinde bu bir sorun degildir. ama daha sonraki bolumlerde gerceklerden sapmasina yol acmistir. eski romalilar ne onun anlattigi kadar erdemli, ne de o kadar uygar kimselerdi.

    anlatma yetenegi, dramatik durumlari yansitmaya cok uygun uslubu ile olaylara ve karakterlere olaganustu canlilik kazandirmis bir yazar, bir sanatcidir.

    livius'un eserinde anlattigi roma ve italya olmasina ragmen, eserin bir baska kahramani da, daha ilk caglardaki yari efsanevi kahramanlari anlatirken bile goz onunde bulundurdugu augustus'tur. -fakat livius, augustus'a karsi savas vermis kisileri de saygiyla anar. buna ragmen livius cumhuriyetci sempatisinden hic vazgecmeden augustus'u benimsemis ve antonius'a karsi augustus'un tarafini tutmustur.

    livius'un karakterlerini yasayan kisiler, ona gore gercek kisilerdi. ve o gunun sartlaria gore, bu kisileri canlandirabilmek icin iki yol vardi onunde; karakter tasviri ve konusmalar. karakter tasviri, livius'ta cok azdir. fakat ikincisini bol bol kullanmis, kisilerinin dusundugunu hayal ettigi seyleri ustaca konusmalar haline sokmus, kisiyi konusturarak dusuncelerini ve kisiligini ortaya koymustur.

    livius'un yazi uslubu, duzgun, saf, karisikliktan ve kargasadan uzaktir. dili kisa cumlelerle yazan sallustius 'tan cok, uzun *period* larla yazan cicero 'ya daha yakindir. periodlari cicero'nunkilerden daha karmasik, daha curetli ve daha serbest bir bicimde kullanir.

    dilinde ve stilinde sonraki gumus caginin buyuk tarih yazari tacitus'un habercisi olan cok sey vardir. aslinda livius'ta yaklasan gumus cagini haber veren bircok belirtiler vardir. ornegin; eserindeki siir ogesi, artik siirle duzyazinin birbirine karistigini gostermektedir ki, bu sonraki cagin ozelliklerinden biridir.

    eserinden bir bölüm:

    ab urbe condita xxi. 32-37

    hannibal 'in alpler'i gecisi

    o cevrede yasayan gallerin anlasmayi sayarak ettikleri yardimlardan faydalanan hannibal cok yerde duz ve genis bir yolda ilerleyip alpler'in etegine geldi. herkesin gormedigi seyleri anlatan sozler bunlari pek buyuttukleri, hannibal'in ordusundaki erler alpler uzerine boyle sozler isittikleri halde daglarin yuksekliklerinin yakindan gorunusu, hemen hemen goklere karismis karli bolgeler, kayalar uzerine oturtulmus bicimsiz evler, soguktan kavrulmus, kucuk ve kocabas hayvanlar, saclari sakallarina karismis bakimsiz insanlar, dondan kaskati kesilmis butun canlilarla cansizlar, gorulmesi anlatilmasindan daha korkunc baska bircok seyler ordunun buyuk korkusunu yenilediler.

    ilk yamaclara ve yokuslara dogru yuruyenlerin karsisina ustun tepelere yerlesmis daglilar ciktilar. bunlar kolayca gorunmeyen derelerde pusu kurup birden savasa kalksalar pek buyuk bir bozgunluga ve kacismaya yol acabilirlerdi. hannibal erlere bayraklari arkasinda durmalarini buyurdu.

    araziyi gozden gecirmek uzere yolladigi gallerden buradan yol acip gecmenin olanaksiz oldugunu ogrendikten sonra her yani hep kayaliklar, ucurumlarla cevrili bir yerde bulunabilecek en genis bir derede ordugah kurdu. dil ve gelenek bakimindan daglilardan hic ayrilmayan ve bu yuzden kolayca daglilarin toplantilarina sokulmus olan ayni gallerden dar bogazin yalniz gunduzun tutuldugunu, geceleyin herkesin kendi evine dagildigini ogrenen hannibal goz gore gore gupegunduz zorla bogazdan gecmeye calisacakmis gibi gun dogarken tepelere yaklasti. gizlice hazirlanan isten baska bir isle yalanciktan ugrasarak o gunu durduklari yerdeki karargahi saglamlastirmakla gecirdikten sonra hannibal daglilarin bulunduklari tepelerden cekilip gittiklerini, bekcilerin seyreklestiklerini anlar anlamaz dusmana birsey sezdirmemek icin geride kalanlarin sayisinin gerektirdiginden daha cok atesler yaktirip agirliklari atlilar ve yayalarin coguyla olduklari yerde birakarak yalniz silah tasiyan seckin erlerle olanca hizla dar bogazdan gecip gitti ve dusmanlarin tutmus olduklari tepelere yerlesti.

