şükela:  tümü | bugün
  • tiyatrodan tiksinme sebebidir. 5 dakika boyunca alkışlatır kendisini. bir orada alkışlatır bir burada yetmez amuda kalkar alkışlatmak için. baktınız elleriniz yavaşladı şınav mekik falan çeker daha fazla alkışlamanız için.

    edit: her emek vereni 15 dakika alkışlayalım o zaman. otobüs şoförü 10 saat emek veriyor otogarda indiğimizde 15 dakika tüm yolcular alkışlasın.

    edit 2: halen olayı alkışlamamak ile karşılaştıran arkadaşlar var. uzun süreli alkislatmaktan bahsediyorum. başka hiçbir meslek grubunda olmadığı kadar uzun alkışlanacak ne yapıyor bu adamlar? ayrıca evet sevmiyorum, alkışlamak benim için 10 saniyeyi geçmemesi gereken bir eylem.
  • bazıları cidden abartıyor son gittiğim tiyatroda 15 dk alkış tuttuk, ortam ter koktu o derece, sağolsunlar günlük sporumuzu yapmış olduk.
  • insanlar onca zaman oturup çalışıyor emek veriyor 3-5 dakika alkış tutmaya bile tahammülünüz yoksa gitmeyin. sonra tekrarını internetten izlersiniz*

    tanım: tiyatro oyuncularının, muhtemelen beleş bilet bularak ya da sevgilisinin zoruyla orada bulunan insanlar tarafından eleştirilmesi durumu.
  • seyirciye üçlü çektirmesinden evla olan hareket.
  • ben fanatik bir sinemaseverim.
    öğrenciyken harçlığımı sinemaya yatırmaktan asla gocunmadım. mango'ya para gömeceğime sinemaya gömdüm. şimdi kapanan o güzel salonlarda 2 bilemedin 3 kişi ile muazzam filmler izledim. film alkışlayan insanlarla tanıştım, sonra onlara katıldım. herkes bize deliymişiz gibi bakıyordu. bu durum tamamen "tiyatro seyircisi naiftir, alkış oraya aittir" algısından ileri geliyor. alkışlara doyamadınız arkadaş, bırakın filmleri, tabloları, heykelleri de alkışlayalım. sanatı kendinizden başka kimse yapmıyor sanıyorsunuz.
    orada iki alkış al, "en yüce sanatkar biziz" de, sonra git kurtlar vadisi'nde oyna, "ama para da lazım" de.

    artık o güzel sinema salonları yok, avm'nin birinde ezkaza güzel bir film vizyona girer de alkışlayan birini görürseniz o muhtemelen benimdir.
  • alkışlamadığınız takdirde bayılamayacağı şey. beğenmediğiniz şeyi alkışlamak zorunda değilsiniz. emeğinin karşılığını almaya da herkes bayılır.
  • ego tatmini icin asla degildir. emegin karsiligidir, tiyatro gelenegidir, hostur, guzeldir
  • uzunca zamandır sahne tozu yutan ve bunu yarı-amatör olarak yapan biri olarak verdiğim emeklerin aldığım tek karşılığı. ödemek isteyen fazlasıyla öder, istemeyen çıkar gider. ikisi de candır.
  • sanat güneşimiz zeki müren'in şu efsane şarkısını tiyatro düşmanları için çalalım bari..
    alkışlarla yaşıyorum

    sevgi dolu bir dünyam var dört yanımda tüm insanlar
    dünya malı neye yarar dostluklarla yaşıyorum
    şiirlerde romanlarda
    gelmiş geçmiş zamanlarda
    tamburlarda kemanlarda şarkılarla yaşıyorum
    sevgilerden nakışlarla mutlu mutsuz bakışlarla
    kalpten kalbe akışlarla alkışlarla yaşıyorum ..
  • e herıld yani dediğimdir. o oyunun arka planındaki çalışma, verilen emek, verilen zaman, yutulan o toz boşa değil. yeri gelir stresten kusarsın, yeri gelir geceleyin uykundan uyanıp yatağında oyununu oynarsın. her şey seyircinin karşısına çıktığında, ışıkların sende olmasıyla bitmiyor. o alkış bütün emeğin boşa gitmediğidir, mutluluktur, huzurdur.