    ertesi gun gunes dogarken ordugah toplandi ve geride kalmis olan ordu yavas yavas ilerlemeye basladi. verilen bir isaret uzerine her gunku bekleme yerlerine gitmek icin yola cikan daglilar, dusmanlardan birtakiminin kendilerinin kale gibi kullandiklari en yuksek tepeyi tutarak enselerine bindiklerini, baska birtakiminin ise yolda ilerlemekte oldugunu gorduler. bu iki olayin bir zamanda gozleri ve dusunceleri karsisina cikivermesi uzerine olduklari yerde donup kaldilar. ardindan dar bogazdaki sikisikligi, ordunun kendi gurultusu ve acelesi yuzunden karmakarisik oldugunu gorunce, her seyden once atlar urkmus olduklarindan, kendileri ayrica ufak bir korku bile yaratsalar bunun orduyu yok etmeye yetecegini dusunen, dolambacli ve gecilemeyecek yollara alisik olan daglilar kosup yolun her iki yanindaki kayaliklardan ordunun uzerine atildilar.

    kartacalilar ayni zamanda hem arazinin zorluguyla hem de dusmanla savasmak zorunda kaldilar. herkes once kendini kurtarmaya calistigindan dusmandan daha cok birbirleriyle dovusuyorlardi. ozellikle atlar ordunun yuruyusunu pek guclestiriyordu. ormanlarin, derelerin, buyulterek geri attiklari acayip, karisik bagirti cigirtilardan korkarak deli gibi oradan oraya kosuyorlar, kendilerine bir sey carpinca yahut yaralaninca o kadar urkuyor, yabanlasiyorlardi ki pek cok eri ve her tur yuku yere atiyorlardi. bogazin her iki yaninda ucurumlar, sarp yerler bulundugundan bircoklarini, hatta birkac silahli eri kalabaligin itisip kakismasi dipsiz derinliklere firlatti. yuk hayvanlari, sanki evler yikiliyormus gibi yukleri ile birlikte asagi yuvarlaniyorlardi.

    butun bunlar bakan icin tuyler urpertici idiyse de, hannibal, once gurultu ve karisikligi artirmamak icin kisa bir zaman kendisi yerinden kimildamadigi gibi erlerini de birakmadi. ordunun ikiye bolundugunu, butun agirliklarin elden gitmesi pahasina erlerini sapasaglam bogazdan gecirmis olmak tehlikesinin ortaya ciktigini gorunce bulundugu yuksek yerden asagiya kostu ve yalniz saldirisi ile dusmani dagittiysa da kendininkilerinin karisikligini arttirdi. fakat daglilarin kacmalariyla yol acilinca bu karisiklik ve gurultu kisa bir zamanda yatisti. biraz sonra yalniz rahatca degil hatta hemen hemen sessizlik icinde hepsi bogazi gectiler.

    ceviren : suad y. baydur
    kaynak: http://www.latince.net/
  • roma'nin kurulusundan roma kurulduktan yedi yuzyil sonra ilk kez yazili olarak bahseden tarihci.
  • ingilizce kaynaklardan faydalaniyorsaniz livy diye arayacaksiniz kendisini.
  • arkeoloji ve sanat yayınlarında gördüğüm roma tarihi adlı kitabın sahibi olan tarihçi.

    livius, kuzey italya da yaşayan varlıklı bir aileye mensuptur. ömrünü büyük bir kısmını doğduğu şehirde geçirmiş, zaman zaman da roma ya gitmiştir. yazar olarak felsefe ve hitabet ile ilgilenmiş livius, daha çok, tarih alanında ün yapmıştır. roma tarihi adlı eseri kazandırmıştır. kullanacağı kelimeleri seçmekte usta olan livius, eserlerinde olayları zengin sözcük hazinesiyle sade bir şekilde anlatırken onlara canlılık, heybet ve heyecan vermesini bilmiştir.
  • ingilizce'de "livy" diye de anılır titus livius. ayrıca belirli çevrelerde "titi livi" de dendiği olur kısaca.
    ab urbe condita okunduğunda görülecektir ki, yazar oldukça samimidir okuyucusuyla. zat-ı muhterem, efsaneler ile gerçekler arasında dalgalandığı halde bilimsel kuşkuculuğunun izlerini de kolayca bulabilirsiniz ilgili yapıtta.

    (bkz: roma'nın yurtsever tarihçisi titus livius)
  • titus livius' a göre ikiz kardeşler olan romus ve romulus, roma'yı kurarken aralarında kadın olmaması sebebiyle bir parti verirler ve bu partiye katılan sabinlerin karılarını kaçırırlar.